Arşivler – May, 2009

İş kanununda hamilelik

İşiniz artık size ağır mı geliyor? Değiştirilmesini talep etme hakkınız var!
 İş Kanununa göre; hamile işçi, hekim raporu ile gerekli görüldüğü takdirde, sağlığına uygun daha hafif işlerde çalıştırılır. Ve bu durumda işçinin ücretinde kesinlikle bir indirim yapılamaz!
 Hamile kaldıktan sonra ofiste yalnız kalmaktan korkar mı oldunuz? İş Kanunu der ki…
 Hamile ve yeni doğum yapmış işçinin yalnız çalıştırılmaması esastır.

(more…)

Yorum yazın May 24, 2009

İyi bir doğum öncesi eğitimi nasıl olmalı?

 

Hamilelik geçirmiş 20 arkadaşıma gönderdiğim bir ankette doğum öncesi eğitimine gidip gitmediklerini sordum. Neyse ki gitmeyen arkadaşım azmış! Ben her konuda iyi bir eğitimin gerekliliğine inanan bir insanım. Bilmediğim bir konuda bilgi edinmek için temel eğitimlerden geçmek gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla ben de bu eğitimlerden birine katıldım. Üstelik Anadolu tarafında çalışırken, 6 aylık hamile halimle üşenmeden her hafta çarşamba günü işten çıkıp motora binip Avrupa yakasına geçerek özel bir hastanenin eğitimine katıldım.
Yine aynı ankette arkadaşlarıma gittikleri “doğum öncesi eğitimi”ne dair sorduğum sorulara cevapların hepsi negatifti. Hepsinin de sorunu aynıydı: teoride tamam, ama gerçeğe uzak! Bana soracak olursanız, ben pek de fena bulmadım. Evet, hayal kırıklığına uğradığım oldu. Özellikle de Amerikan filmlerinde gördüğüm partnerli nefes egzersizlerini hayal edip de buna dair hiçbir ders alamayınca! Ama diyebilirim ki, asıl bu eğitimlerin sonunda tam olarak nasıl beslenmem gerektiğini öğrendim. Ne kadar eksik beslendiğimi görüp hamileliğimin sonuna kadar almam gereken her besini günü gününe sayarak gittim. Bunun için bir besin günlüğü tuttum ve benim yeterli beslenmem için çok faydalı oldu. (Sizle de “Besin Günlüğünüz” adındaki yazımda bunu paylaşıyorum.)
Peki nedir beklediği hamile kadınların bu eğitimlerden ve nasıl iyi bir eğitim hazırlanabilir?
Genellikle Türkiye’de hastanelerde verilen doğum öncesi eğitimlerinde aşağıdaki konular yer alıyor:

  • Hamilelikte Vücuttaki Değişiklikler
  • Hamilelik ve Hamilelik Evreleri
  • Hamilelikte ve Lohusalıkta Beslenme
  • Hamilelikte Egzersiz
  • Hastane Hazırlığı ve Çanta Hazırlama
  • Normal Doğum ve Sezeryan
  • Doğum Sonrası Bebek Bakımı
  • Yenidoğan Problemleri
  • Emzirme, Emzirme Pozisyonları, Emzirme Sorunları
  • Anne – Bebek Psikolojisi

Bana kalırsa normal doğum yapmak isteyen anne adaylarına bu eğitimler sırasında pek kredi verilmiyor. Amerika ve Avrupa’da doğum öncesi eğitimleri şu konuları da içine alıyor:

  • Doğumun safhaları ve doğum
  • Doğum sancısıyla başa çıkmanın yolları
  • Eşiniz size doğum esnasında nasıl yardımcı olabilir
  • Doktorunuzu ne zaman aramalısınız? Doğumun başladığını nasıl anlarsınız?

Benim aldığım eğitimde ise, normal doğuma yönelik sadece 45 dakikalık bir bölüm oldu ve bu süreci anlatan hemşire tıpkı bir korku filmini anlatır gibiydi. Ders esnasında bir anne adayı yanımda baygınlık geçirdi desem herhalde ne demek istediğimi anlatmış olurum! Sanki bu hemşire, “normal doğurmayın, işimizi zorlaştırmayın gelin sezeryan olun” der gibiydi. Türkiye’de sezeryan sayısındaki artışı biliyorsunuzdur. Gelişmiş ülkelerde sezeryan asla anne adayının önüne koyulan bir alternatif olamaz. Sadece gerekli durumlarda yapılan sezeryan, ülkemizde ne yazık ki doktorlardan büyük teşvik görüyor. Tabii bu zihniyetin ürünü olan eğitimler de yukarıda bahsettiğim konulardan hiç nasibini alamıyor.
Henüz Türkiye’de normal doğumu destekleyen doğum hemşirelerinin verdikleri özel kurslar çok görülmüyor. Halbuki Amerika’da ve Avrupa’da doğum öncesi eğitimlerini özel olarak veren doğum hemşireleri bulunuyor ve bu hemşireler isteğiniz durumunda, bizim eski tabirimizle “ebe”niz olarak doğumunuza katılabiliyorlar. Umarım Türkiye’de de bu uygulama yavaş yavaş oturur ve normal doğumların sezeryanlara olan oranında bir yükseliş olur. Herşey doğal akışında daha doğru ve daha güzel…

Yorum yazın May 24, 2009

Doğumdan önce yapmanız gereken 10 şey

Sevgili anne adayı! Bu satırları okuduğunuza göre daha hala anne adayı dumundasınız, doğurmadınız..O zaman aşağıdaki listede not ettiklerimden doğumdan önce en azından 10 tanesini yapın. Pişman olmayacaksınız, tam tersi bana dua edenleriniz bile olabilir:)

  • Sabah uyandınız ve evde çıt çıkmıyor. “Ee, ne var bunda?” demeyin! İlk tavsiyem evinizdeki sessizliğin tadını çıkarın. Bunun ne lüks olduğunu çok yakında anlayacaksınız :)
  • Sinemada veya DVD player’da film izleyin. Bebeğiniz doğduktan sonra, eğer şanslıysanız, haftada bir kez “sex & the city” ya da “friends” türü bir dizi izleyecek kadar zamanınız olacak. İyisi mi, siz şimdi sıkılıncaya kadar film izleyin.
  • Bütçeniz elverdiği ölçüde eşinizle veya arkadaşlarınızla dışarıda yemek yiyin. Tavsiyem kendinize göre yemek bulacağınıza ve çocuk sesi duymayacağınıza emin olduğunuz restaurantlara gitmeniz!
  • Eşinizle başbaşa tatile gidin. İster kar, ister deniz manzarası görebileceğiniz bir yere gidin.
  • Hamilelik geçirmiş 20 arkadaşıma gönderdiğim bir ankette, hamileliklerini tekrardan yaşasalardı neyi farklı yaparlardı sorusuna aldığım cevaplardan en çok tekrarlananlardan biri, “daha fazla naz yapardım” oldu! Unutmayın, hayatınızın yaşayabileceğiniz son bencil dönemi…Hazır hamileliğiniz devam ederken, iyisi mi bol bol naz yapın tüm sevdiklerinize..Ama tadında bırakmayı unutmayın tabii :)
  • Bebeğiniz doğunca kalbiniz uzun sürece ona akacak ve onda kilitlenecek. Eşinizin o dönemde kendisini sevdiğinizden emin olabilmesi için bugünden çalışmaya başlayın: Aklınıza her geldiğinde, onu ne çok sevdiğinizi söyleyin ve gösterin!
  • Okuyun! Dergi okuyun, gazete okuyun, özellikle de kalın kalın romanlar okuyun! Bebeğiniz doğduktan sonra uzun bir süre buna imkan bulamayabilirsiniz..
  • Yakın arkadaşlarınızla (çocukları varsa, tercihen çocukları olmaksızın) elinizden geldiğince çok vakit geçirin. Saatin kaç olduğunun farkında olmadan oturun, konuşun, dertleşin, dedikodu yapın. Altını tekrar çizmek isterim: zamanı unutun!
  • Aylardır belki de yıllardır düzenlemek istediğiniz ama bir türlü elinizin değmediği dolaplarınızı, CD-DVD’lerinizi, kitaplarınızı düzenlemek için daha iyi bir zaman olamaz.. aslında daha başka zaman da olamaz!! Kendinizi yormadan, içinize sindire sindire evinizi kıyı köşe düzenleyin..
  • Vee bol bol UYUYUN! Tutun ki uyandınız, o zaman yatakta kalın. Kocanıza şımarın, kahvaltıyı yatağınıza getirsin!

1 Comment May 24, 2009

Doğum bavulunuz hazır mi? Son kontroller!!

Doğum için
□Video kamera
□Fotoğraf Makinesi
□Doğum teminatı olan özel sağlık sigortanız varsa, sigorta kartınız
□Doğumdan sonra kimi arayacağınızın (veya sms atacağınızın) listesi
□Size kendinizi iyi hissettirecek herhangi bir şey: aile fotoğrafınız, en sevdiğiniz peluş hayvanınız vs..
□Saçlarınızı doğum esnasında yüzünüzden çekmeniz sağlayacak lastikli bir toka (normal doğum için) 

Kişisel eşyalar
□Diş fırçası ve macunu
□Tarak, saç fırçanız
□Şampuan, duş jeli, yüz temizleme jeli, nemlendirici, makyaj çantanız (ve bunun gibi sizi doğumdan sonra sizi yine insan gibi hissettirecek herşey!)
□Büyük boy ped (hastaneler verdiği halde, tavsiyem kendinizi rahat hissettiğiniz markadan 1 paket yanınıza almanız)
□Kutlama için 1 şişe şampanya :)
Giyecekler
□4-5 adet rahat edeceğiniz külot. (Eğer sezeryan ile doğum yapacaksanız, yaranıza değmeyecek, göbeğinize kadar çekebileceğiniz büyüklükte külot almanızı tavsiye ederim.)
□Emzirme sütyeni (göğüs ölçünüzün süt verirken, şu ankinden bir boy büyük olması yüksek ihtimal)
□3-4 adet gecelik (kanamalardan dolayı gecelik değiştirmeniz gerekebilir.)
□Topuksuz terlik (doğumdan sonra başınızın dönüyor olması ihtimali yüksek)
□3-4 adet kısa çorap
□1-2 adet sabahlık
□Eve dönerken giyeceğiniz rahat bir kıyafet (Doğumdan sonra hala 6 aylık hamile gibi karnınız olacak, hatırlatırım!)
Bebek için
□4-5 adet body ve tulum
□2-3 adet çorap
□Eldiven (doğar doğmaz giydiriyorlar ki uzun tırnaklarıyla kendine zarar vermesin)
□Şapka (doğar doğmaz giydiriyorlar ki kafası üşümesin)
□Yenidoğan bezi
□Pişik kremi
□Hastaneden çıkış için battaniye (hava soğuksa birkaç kat giydirmeniz gerekecektir)
□ Dönüş için, arabanizda arkaya doğru yüzü dönük olarak emniyet kemerleriyle bağlanmış bir anakucağı
Emzirme için
□Daha önceden almış olmanızı tavsiye edeceğim süt pompası .(Hemşireler çok yardımcı oluyorlar kullanmayı öğrenmeniz için.)
□Meme ucu yaraları için bir krem (Ben Lansinoh kullanmıştım; emzirmeden önce göğüs uçlarını temizlemeye bile ihtiyaç olmuyor)
□Göğüs pedi (süt başlangıçta göğüslere birdenbire hücum ettiğinden, geceliğiniz ıslanacaktır.)
□Göğüs ucu koruyucusu (Ben Medela marka kullanmıştım, tavsiye ederim.)
*Ayrıca; isterseniz misafirleriniz için çikolata; oda kapınız için de süsleri bavulunuza koymayı düşünebilirsiniz.
NOT: Benim ekstradan bu listeye koymadığım ama almadığıma pişman olduğum birşeyi daha eklemek istiyorum:
Hastaneden eşimin kullandığı arabayla eve dönerken trafik sıkışmıştı ve birden bebeğimin karnı acıktı. Hemen yanımda otobüs ve minibüslerdeki insanlar arabanın içini açıkça görebilecek konumdaydılar. Bebeğimin ve benim üstüme battaniye örtüp bir şey görünmesin diye zar zor içine sığarak bebeğime süt verdim. Ben sizin yerinizde olsam, bu olasılığı göz önünde bulundurur ve arabanın camına asacak veya üzerinize örtebilecek küçük bir çarşafı arabaya doğuma gitmeden önce koyardım.

1 Comment May 24, 2009

Anne sütünü nasıl arttırabilirsiniz?

 

Ben süt yönünden şanslı bir kadındım galiba. Bünyem bebeğimin isteğinden fazlasını üretti. Öyle ki; hedefim olan 7 aydan sonra süt vermeyi kestikten sonra, stokladığım sütler sayesinde bebeğimin 1 yaşına kadar anne sütü almasını sağlayabildim. Nam-ı diğer inektim yani :) Image00001

Ama ben sadece bünyemden kaynaklandığını sanmıyorum bu verimliliğin. Beslenmeme çok dikkat ettim 7 ay boyunca. Yediklerime, içtiklerime çok özen gösterdim. Belki faydası olur diye sizinle de paylaşmak istiyorum bunları.
İşte benim olmazsa olmazlarım:

  • İlk ay sütü arttırmak için günde 1 şişe kuru incir, kuru kayısı, kuru siyah üzümün kompostosunu tükettim. (İçine şeker koyup ekstra şeker almanıza gerek yok. Zaten yeterince tatlı oluyor bu karışım.)
  • Hergün 4lt su tükettim (Gün içerisinde süt veya komposto tükettiysem, aldığım su miktarını ona göre azalttım.)
  • Hergün 4-5 porsiyon meyve tükettim. (1 elma, 1 muz, 1 kivi, 1 portakal, 2-3 kayısı/çilek)
  • Hergün 1-2 fincan rezene-anason çayı demleyip içtim.

İlk haftalarda insan kendinden emin olamıyor acaba yeterince sütüm geliyor mu diye. O dönemden ben de geçtim tabii. O sırada malt içmeyi bile denedim. Ben sadece bir kez deneyebildim, pek hoşlanmadım. Ama bir deneyin, belki sizin damak tadınıza uyar.
Ender Saraçoğlu’nun geçen ay bulduğum bir kitabının bir bölümünde anne sütünü arttırıcı kürlere rastladım. Size hemen onları da aktarmak isterim:
Kür 1: Günde 2 posriyon taze beyaz üzüm tüketin.
Kür 2: Sabah-akşam yemeklerden once dereotu tüketin.
Kür 3: Haşlanmış incir suyu içmek. 8-9 adet kuru inciri yarım litre suda haşlayın. Ikiye böldüğünüz suyu sabah-akşam olmak üzere günde 2 kere tüketiniz.
Kür 4: Beyaz dut kurusu tüketin.
Ender Bey der ki; bu kürleri aynı anda uygulamayın. Herbirinin uygulama süresi 1 haftadır. Birini bitirdikten sonra diğerine başlayın. Aslında başka şeyler de yazıyor, isterseniz kitabını alın.
Yapay Göğüs Uçları: Göğüs uçlarınızın ilk başta yara olmasını önlemek için bazı hastaneler doğumdan hemen sonra göğüs ucuna takılacak plastikler veriyorlar. Ben 1 hafta , 10 gün bu acıya sabretmenizi tavsiye ediyorum. Yara olmadan emzirmeye devam edilebildiğini etrafımda hiç görmedim. Bu benim deneyimin ama aksi yönde deneyimi olan varsa, lütfen yazsın..
Süt Sağma Pompası: Son olarak, birçok anne pompalamanın işkence olduğunu düşünüyor ama ben sütünüzü arttırmak için şiddetle tavsiye ediyorum. Bebeğiniz ilk başta çok fazla süte ihtiyaç duymuyor. Pompa ile sağmazsanız, göğüsleriniz de kendini bebeğe göre ayarlayıp süt üretimini azaltıyor. Bence iyi bir pompa bulabilmek çok kritik bir konu. Ben Medela Swing’i kullandım. Çok memnundum. Çok pratikti ve hiç canım yanmadı. Sıkıcılığı konusunda ise size tavsiyem, pompa yaparken kitap okumanız veya TV seyretmeniz. Zaten başka hiçbir zamanınız yok bunları yapacak, iyisi mi pompa zamanını iyi değerlendirin ;)

3 Yorum May 24, 2009

Emzirmenin tarihçesi

Hamilelikten sonra okuduğum ve çok ilgimi çeken bir yazı olmuştu. Bebek bekleyen bir anne-babanın doğacak bebeklerini anlatmaları istendiğinde, babaların aklında canlanan çocuğunun yürür konuşur ve onlarla oyun oynar haliyken; annelerin hayallerini süsleyen küçücük yeni doğmuş ve emzirmeye çalıştıkları bebekleri olmuş! Bunu daha da ilginç kılan hamileliğim esnasında tuttuğum hamile günlüğümde okuduklarım oldu. Sürekli bir şekilde bebeğimi emzireceğim günü beklediğimi, rüyamda defalarca bebeğimi emzirirken kendimi gördüğümü yazmış olmam adeta bu araştırmayı destekliyordu.

(more…)

2 Yorum May 24, 2009

Emzirin!

Süpersiniz, doğum safhasını geçtiniz !
Tebrikler, artık bir annesiniz! 
Şimdi size tek bir tavsiyem var: Emzirin!
Amerika’lıların “altin sıvı” adını verdikleri anne sütünün bebeğiniz için faydaları saymakla bitmiyor. Benim bulabildiklerimi sizinle de paylaşmak istiyorum:

Kendiniz için: Aldığınız kiloları vermenin en kolay şeklidir. ( 3 saatte bir emzirerek, 4 ay sonunda hamilelik öncesi kiloma geri dönmüştüm.)
Kadın vücudu o kadar muhteşem ki; emzirirken rahim (herhalde “artık büyük durmama gerek yok, baksana bebek doğmuş da emmeye bile başlamış” diyerekten: ) kasılıp küçülmeye başlıyor eski haline dönmek için.

 
Bebeğiniz için: Anne sütü ufak meleğiniz için daha az enfeksiyon ve alerji demektir. Ayrıca bebeğinizin birgün astıma yakalanma oranının daha düşük olduğunu unutmayın! Günümüzün en büyük 2 sağlık probleminin görülmesini de azalttığı bildiriliyor: Obezite ve tip II diabet hastalığı. Anne sütü alan bebeklerin IQ seviyesinde bile bir adım önde olduğu bile araştırmalara konu oluyor.

Yorum yazın May 24, 2009

Hamileliği sevmeyen kadınlar

Bazı kadınlar sanki hamile olmak için doğmuştur ve hamilelik onlar için hayatın en mucizevi dönemidir! Bazı kadınlar ise hamile olmak için doğmazlar ve yine bu kadınlar hamile olmanın hiçbir yanını sevmezler. İçlerinde bir başka canlının büyümesinden hoşlanmazlar. Hamileliğin getirdiği ağrılardan, sıkıntılardan, uyuma zorluklarından ve bunlar gibi hayatlarını ve vücutlarını tamamen tanınmaz hale getiren yan etkilerden nefret ederler. Sonuç olarak hamilelikle barış sağlayamazlar. Ancak tüm bunlar böyle hisseden kadınları yargılamak için bir sebep değildir. Neyse odur, eleştirilmemesi gerekir. Tüm bu hissiyat ileride anneliği negatif etkiler mi? Belki..Ama birçok kadın vücutlarından bebeği dünyaya getirir getirmez, tamamen değişir ve anneliğe başarıyla soyunur.  

(more…)

2 Yorum May 24, 2009

Doğum sancısını unutmayan kadınlar!

Araştırmalar vajinal yolla doğum yapan kadınların yarısının zaman içerisinde doğum sancısının yoğunluğunu unuttuklarını gösteriyor. Fakat bazı kadınlar için ise durum tam tersi; zaman içerisinde doğumhanede çektikleri acının hafızalarında azalmak bir yana daha da arttığı görülmüş.

 Yine araştırmalar, doğum sancısı hafızasının anne adayının doğumdan aldığı tatminle direk bağlantısını da gösteriyor.

(more…)

Yorum yazın May 24, 2009

Doğum Sonrası Depresyon-Postpartum Depresyon

Kadın olmanın en güzel yönü nedir diye sorulduğunda alınan en fazla cevap “anne olmak” olmasına rağmen, bir kadına kadın olmaktan yorulduğunu hissettiren de yine “anne olmak”… hele “yeni anne olmak”!! ne yazık ki birçok kadın bu ikilemi yaşıyor olduğundan suçluluk duyuyor ve suçluluk duydukça da doğum sonrası depresyonundan çıkması zorlaşıyor.

 Peki nedir doğum sonrası depresyonu? Gerçekten var mı yoksa ismini son yıllarda duymaya başladığımız “panik atak” gibi günümüzün getirdiği son moda bir ruh hali mi?

 Doğum sonrası (postpartum) depresyonunun tıbbi açıklamasını basite indirgediğimizde  hormon seviyelerinin değişmesinden kaynaklanan ve doğumun hemen sonrasına başlayan bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. Östrojen ve progesteron hormonlarının seviyesinin doğum ile ciddi  bir şekilde düşmesi, sizi –yeni anne-yi de beraberinde yere serebiliyor. Hiç bana olmaz, ben hayatımın en mutlu günlerinde ne depresyonuna girecekmişim demeyin..bir hatırlayalım her ay gelişini bize ağlama krizleriyle, sinir bozukluklarıyla müjdeleyen adet kanamalarımızı…bu dönemi hafif atlatıyor ya da zor atlatıyor diye biz kadınları ikiye ayırmak bile mümkünken, doğum sonrasında kadın biyolojisinde meydana gelen fevkalade değişikliklerin üzerimizde hiçbir etkisi olmayacağını düşünmek  kendimize haksızlık olmuyor mu? Doğru, büyük bir mucize bu doğanın bize sunduğu..ama kendimize biraz avans verelim, bu kadar güçlü görünmeye çalışmamız gerekmiyor!

 Şimdi sizinle beraber gizlice bir hastane odasına girelim ve daha bir saat önce doğum yapmış olan “içimizden herhangi biri”nin ne hissettiğini duymaya çalışalım:

 “Canım çok acıyor, ama kendimi toparlamalıyım, birazdan bebeğimi kollarıma alacağım”..

 “İşte geldi, prens(es)imi artık görebilir, ona dokunabilirim”

 “Aman Allah’ım, bu pembe suratlı, basık burunlu, patlak gözlü bebek benim mi? Karışmış olmasın? Yok yok, bu bizim aileden kimseye çekmiş olamaz, bu işte olsa olsa kayınvalide-kayınpederin bir parmağı vardır!”

 “Hadi bakalım, süt içmeye getirdiler, sütüm acaba gelecek mi, ya yetmezse?  bebek doğduğu gibi aç kalakalırsa?”

 “Neyse, içti sütümü, demek ki süt geliyor ama o nesiydi öyle sanki ısırır gibi? Hemşireye bir sorsam, benimki dişlerle mi çıktı karnımdan, olabilir mi diye?”

 “Kaçıncı misafirden sonra tuvalete girip başbaşa kalabileceğim kendimle?”

 “Doktor acaba karnımda bu bebeğin ikizini unutmuş olabilir mi?? Eskiden karnım şişti çünkü hamileydim, şimdiyse sadece karnım şiş!!”

 Tanıdık gelir gibi değil mi? Hissettiklerinizden utanmayın, tam tersi: Paylaşın! Yalnız kalmayın! Ağlayın! Yardım isteyin! Ailenizden yardım alın, arkadaşlarınızdan yardım alın, kocanızdan yardım alın..hatta profesyonel yardım alın! Hiç çekinmeyin!  Şimdi çekinirseniz, bilin ki bir iki ağlama kriziyle noktalayabileceğiniz doğum sonrası depresyonu, sizi bir şekilde ebeleyecek ve siz de onunla daha uzun bir süre kör-ebe oynamak zorunda kalacaksınız..

 Lütfen unutmayın! Bu günlerinizi unutmayın! Hatta özensiz de olsa kendiniz için notlar tutun..Çok ileride değil, daha bebeğinizin 1. doğumgününü kutlarken, açıp okuyun nerelerden geçerek o noktaya geldiğinizi.. kendinizle iftihar edin, artık tamsınız!  

 Ve  etrafınızda sizin geçtiğiniz yoldan geçenlere yardım edin.. sizden daha iyi onları kimse anlayamaz.. konuşmalarını sağlayın, paylaşmak ve sadece paylaşmak bu süreçte mucizeler yaratabilir..

Yorum yazın May 24, 2009

Çocuk da yaparım kariyer de… mi acaba?

“Çocuk da yaparım kariyer de”..Ne kadar umut verici bir reklamdı o, değil mi? Sanki hayatın 2 ayrı kanalı var da ikisinde de tam tatmin sağlanabilirmiş gibi..Bir çoğumuz aldandı da aslında bu slogana. Şimdi şimdi düşünüyorum da  bu sloganı yapanlar ya erkekti ya da doğum yapmamış bayanlar..

Tabii ki profesyonel hayatta çok başarılı anneler var ama anneliklerinde ne kadar başarılı olduklarının bir ölçüsü belirlenebilmiş değil. Çünkü annelik bu; dünyanın belki en eski sorumluluğu olmasına rağmen, hala en zorlayıcısı olma özelliğini de önde bir şekilde götürüyor. Özgeçmişinizde başarılı iş hayatınızı en fazla bir gününüzü vererek dökümante edebilirken, anneliğinizin müthişliğine dair standartlar yok, öyle birşeyin olmasına zaten imkan da yok. 

(more…)

2 Yorum May 24, 2009

Annelik beyni kuvvetlendiriyor!

Hamileyken beynimin artık bana itaat etmediğini düşünmeye başlamıştım. Bildiğim herşeyi unutmaya başladığımı, yeni hiçbirşeyi öğrenemediğimi görmek bende büyük bir hayal kırıklığı yaratmıştı ama sizde yaratmasın! Bu geçici bir durum..
 İşte size iyi haber: Annelik beyni yeniden şarj ediyor! Beyninizin hamilelik boyunca size sarışın fıkralarındaki başrolü oynamanızı sağlayan beyniniz, doğumla beraber tekrardan eski potansyeline kavuşuyor hem de artılarıyla size geri dönüyor.

(more…)

Yorum yazın May 24, 2009

Hamilelikte fit ve sağlıklı beslenme

Lütfen elinizdeki keki bırakıp beni okumaya devam edin!
 Hamilelik tüm beslenme disiplininizi kaybedip deliler gibi baklava, börek diyetine girebileceğiniz bir dönem değil, kendinize mazeret bulmayın..Çok şaşıracaksınız ama hamilelikte ihtiyacınız olan sadece 300 extra kalori! Bu da örnek vermek gerekirse, bir ton balığı sandviçine bedel. Yani her öğünü duble yiyerek “Ben 2 kişi için yiyorum” dediğiniz ikinci kişi günde sadece bir ton balığı sandviçiyle yetinebiliyor. Üstelik yediğiniz pasta diliminden (ya da bir bütün pastadan mı demeliydim?) minik bebeğinize aktardığınız boş kalorileri hatırlatmadan da geçemeyeceğim.
Dolayısıyla kalori eksiğinizi gidermek için siz iyisi mi kendinize ikindiye şöyle güzel bir tam buğdaylı ekmekten tost ve yanında bir bardak taze sıkılmış folik asit kaynağı portakal suyu hazırlayın!
Afiyet olsun!
Hamilelikte iyi beslenmek için dikkat etmeniz gereken 8 temel nokta:

  • Diyetinizi iyi ayarlayın

Hamilelik sırasında aldığınız protein miktarını, belirli vitamin ve mineralleri (mesela folik asit ve demir) daha fazla almanız gerekiyor.

  • Sushi, çiğ deniz mahsülü, pastörize olmamış süt ve peynir yemeyin!

Oluşacak zararlı bakteriler doğmamış bebeğinize zarar verebilir. Size önerim sushi aşeriyorsanız, bunların pişmiş balıkla yapılanlarını tercih etmeniz!

  • Prenatal yani hamilelik dönemine ait özel olarak hazırlanmış vitaminlerden hergün aksatmadan alın!

Özellikle hatırlatmak isterim; içinde yaklaşık 600-800 mg folik asit olmasına dikkat edin. Hamileliğinizin ileri safhasında da kalsiyum ve demir takviyesi almanızı tavsiye ederim. Doktorunuzla bu konuyu muhakkak konuşun, size en uygun olanı zaten bildirecektir.

  • Hamilelikte -doktorunuzca tavsiye edilmedikçe- rejim yapmayın!

Korkmayın, bu doğanın kuralı: vücudunuz büyüyecek, bu çok normal! Almanız gereken kiloyu aldığınız sürece, bebeğiniz için büyümeniz gerekiyor. Eskisi gibi hiç olamayacağım diye korkmayın, olunuyor, tecrübeyle sabit!

  • Yavaş yavaş kilo almaya özen gösterin
  • Hamilelik süresinde light ürün tüketmemeye çalışın!

Hem ekstradan bir işlem yapılmış olduğu için hem de kalsiyum değeri düştüğü için light süt, peynir, yoğurt tüketmemeniz tavsiye ederim. Kendi araştırmalarımdan kafama en yatanı sizinle de paylaşmak istiyorum: Kendinize 1 bardak sütle müsli hazırlamak istiyor ancak bunu %100 yağlı süt ile yapmak istemiyorsanız, 1 bardak ölçünüzün ¾’ünü tam yağlı süt, geri kalan ¼’ünü ise su ile tamamlayıp müsli karışımınızı hazırlayabilrisiniz.

  • Her 4 saatte bir ufak ufak yemek yiyin

Aç olmasanız da bebeğinizin aç olma olasılığını unutmayın! Her dört saatte bir birşeyler yemeye çalışın. Bulantı, mide yanmanız varsa, bu size iyi gelecektir.

  • Arada bir kendinize tatlı ziyafeti çekin

Hamile olmanız demek tamamen tatlıdan uzak kalmanız demek değil..Akıllıca düşünüp hem tatlı ihtiyacınızı giderecek hem de sizi çok büyük günaha sokmayarak fayda bile sağlayacak yiyecekler bulacabileceğinize eminim! Örnek vermek gerekirse, muzlu smoothie, vanilyalı veya meyveli dondurma, pudra şekerli yoğurt…
 NOT: “Hamilelikte aşerme tuzaklarına karşı ne yapabilirim?” adlı yazımdaki neyin yerine neyi yiyebilirim tablosu ilginizi çekebilir.

Yorum yazın May 24, 2009

Hamilelik kilolarını vermek için 6 ipucu

İŞİN SIRRI EMZİRMEKTE!
 Yeni anne adaylarına en büyük tavsiyem emzirmeleri! Hem bebeğiniz için hem kendiniz için daha iyi çalışan bir sistem yok.

Anne sütü ufak meleğiniz için daha az enfeksiyon ve alerji demektir. Ayrıca bebeğinizin birgün astıma yakalanma oranının daha düşük olduğunu unutmayın! Günümüzün en büyük 2 sağlık probleminin görülmesini de azalttığı bildiriliyor: Obezite ve tip II diabet hastalığı. Anne sütü alan bebeklerin IQ seviyesinde bile bir adım önde olduğu bile araştırmalara konu oluyor.

 Bunların üzerine, emzirirken sizin de sağlık açısından fayda sağladığınızı unutmayın. Göğüs ve yumurtalık kanserine yakalanma riskiniz emzirmeyle beraber düşüyor. Tabii yazımın başlığından da anlaşıldığı üzere, hamilelik kilolarınızı vermede en etkili eleman emzirmek! Ben hamileliğimde aldığım 9 kiloyu 4 ay içerisinde hiç diyet yapmadan verdiysem en büyük sebebi bebeğimi 3 saatte bir emzirmemdi. Bugün haftasonu dergisinde yayımlanan bir konu ilgimi çekti: Ünlülerin doğum kilolarını nasıl verdiklerine dair bu magazin yazısından bile çıkacak ana fikir emzirmenin hamilelikte alınan kilolara karşı ne mucizevi bir silah olduğuydu.

 Bunun yanısıra çalışmalar, sağlıklı yemek yeme alışkanlığını egzersizle kombine ederseniz, kiloların en etkili şekilde verileceğini ve bunun hayat tarzı haline getirilmesiyle geri alınmayacağını gösteriyor.

 İşte size 6 tane ipucu:

  • BOL SU TÜKETİN! Özellikle de emzirirken günde 3 lt kadar sıvı tüketmeyi ihmal etmeyin.
  • VAKİT BULDUKÇA SPOR YAPIN: En pratik olan aktivite, bebeğinizi arabasına yatırıp onunla beraber günde 30-45 dakikalık ritmik yürüyüşler yapmanız. Eğer yaz mevsimine denk geliyorsanız, bol bol yüzmeye çalışın. Ancak emziriyorsanız, havuzdan uzak kalmayı tercih etmeniz gerekebilir, doktorunuza danışın derim. Nadir de olsa, doğumdan sonra özellikle karın bölgesini toparlayıcı pilates dersi veren yerler veya özel hocalar oluyor. Bunların faydasının olduğunu çok duydum. Kısaca hareketsizlik kiloların en büyük sebebi, hareketsiz kalmayın.
  • AZ AMA SIK YEMEK YİYİN! Yemek saatlerinizin arasını açmayın;özellikle de emziriyorsanız. Sağlıklı atıştırmalar enerjinizi, üretim gücünüzü arttıracaktır. Üstelik 3 saatte bir ağzınız birşeylerle meşgul olmazsa, öğün saatiniz geldiğinde sağlıklı seçimler yapma şansınız da düşebilir :)
  • MEYVE SEBZE TÜKETİN! Özellike sebzelerin daha az kalorili olduğunu biliyoruz. Artı içinde bulunun lifler acıkmayı da geciktireceğinden ,günlük aldığınız kaloriyi azaltacaktır.
  • PORSİYONLARI KÜÇÜLTÜN! Kilo vermek için yediğiniz porsiyonu kontrol etmeniz şart. Yediğiniz tabağı küçültün derim başlangıç olarak!
  • BEBEĞİNİZ UYUDUĞUNDA SİZ DE UYUYUN! Uykusuzluk açlık hissini arttıran bir faktörmüş, bilginize!!!

Yorum yazın May 24, 2009

Hamilelikte fit olmak için 5 ipucu

1.İPUCU: Sağlıklı yiyecekler tüketin.


 Orjinal hallerine olabildiğince yakın olan yiyecekleri tüketmenizde fayda var. Tam tahıldan ekmek ve pirinç, taze ve mevsim meyve ve sebzeleri, fındık, keten tohumu, ceviz..Şimdi yediğinzi herşeyin bebeğinizin hayatı boyunca etkisi olacağını unutmayın!
Elizabeth Somer, M.A., R.D., Nutrition for a Healthy Pregnancy kitabının yazarı 

 
2. İPUCU: Yağ tüketirken seçici olun.


Vücudunuza giren yağ konusunda seçici olmanız hem yakın hem de uzun vadede size pozitif geri dönüş getirecektir. Hamilelikte fazla alınan yağ, mide yanmalarını ve mide bulantılarınızı tetikleyecektir. Bunun tam tersi, yetersiz omega-3 alımında ise bebeğinizin beyin gelişimi etkilenebilir. Doymamış yağlardan yana tercihinizi kullanın. Daha çok zeytinyağı, ayçiçek yağı kullanın; omega-3 zengini yiyeceklerden (somon, keten tohumu (bazılarına gaz yaparken bazılarının tuvalete çıkmasına yardımcı oluyor), ceviz (şekli boşuna beyne benzemiyor, bebeğinizin beyin gelişimine katkısı var!), omega-3′lü yumurta tüketin.
Bridget Swinney, M.S., R.D., Eating Expectantly: A Practical and Tasty Approach to Prenatal Nutrition kitabının yazarı

 
3. İPUCU: Yiyecekleriniz sağlıklı olsun
Pişmemiş veya az pişmiş et yemeyin. Çiğ yumurta yemeyin. Çiğ balık yemeyin; buna pişmiş balıkla yapılmayan her türlü sushi versiyonu da dahil! Pastörize olduğuna emin olmadığınız süt ve peyniri kesinlikle tüketmeyin. Buzluktan çıkarıp çözdüğünüz hiçbir şeyi tekrardan buzluğa atmayın;ya tüketin ya da atın.

 
4. İPUCU: Açlığınızı takip edin!


2. ve 3. 3 aylık dönemlerde ihtiyacınız olan ekstra 300 kalori tahmin ettiğiniz kadar fazla olmayabilir. Porsiyonlarınızın miktarına dikkat edin. Sadece açlık hissetmeye olduğunuzda yiyin ve tatmin olduğunuz noktada yemeyi bırakın. Bunun için de iyi çğnmeye gayret edin.

 
5. İPUCU: Vitamin ve mineral desteği alın!


Hamilelik vitaminleri demir ve folik asit ihtiyacınızı giderebilir ancak diğer beslenme öğelerini tam olarak doyuramayabilir. Günde yiyeceklerinizden 1000 mg kalsiyum ve 350 mg magnezyum alamıyorsanız, beslenmenize bunları da katmanızda fayda var.
Elizabeth Somer, M.A., R.D.

Yorum yazın May 24, 2009

Egzersiz yapmaya zaman bulmanın 7 yolu

Birçok yeni anne için sportif aktivite yapmak başka aktivitelere oranla önemsiz kalmaktadır; mesela uyku!  Fakat zaman içerisinde enerjinizi dengeleyebilmek için biraz biraz egzersiz yapmaya başlamanın size ve bebeğe daha iyi geleceğinin altını çizmek isterim! 10 dakika orada 10 dakika burada egzersiz hiç olmamasından daha iyidir ve bundan sizin de büyük mutluluk duyacağınızdan eminim.

(more…)

Yorum yazın May 24, 2009

Uzak durmanız gereken yiyecekler

 

Ciğer ve diğer sakatatlar. Ciğer yüksek miktarda A vitamini içerir ve bebekte deformasyona yol açabilirler. AB’ye girsek yok edeceğimiz (!) sakatatları ise hamileliğiniz, hatta emziriken bile sofranıza getirmemenizi tavsiye ediyor doktorlar.
 Kafein. Benim için ilk 4 ay kahve kokusu midemi en çok bulandıranlardan olduğundan şanslıydım, hiç kafein almadım. Daha sonra ise günde 1 ince bellide çay içip haftada 1 kez de Türk kahvesi içmeye kendime izin verdim. Benim kafein aliminda bu kadar katı olmamın sebebi kalp atışlarımın ani şekilde hızlanmasıydı. Biliyorsunuzdur; bebeğinizin kalp atışları da size bağlı hızlanıp yavaşlıyor. Bu durumda kafein alımını sınırlandırmanızı tavsiye ederim.

(more…)

1 Comment May 24, 2009

Süper hamilelere süper tarifler!!

 

BALIK SEVMİYORUM DİYENLERE: SOMON BURGER
 Eminim haberiniz vardır ma ben yine hatırlatıyım: Hamileyken omega-3 ihtiva eden balık tüketmeniz gerekiyor. Ben diyetisyen değilim ama bildiğim 2 tür balık bu ihtiyacınızı karşılıyor: somon ve ton balığı..
Evet, hamileyken kimizinin canı balık hiç çekmez ki ben onlardan biriydim ama gayret edin..
İşte size yeni elime geçen, sizin de iştahınızı kabartacağını düşündüğüm bir tarif:
Servis: 4 kişilik
Kalori: 190 kalori
1 adet kırmızı soğan
5-6 yaprak taze fesleğen
1 dilim somon fileto
1 yumurtanın akı
Tuz, karabiber ve acı aşerenlere yarım çorba kaşığı acı sos
4 adet kepekli sandviç
Hazırlanışı: Soğan, fesleğen, tuz, karabiber ve somonu mutfak robotunda çek.Acı sos ve yumurta akını da ekleyerek tekrar çek. 4 eşit parçaya ayırıp köfte şekli ver. Yapışmaz yüzeyli tavada sıvıyağını kızdırıp köfteleri pişir. Ekmek diliminin arasına koyup karamelize soğan ve marulla servis yap. İkinize de afiyet olsun!
*Women’s Health Magazin Dergisi

UntitledFIRINDA ISPANAK
(Bu tarifi niçin kol böreğine tercih edeceksiniz? Çünkü içinde bolca bulunan ıspanak A, C, E ve B grubu vitaminleri ile demir, magnezyum, fosfor ve iyot mineralleri açısından oldukça zengin bir besindir. Ayrıca yine bu tarifte cömertçe kullanacağınız peynir size ek kalsiyum kaynağı sağlar.)
Servis: 4 kişilik
500 gr ıspanak (yaprak+kökleri)
1 su bardağı yoğurt
1 su bardağı un
1 çay bardağı sıvı yağ
3 yumurta
1 küçük rendelenmiş soğan
1 kalıp parçalanmış az yağlı beyaz peynir
tuz-karabiber
üste rendelenmiş kaşar
Hazırlanışı: Ispanak hariç hepsini öncelikle karıştır. Daha sonra bu karışıma ıspanağı da ekleyip tekrar karıştır. Daha önceden ısıtılmış fırında 180 derecede 30-35 dakika pişirilir.

*Annemin tarifi! Evlendikten sonra ilk pişirdiğim ilk yemekti, eşim “Benim için çok sağlıklı” dedi!

AKDENİZ USULÜ TONBALIĞI SALATASI
Servis: 2 kişilik
1 adet 160 gr’lık konserve diyet tonbalığı
90 gr roka
340 gr közlenmiş kırmızı biber
1 adet 160 gr’lık enginar göbeği
1 adet iri olgun avakado
90 g zeytin
Sos: Balsamik sirke, zeytinyağı, tuz
 Hazırlanışı: Rokayı yıkayıp süzün. Enginarları ikiye kesin. Avakadoları küp küp kesin, çok küçük olmasın. Rokayı balsamik sirkeli sosla karıştırın ve iki salata kasesine bölün. Her iki kasenin ortasına önce ton balığı sonra da enginar göbeklerini, biberleri, zeytinleri ve avakadoyu paylaştırın.
*Dr. A. Walker-C Humphries-Hamilelikte Sağlıklı Beslenme

 

UntitledBROKOLİ VE PEYNİR ÇORBASI
(Niye bu tarifi çikolatalı pastaya tercih edeceksiniz? Çünkü mineral ve demir eksikliğini gideren brokoli, adeta bir vitamin deposu. A, E ve C vitaminleri bakımından zengin olduğu ve çok miktarda kalsiyum içerdiği için kemik erimesine karşı güçlü bir silah. Üzerine ekleyeceğiniz peynir ise hamilelikte tüketimini arttırmanız gereken calcium ihtiyacınız için birebir)
Servis: 2 kişilik
1 tatlı kaşığı tereyağı
½ orta büyüklükte rendelenmiş soğan
1 diş ezilmiş sarımsak
2 bardak brokoli çiçekleri
1 orta boy patates
2 ½ bardak tavuk suyu
¾ bardak tam yağlı süt
½ bardak rendelenmiş dil veya kaşar peyniri
Hazırlanışı: Tereyağını eritin. İçine soğan ve sarımsağı katıp yaklaşık 5 dak. karıştırın.
İçine brokoli, patates, tavuk suyunu katıp yüksek ateşte kaynatın. Yavaş ateşi kısıp kapağını kapatın ve brokoli ve patatesin pişmesini bekleyin. 7 dakika sonra teşten alın ve ılımaya bırakın. Ilındıktan sonra el belnderı ile püre haline getirin. Sonra tencereye geri döküp süt ve peyniri içine ekleyin. Kaynatmadan sadece peynirler eriyinceye kadar çorbanızı ısıtın. İkinize de afiyet olsun!
 

UntitledYULAFLI KURABİYE
(Bu tarifi niçin un kurabiyesine tercih edesiniz? Çünkü fit bir hamile olmak istiyorsunuz ve tatlı aşermenizi gidermeye çalışırken bile bunu bebeğinize daha faydalı hale getirmek istiyrosunuz.)
Servis: Yaklaşık 15 adet kurabiye
3 ½ su bardağı yulaf ezmesi
1 su bardağı kuru üzüm
3 yumurta
1 su bardağı kahverengi şeker
1 su bardağı kepekli un
1 su bardağı sıvı yağ
2 çay kaşığı kabartma tozu
½ çay kaşığı tuz
Hazırlanışı: Fırını 190 derecede ısıtın. Üzümlerin üstünğ örtecek kadar kaynar su dökün, biraz bekletin. Kalan bütün malzemeyi karıştırın. Sonra üzümü ilave edin. Tatlı kaşığı ile üzeri yağlı kağıda 5cm. aralıklarla koyun. 12-15 dak. pişirin.
ÜZÜM SUYU MUHALLEBİSİ
(Bu tarifi niçin baklavaya tercih edeceksiniz? Çünkü kalsiyum, potasyum,sodyum, demir yönünden zengin olan üzüm, ayrca A, B1,B2, C vitaminleri açısından önemli bir besin kaynağıdır. Bu tarif almanız gereken vitaminleri yemenin en tatlı yollarından biri!)
Servis: 4 kişilik
1 lt taze kırmızı üzüm suyu
1 su bardağı iri taneli mısır unu (genelde Karadeniz’den geliyor)
3 çorba kaşığı silme toz şeker
Hazırlanışı: Üzüm suyundan mısır ununu bir kapta ıslatacak kadarını ayırıp beraberce karıştırın.
Aynı zamanda geri kalan üzüm suyunu kaynatın. Kaynadığında ıslatmış olduğunuz mısır ununu kaynayan üzüm suyuna yedirin. Yine kaynadığında ateşi kısın ve yaklaşık 15 dakika daha kendi kendine kaynamasına izin verin. Aksi takdirde üzüm suyunun çok keskin kokusu kalıyor.

Untitled

ZENCEFİLLİ MUZLU SMOOTHIE
(Bu tarifi niçin Cola’ya tercih edeceksiniz? Çünkü B6 vitamini, potasyum ve folik asitten zengin olan muz, bebeğinize fayda sağlarken, zencefil de sizin mide yanmanızı rahatlatacaktır.)
Servis: 1 kişilik
3/4 su bardağı soğuk süt
¼ su bardağı soğuk su
1 adet muz
1 baş rendelenmiş taze zencefil
1 tatlı kaşığı bal
Tüm malzemeleri blenderda karıştırın. Afiyet olsun!

Yorum yazın May 24, 2009

Hamilelikte kilo alımı

 

“Yaşasın hamileyim, istediğim kadar yerim” mi diyorsunuz? Diyebilirsiniz ama alacağınız kiloların sadece size değil, bebeğinize de zararı olacağını unutmayın!

 Diyoruz ki; “hamilelikte sigara içmem”, “alkol deseniz ağzıma koymam!” Peki niye? Bilimsel olarak önümüze yıllardır sunulan verilere göre bunların bebeğimize zarar vereceğinden korkarız da ondan..Şimdi size başka bir bilimsel veri daha versem ve desem ki hamileyken yediğiniz sağlıksız besinler, ekstra kilolar ve yağlanmalar da bebeğinizin geleceğini etkileyecek ve ileride obezite ihtimalini arttıracak….O zaman ne yaparsınız? Yemeğe devam eder misiniz hergün hamburgerleri, baklavaları? Hiç sanmıyorum! Çok önemli bulduğum bir araştırmayı sizinle de paylaşmak istiyorum: 

IOM’ın (Institutes of Medicine) 1990 yılında yayınladığı hamilelikte kilo alım standartları, o günden bugüne uzmanların çalışmaları sonucunda çok yüksek bulunduğu için bugünlerde yenileniyor. 2003 yılında yayınlanan istatisiklere göre Amerika’daki hamilelerin %38′i “çok fazla” kilo aldılar, %25′i ise 19kg’dan fazla kilo aldılar. Şu anda hamilelikte alınması gereken kiloların güncellenmesini asıl hızlandıran faktör ise kilolu ve obez kadınların çocuklarına dair yapılan araştırma sonucu oldu! Bu araştırmaya göre, tavsiye edilen kilodan fazla almamalarına rağmen çocuklarının 3 yaşına geldiklerinde fazla kilolu olma ihtimalinin normale oranla 4 kat fazla olduğu saptandı.

 En son araştırmalar, kilolu anne adaylarının hamilelikleri süresinde komplikasyon riskini düşürmek ve sağlıklı bir geleceğe sahip olan bebeği dünyaya getirmek için az kilo almalarının, hatta obez anne adaylarının kilo vermesinin sağlıklı olduğunu gösteriyor. Saint Louis Univeristy in Missouri’nin jinekoloji ve doğum bölümünün başkanı olan Raul Artal, M.D.,obez kadınların çok az, mümkünse hiç kilo almamaları yönünde tavsiye veriyor.

 Ben hamillelikten once obez değildim, kilolu da değildim. Tüm hayatım boyunca olduğum gibi normalin biraz altında seyreden bir kilo ile yaşıyordum. Ancak hamile olduğumu öğrendiğimde ilk yaptıklarımdan biri bir diyetisyene gidip kendi boy-kilo endeksime ve ağız tadıma göre, güzel bir liste yapmak oldu. Listedekilere uydun mu derseniz, bir sure uyamadım. Sebebi ise ilk 4 ayımın mide yanması ve mide bulantısı ile geçmesi ve bana çok fazla seçenek bırakmamasıydı. Daha sonra ise mümkün olduğunca bu listeye sağdık kaldım.

 20 tane arkadaşıma gönderdiğim anketteki ortak sesi size aktarmak istiyorum: bir yandan hamileliğin en güzel şeylerinden birinin istediğini yiyebilmek olduğunu söylerken, tekrar hamile kalsalar asla o kadar kilo almayacaklarını da belirttiler. Ne ikilem ama :)

 Aklın yolu bir:  Mümkün olduğu kadar sağlıklı beslenip arada bir de hamileliğin keyfini çıkarmak için böreklerin, profitrol kaselerinin içine düşmek en doğrusu gibi görünüyor. Ne sadece oburluk yapmalı ne de sonradan “keşke yapsaydım” dememek için hamileliği sadece kepekli ekmek yiyerek geçirmeli.

 Son olarak, bir profesyönelden veya doğum öncesi eğitimlerinde yer alan beslenme derslerinden faydalanmanızı tavsiye ederim.

Yorum yazın May 24, 2009

Hamilelikte aşerme tuzaklarına karşı ne yapabilirsiniz?

Hamilelikte aşerme dedikleri ve sizin de aklınızı başınınızdan alarak yemek yemenize sebep olan krizler geliyor ve aldığınız kilolara artık karşı koyamıyorsanız, işte size 5 küçük ipucu:

(more…)

Yorum yazın May 24, 2009

Önceki yazılar


Kategoriler

Etiketler

aile anne sütü anti-aging antioksidan diyet Doğuma hazırlık doğum sonrası depresyonu doğum öncesi eğitim egzersiz egzseriz Emzirme endişe fitflop hamilelik lekesi kafein kahve kısırlık melazma mide yanması mineral normal doğum omega 3 pilates power plate reebok easytone sezeryan sigorta tarif tracking varis vitamin wii-fit yedirme problemi yoga yürüyüş çay çikolata
Dugun Dogum Foto Playtime

Bakmaya Değer

Diğer anneler ne der?

En son yorumlar

Arşiv

Haberler