2 sene önce bugün
Bu sabah saat 6’da kalktım. 2 sene önce de öyle yapmıştım. Birkaç saat sonra doğacak olan kızımı en sonunda görebileceğimi düşününce daha fazla uyku tutmamıştı. Mutlu olmam gerekirdi, hiç de hoşlanmadığım 9 aylık yolculuk sonuna gelmişti. Ama ben düşünmezsem, endişe etmezsem yaşayamam ki…Karnımı kucaklayıp bir saat boyunca salonda oturdum. Narkoz almak riskliyse, ben iyi olacak mıyım; ben iyi olmazsam ona kim bakar, bebek iyi olacak mı gibi temel endişelerin üzerinden geçtikten sonra, başladım estetik kaygılara: Bebeğim kime benzeyecek, hiçbir iz olmayan vücudumda sezeryan izi ne kadar belli olacak… Ben hayatımda aynı gün içerisinde hiç bu kadar çok endişeyle karşı karşıya kalmamıştım.
Sonra sevgili, kaygısız eşim kalktı; sanki normal bir Pazar sabahı kahvaltıya gidiyormuşuz edasıyla aldı beni arabasına ve hastaneye gittik. Ailem orada bekliyordu. İlk defa bunca yakınım yanımda olmasına rağmen kendimi yapayalnız hissettim. Sonrasını yaşamış gibi değil de, seyretmiş olduğum bir film gibi hatırlıyorum. Saat 9 gibi gözümü kapattım ve tekrar açtığımda artık anne olmuştum. İş hayatında aldığım ve alacağım bütün terfilerden daha büyük bir terfiydi bu. Bu coşkuyla, doğum sonrası depresyonu denen şeyin yakınından bile geçmedim. Halbuki hazırlıklıydım. “Siyah Süt”ü okumuş, kendimi olacak her türlü ruh bozukluğuna hazırlamıştım. Ama olmadı. Uykusuzluk, can acısı… Zaten bunları da bekliyordum. Ben uykusuz kaldığından, emzirmekten dolayı çektikleri acılardan dolayı şok geçiren yeni anneleri bazen anlayamıyor, hamileyken hiç mi ev ödevlerini yapmadılar diye şaşırıyorum. Günde 4-5 saatten fazla uyumayacağımı da, emzirmekten dolayı kaçınılmaz olan can acısından da haberdar olarak başladım herşeye. Belki o yüzden doğuma güle oynaya giren annelerden olmadım, ellerim buz gibi kesti, kulaklarım uğuldadı narkoz verilene kadar. Belki de ben doğum sonrası değil de, doğum öncesi sendromu geçirmişimdir 25 Ocak 2008′den bir hafta önce. Doğumdan sonraya sadece, yüzünü seyretmekten, nefesini duymaya çalışmaktan, uyumam gereken 3-4 saatlik gece uykusundan bile kendimi mahrum ettiğim kızımın tadını çıkarmak kaldı.
Bugün Melis 2 yaşına basıyor. 2 sene öncenin 2,75 kg’lik bebeği, dün benimle gülüp eğleniyordu. Ona sarılıp dedim ki “2 sene önce bugün hala benim içimdeydin”. Hiçbirşey anlamadığı gibi kucağımdan kaçmaya çalıştı. Ama ben bunu her sene söylemeye devam edeceğim. Taa ki benim için bugünün ne kadar özel olduğunu kızım da anlayana kadar! Şimdi düşünüyorum da, çocuklarının doğumgünlerinde niye anneler kutlanmaz? Asıl kutlanması gereken onlar! Bencilce mi? Belki…Ama bugün deliler gibi kutlamayı ve kutlanmayı isteyen benim!


melis gelmis hos gelmis. annesinin minik faresine nice güzel ,sağlıklı yaslar
Mutlu Yıllar Meliscim. Şeniz bu arada yazılarını büyük bir heves ve kahkahalarla birlikte okuyorum. Harikasın. Sana da mutlu yıllar dostum.)
Bu da yılda 2 kere doğum günü kutlamak istersin belki diye.)
http://www.haberturk.com/haber.asp?id=201591&cat=220&dt=2010/01/18
Sevgiler, Fati
Kızıcığınla birlikte nice mutlu doğumgünleri kutlarsınız inşallah. Sevgiler
İşte sırf bu yüzden doğumgünümde o beni aramadan önce ben annemi arıyor ve teşekkür ediyorum. Eşimin doğumgününde ise kayınvalideme çiçek gönderip teşekkür ediyorum. Ben mi? Kimse kızımın doğumgününde beni kutlamıyor
)