Otistik çocuklar için konsere gider misiniz?

Yorumlar
Seniz, 27/01/2012 10:53 am
Jinekoloğum Melih Aygün aracılığıyla meslektaşı olan ağabeyi Mehmet Aygün’ün Galata Rotary’de aşağıdaki hayırlı aktiviteyi yönettiğini haber aldım.  
OTİSTİK ÇOCUKLAR İÇİN MOĞOLLAR KONSERİ
  • 2 Şubat 2012 Pesembe günü saat 21:00′de
  • İş Sanat Merkezi(İş Kuleler 4.Levent)’nde
  • Otistik Çocuklar hayrına Moğollar konseri olacak
  • saat 20:00da Kokteyl var
  • Bilet: 35 TL, Biletixten direk satış mevcut.
  • İsteyenler için bileti Melih Bey de temin edebilir: mayguen@hotmail.com

Çocukça deneyler

Yorumlar
Seniz, 22/01/2012 10:58 pm

Bu sabah elime Yalvaç Ural’ın “Çocuklara Deneyler” adlı küçük bir kitapçığı geçti. İçinde 28 tane basit deneyin yer aldığı bu kitapçık veya bu tür çalışmalar sıkıcı Pazar günlerinize biraz da olsun renk katabilir.

 Deney 1

 Biz ilk önce ısına havanın genleştiğine dair bir deneyle başadık. Deneyin malzemesi son derece basit:

  • İçinde kaynar su bulunan bir tencere
  • İçi boş bir cam şişe
  • Bir balon

Nasıl yaptığınıza gelince;

 İçi boş şişenin ağzına balonu geçirip içinde kaynar su bulunan bir tencerenin içine koyuyorsunuz.

Sonuç: Isınan suyun şişenin içindeki havayı genleştirmesi sonucu şişenin ucundaki balonu şişmeye başlayacak ve 4 yaşındaki ufaklığınız çığlık atarak size koşacak :)

Deney 2

  • 2 adet haşlanmış yumurta
  • İçi tuzlu su dolu bir bardak
  • İçi normal su dolu bir bardak

 Haşlanmış yumurtanın birini tuzlu suyun olduğu bardağa, diğerini ise normal suyun olduğu bardağa bırakın. Normal sudaki yumurtanın battığını, tuzlu suya bırakılan yumurtanın ise bir süre yukarıda kalacağını gören ufaklığınıza bunu deney olarak mı yoksa sihir olarak mı tanıtacağınız artık size kalmış!

Home TV-mania

Yorumlar
Seniz, 22/01/2012 2:56 pm

Bu aralar Home TV-mania oldum. Melis’in (maaşallah diyelim!) kendi kendisine uyumayı öğrenmesinden beri, onu yatağına koyup bir gölge gibi merdivenlerden aşağıya süzülüp Home TV’yi açıyorum. Ne dediğini anlamayacağım kadar ağır bir aksanla İngilizce konuşan Fransız şefimizin “Glamour Plus” programını tamamen fantezi olsun diye izliyorum. Niye fantezi derseniz, mesela  geçenlerde Noel için macaronlardan bir Noel ağacı yaptı! Bilmem anlatabildim mi?

“Fiks Menu” deki kız zaten yemeği anlatırken ağzınız sulanıyor.Tarifini verdiği yemeklerin çok yağlı olanları hariç çoğu yapılası tarifler. Pratik ve lezzetli yemeklere benzemekteler.

Martha Stewart sponsorluğundaki “Everday Food” programından ise çok pratik olmasından dolayı yararlanmaya başladım bile. Tek derdim 1 “cup” denen ölçünün içeriğiydi ki Hz. Google sayesinde cafe fernando.com’dan bu konu hakkındaki tüm detayı aldım . Merak edenlere linki gönderiyorum:

http://cafefernando.com/turkce/olculer/

En nihayetinde kendimi buzdolabının önünde kemirecek birşeyler ararken buluyorum ki saat 10’dan sonra hem light hem de onca nefis yemek tarifinden sonra beni tatmin edecek birşey bulmam pek tabii ki mümkün olmuyor!

Karda yürüyüş

Seniz, 16/01/2012 11:09 pm

Küçüklüğümden beri bayılırım kara. Ne güzeldir yağan karı seyretmek! Hele ilk yağan yumuşacık karın üzerine basıp “gırc-gırc” seslerinden başka birşey duymadığınız bir sokakta yürümenin tadına doyulur mu?

Bu akşamüstü Ümraniye’deki iş yerim ile Çekmeköy’deki evim kara teslim oldu. Herhalde birdenbire bastırdığı için hepimizi hazırlıksız yakaladı. Benim siteye doğru uzanan yokuşun başında herkes tek sıra halinde geri geri park etmeye başladığında, ben de hiç itirazsız bu trende katıldım. Arabayı kilitleyip evime yürüyerek gittim. Sonra yokuşun ve güzide sitemize gelen yolun kar temizleme aracıyla temizlendiği haberini alınca, gerisingeriye arabama yürüyüp kendisini garajdaki yuvasına bıraktım. Normalde kırk saat söyleneceğim bu zahmete katlanmak bence tam bir zevkti! Mecburen de olsa karın içinde botlarımla 20 dakika boyunca hızlı hızlı yürümek öyle iyi geldi ki!

Şimdi size aksiyon! Sıkıca giyinip çekin botlarınızı ayağınıza. Sonra da başlayın karın içine gömüle gömüle yürümeye. Tıpkı kumun üzerinde çıplak ayak yürümek gibi bir etkisi var. Bacak kaslarınızın normalden çok daha fazla çalıştığını, yürüyüşünüz bittiğinde çayınızı içerken fark edeceksiniz. Hele hele çalışan bir bayan değilsiniz, hiç ama hiç bahaneniz yok! Sabah sabah çıkın dışarıya… Her zamanki gibi, minimum 20 dakika…

Tabii unutmadan….

Aklıma karda yürüyüşten daha eğlenceli ve ruhunuza iyi gelecek bir tek şey geliyor: Bahçeye çıkıp çocuklarımızla karda oyun oynamak ve koşturmak…

Saray organik

Yorumlar
Seniz, 04/01/2012 10:38 am

Saray Muhallebicisi, çocukluğumdan beri hayatımdaki anlamını hiç kaybetmedi. İlkokuldayken haftada en az bir kez annemin muayenehanesini arar ve ona ya tavuk göğsü ya da kazandibi ısmarlardım.

Saray Muhallebicisi beni hamileliğimde de yalnız bırakmadı. Hamileliğimin son 2 ayında sırf kilo alabilmek için ( başka hiçbir sebebi yok!) her sabah saat 4:00′te kazandibi seanslarım olmuştu. Hala da önünden geçerken Saray Muhallebicisi beni çağırır. Üç defanın en az birinde içeri girip tarçınlı kazandibimi yerim.

Bugün ise sanki hayatım boyunca müdavimi olduğumu bilmiş gibi Saray bana bir mail attı. Ama bu sefer Muhallebici kimliğiyle değil, organik Saray kimliğiyle! Hemen websitelerine girdim. Organik bal, reçel, pekmez, sirke, zeytinyağı, salça, makarna çeşitlerinin yanında bir de organik çorba çeşitlerini gördüm ki herhalde ilk deneyeceğim ürünlerinden olacak. Siz de organikçiyseniz, bence bir girip bakın!

http://www.sarayorganik.com/

Güle güle 2011

Seniz, 29/12/2011 9:46 pm

2012′ye girmemize 1 gün var.  Yılbaşı haftasonuna denk gelince ben de kızımla yılbaşı havasına girebilmek için bugün işten izin aldım. bir ay önceden planını yapmıştım. City’s Nişantaşı’nda Noel Baba’yı görecek, sonra da kum boyama yapacaktık.

Sonra programa kardeşim ve aslan parçası ( Muhteşem Yüzyıl terminolojisi!) yeğenim Oğuz katıldı. Dördümüz birlikte oluruz da varoluşumuzun sebebi annemiz eksik olur mu? O da geldi. Maaşallah diyelim! Yeni bir yıla girerken sağlık ve aileden daha önemli ne olabilir ki?!

Herkese sağlıklı ve güzellik dolu bir yıl dilerim!  Bu sene kafamda en çok yer eden şiiri size hediye ediyorum…

Yavaş yavaş ölürler
Seyahat etmeyenler.

Yavaş yavaş ölürler
Okumayanlar, müzik dinlemeyenler,
Vicdanlarında hoşgörüyü barındıramayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Alışkanlıklarına esir olanlar,
Her gün aynı yolları yürüyenler,
Ufuklarını genişletmeyen ve değiştirmeyenler,
Elbiselerinin rengini değiştirme riskine bile girmeyenler,
Bir yabancı ile konuşmayanlar.

Yavaş yavaş ölürler
Heyecanlardan kaçınanlar,
Tamir edilen kırık kalplerin gözlerindeki pırıltıyı görmek
istemekten kaçınanlar.

Pablo Neruda

Uyku derdimiz: √

Seniz, 27/12/2011 1:56 pm

Bunu yazabilmek için ne çok bekledim! Ve en sonunda yazıyorum: Melis’i uyutma derdim 4 yaşa 1 ay kala sona ermiştir! Darısı diğer uyutamayan annelerin başına…

 ”Annelerin” diyorum çünkü uyumayan çocuklarımız değil, uyutamayan bizleriz! Öncelikle bunu kabul ederek başlayalım ki hırsımızı uyumayan çocuklarımızdan çıkarmayalım. Türk çocukları nasıl oluyorsa bir türlü uyumazlar, elin Avrupalısının çocuğu ise 20:00 deyince yataktadır. Etrafta “Ben de böyleymişim, herhalde genetik” laflarını duymaktan da bıktım. Ne genetiği canım! Bütün Türkler genetik olarak akşam uykusunu sevmiyor muyuz?  Bir de şöyle düşünün: Demek ki sizin anneniz de size kendi başına uyumayı öğretememiş!

Gel gelelim koca 4 seneden sonra küçük sincabın nasıl uyumaya başladığına. Bildiğiniz gibi pedogojide birçok kabul gören çocuk uyutma yöntemi var: Ağlatma metodu, doğal ebeveynlik, Ferber metodu veya 4 senedir benim kullandığım Mazoşist anne metodu…  Bu ay yepyeni bir yol seçtim: Rüşvet verme metodu!

Nasıl derseniz…

Melis i-pad sevdalısı.  Eski oyunlarından sıkıldı. Almak istediği yeni oyunlar ise paralı. Şimdiye kadar paralı oyunlardan hiç yüklememiştim. Rüşvet verme metodunda tam da Melis’in zayıf karnına, yani onun isteyip benim yüklemediğim paralı oyunlara yöneldim. Dedim ki:

 ”3 gece kendi odanda, yanında ben olmadan uyursan, ne oyun istersen iste yükleyeceğim.”

 Melis inanamadı: “Paralı oyunları da mı??”

Rüşvet metoduna başladığımdan beri 2 hafta geçti. Melis’in her uyuduğu gece için takvime bir çiçek yapıştırıyoruz. Toplam 3 olduğunda ise kendisinin istediği oyunu yüklüyoruz. Gerçi şimdiye kadar paralı bir oyun seçtiği olmadı ama sözüm söz! Paralı bir oyun bile olsa, alacağım:)

Tabii çocuk büyütmekte hiç istisnasız uyguladığım tek prensibim olan “tutarlı olma” ya bu konuda daha da bir itina gösteriyorum.  Çiçek kazanmak istemediği akşamlarda bile, kendi tericihi gibi kendi kendine uyumasını sağlamaya devam ediyorum. Geri adım yok!

Fit ol, terfi et!

Yorumlar
Seniz, 22/12/2011 1:18 pm

İyi eğitim görmüşsün, akıllsın, çalışkansın. Bir de güzelsen, yürü ya kulum! İş hayatında basamakları hızla çıkmaman için hiçbir sebep yok! Nereden çıktı bunlar derseniz Harvard Business Review’da “Hot or not” adlı makaleyi referans olarak verebilirim.

 Makalenin yazarı Alison Beard’in, Catherine Hakim’in “Erotik Sermaye” adlı kitabından esinlenerek yazdığı makalede sadece yüz güzelliğinin değil, fit bir vücuda sahip olmanın, bakımlı bir görünümün de insanların bilinç altını etkileyip rekabet koşullarını belirlediğini belirtiyor. İşte size fit olmak için bir sebep daha! Ne demiştik şimdiye kadar? Fit olmalıyız; sağlık için, kendimize saygı için… İşte size yeni sebebimiz: Terfi ve maaşımızda zam için :)

Helena Rubinstein demiş ki: “Çirkin kadın yoktur, sadece tembel kadın vardır!”

Bu arada yukarıda bahsi geçen “Erotik Sermaye”, orjinal ismi “Erotic Capital” kitabının ya Kindle ya i-pad versiyonun alıp derhal okumaya başlayacağım. Kulağıma çok ilginç geliyor. Bitince de her zamanki gibi sizlerle paylaşacağım :)

Çocuklu haftasonları

Seniz, 07/12/2011 6:05 pm

Çocuklarla haftasonlarında eve tıkılıp kalmamak lazım. “Havalar kötü” diye bahaneler yaratıp tüm haftasonunu kasvetli bir ruh haliyle evin dört duvarı arasında geçirmek yerine, internette çocuklarla yapacağınız aktiviteleri araştırın derim. 

 Ben dün akşam dersimi araştırdım. Meğer yapacak ne kadar çok aktivite varmış! Melis ile haftasonları sıkıntıdan ne yapacağımı bilemezken, şimdi seçenekler havuzunda ne yapacağımı bilemiyorum. Neler mi? Örnek olarak 17 Aralık 2011 tarihini alalım. Buyrun size İstanbul’da 4 yaşına girmiş bir çocuğu götürebileceğiniz aktiviteler: (Pek tabii ki bu aktivitelerin olduğu mekanlarda farklı yaş gruplarına dair aktiviteler de bulunuyor!)

City’s Nişantaşı-17 Aralık 2011, Ctesi

11:00 → Noel baba ile yeni yıla hoş geldiniz!

12:00 → Kahkaha aynaları

13:00 → Kinder Musik at “play to learn”

İyi Cüceler Kitabevi-17 Aralık 2011, Ctesi

11:30-13:30 → “Kim korkar Kırmızlı Başlıklı Kızdan?” kitabı okunacak ve sonra da masalın kıyafetleri giyinip canlandırma yapılacak

İstanbul Modern -17 Aralık 2011, Ctesi

10:30 ve 14:00 → Çilek & Çırakları Mutfakta: Çocuklar anne ve babaları için yeni yıl çikolataları yapacaklar.

Akbank Sanat-17 Aralık 2011, Ctesi

11:30 Oyuncak Heykel Atölyesi

Yapı Kredi Kültür Merkezi-17 Aralık 2011, Ctesi

11:00 → Ayıcık & Farecik’in Maceraları: Kitap okuma

Mucitler Atölyesi-17 Aralık 2011, Ctesi

10:00-10:50 → Deney Atölyesi

11:00-11:50 → Matematik & Zeka Oyunları

Great aupair.com

Yorumlar
Seniz, 01/12/2011 5:20 pm

Yakında yavrulamak üzere olan bir iş arkadaşımın kocasının azmi ile bulduğu bir bakıcı sitesinden bahsetmek istiyorum: greataupair.com

Global dünyamıza yaraşır bir şekilde her türlü milletten bulabileceğiniz bu bakıcı portalına sizin de üye olup bakmanızı tavsiye ederim. Kendinizi atının yanında poz veren Ukraynalı hatunlardan tutun, göz süzen Japonlara kadar öyle ilginç bir portföyün içinde bulacaksınız ki sormayın!

Kızıma Rottenmeier cinsi bir Alman mürebbiye bulabilir miyim diye eğlence olarak girdiğim greataupair.com’da aramamı Türkiye’de yaşayan veya yaşamak isteyenler diye yaptım. Aman Tanrım bir de ne göreyim! Ben diyim 3000, siz diyin 3500 kızımız potansiyel bakıcım durumunda! İşte bazılarının tanıtım için yazdıkları özetlerden seçmeler:

—Flora diyor ki “Kolay ve sorumluluk sahibi biriyim. Bu arada kötü bir insan değilim!” 

 İyi tabii, çocuğuma baktıracağım insanın kötü bir insan olmadığını deşifre edebilmiş olması çok artık puan. Cem Yılmaz’ı anmadan edemiyorum, kimbilir bunun üzerine neler derdi!

—Tunuslu kızımız İman “Neyle ilgilenmemi istiyorsanız, onunla ve daha FAZLASIYLA  ilgileneceğimden emin olabilirsiniz” derken insanın aklında servislerin çocuk bakımını aşabileceği hakkında şüpheler yaratıyor.

—Filipinli Lucy ise 46 yaşında olduğunu bildirirken “ama daha genç ve sağlıklı göründüğünü” ekleyince zihnimde genç ve diri vücutlu Feriştah belirdi ansızın!

Tam daha iyisi olabilir mi derken, bir de baktım Tunuslu kızımız İman beni favorileri arasına eklemiş bile!

Bu siteden bize hiç yar olur mu bilmem ama bir bakın isterseniz…

Switch to our mobile site