Bir boşanan bir boşanmayan pişman

Seniz, 25/07/2011 4:55 pm

Cuma akşamüstü Alternatif Anne için okumaya söz verdiğim kitaplardan ilkine başladım: The Case for Marriage. Belki “Evli bir anne-babanın niye daha iyi olduğu” nun anlatıldığı bölümle başlamak benim hatam ama sonuçta Cuma akşamı keyfim kitabı okumaya başlamamla birlikte beni terk etti! Boşanmış anne-babaların çoğu zaman karakterlerindeki zayıflıklar sebebiyle boşanmış olduklarından anne-babalığı da şerefiyle yerine getiremeyeceklerine dair bir yorumla açılan bölüm daha da trajik-komik tespitlerle şenleniyordu.

Neyse ki sonrasında sevdiğim bir arkadaşımla buluşacaktım ve kötü bulutlar dağılacaktı. Ama kitaba başlamamdan arkadaşımın yüzünü görene kadarki vaktim zehir oldu. Birkaç saat sonra kendime geldim ve kitabı yazan mantaliteye lanet ettim ama ilk başta beni bile kandırdılar.

Boşandıysanız çocuğunuz bitmiş!!

Sizi bilmem ama ben Amerikalıların evlilik ve din dayatmalarından bıktım usandım. Boşanmış bir anne-babaysanız, çocuğunuzun hayatında çıkacak her aksaklık buna bağlanabiliyor. O yüzden siz istediğiniz kadar uğraşın tek başınıza evli olan bir annenin-babanın tırnağı bile olamıyorsunuz. Anladığım kadarıyla evli anne-babanın hiçbir özelliğinin olmasına gerek yok, evli olsunlar yeter! Tabii ki bir çocuk için yaşaması en ideal ortam mutlu bir anne babayla beraber yaşadığı aile ortamıdır, buna kimin itirazı olabilir ki? Ama boşanmış ailelerin çocuklarının asosyal, başarısız ve hatta potansiyel suçlular olarak ortaya konduğu deneylerden söz eden bu kitap, benim için daha birinci saatte kredibilitesini yitirdi.

Nefis araştırmaların baş tacı

Allah kimseye göstermesin, “ani bebek ölümü sendromu” şeklinde dilimize çevrilen ve bebeklerin ölümüne sebep olan –SIDS’i (Sudden Infant Death Syndrome) duyanlarınız vardır. Efendim , güya Danimarka, Norveç ve İsveç’te yapılmış olan bir çalışmaya göre SIDS sebebiyle hayatını kaybeden bebeklerin çoğunlukla uykuya karın üstü bırakıldıklarında bu durumun meydana geldiği ortaya konmuş ki buraya kadar mantıklı. Peki bu riskin yüzdesinin annenin bekar ya da evli olduğuyla ilintili olarak değiştiğini ve pek tabii ki bekar annelerin bebeklerinin SIDS riskinin daha yüksek olduğunun saptandığını söylesem? Sebep? Henüz açıklanamamış! Araştırmaların evlilik oranlarının bu kadar düşük olduğu Kuzey Avrupa ülkelerinde yapılmış olması daha da bir komik duruma düşürüyor tespitleri!

Kolay olmayanlar

Kriterler nedir bilemiyorum ama “iyi” olarak nitelenen bir anne-baba olabilmek için evli kalmaya çalışmak çok yaygın bir yaşam sanatı ve buna soyunanlara saygım sonsuz. Peki bunun yerine hiç de kolay olmayan bir yolu tercih eden ve hemen hergün vicdanlarıyla baş başa kalan boşanmış anne-babaların “niye dişlerini sıkmadılar, zaten hangi evlilik mükemmel ki?”, “çocuk yapmak oyun değil, yaptın mı bir ömür boyu kalacaksın aile olarak!” dayatmalarıyla hiç saygı görmemesi reva mıdır? Kimin daha zoru yaşadığını biliyor muyuz? Elif Şafak’ın dediği gibi “Ben ol da anla!”…

Amazon kindle versiyonu olmasaydı The Case for Marriage adlı bu kitabı okumayı bitirdikten hemen sonra bir güzel yırtardım. (Gülüş’e söz verdim, illa ki bitiricem!) Teknolojinin gözü kör olsun; -sil- tuşuna basmak bir kitabı sayfa sayfa yırtmak kadar büyük zevk vermiyor!

Boşanmak üzere olan bir babanın oğlu için yazdığı bir şarkıyı benim tercihlerimden dolayı en çok acı çeken insan olan annemin en sevdiğinden dinlemek ister misiniz?

You’re sleeping son, I know
But, really, this can’t wait
I wanted to explain
Before it GETS too late
For your mother and me
Love has finally died
This is no happy home
But God knows how I’ve tried

Because you’re all I have, my boy
You are my life, my pride, my joy
And if I stay, I stay because of you, my boy

I know it’s hard to understand
Why did we ever start?
We’re more like strangers now
Each acting out a part
I have laughed, I have cried
I have lost every game
Taken all I can take
But I’ll stay here just the same

Because you’re all I have, my boy
You are my life, my pride, my joy
And if I stay, I stay because of you, my boy

Yorumlar:

  1. Kendimi bildim bileli sürekli kavga eden,1 gün konuşsalar 3 gün küs olan bir anne babanın 33-34 yaşında kızı olarak ben ayrı olmalarını isterdim açıkçası..ama şartlar farklıydı. Bence mutsuz bir çift çocuğu daha mutsuz eder. ayrı ayrı mutlu oluyorsa anne baba, ayrılsınlar ve çocuğu ayrı ayrı mutlu etsinler… ne güzel 2 kez mutluluk… öbür türlü 2 kez mutsuzluk :( ben bu yaşımda hala onların iyi geçinmesi için dua ediyorum.. aralarında eziliyorum bu yaşta bile…evet boşanmak güzel birşey değil, zorlukları çoktur eminim yaşamasam da. Ama mutsuz, huzursuz bir yuva daha acı, daha zor.

  2. Esra Demirbilek

    Kitabı okumadım ama bahsi bile beni daraltmaya yetti. Bu konuda 1+1=2 diyebilmek çok zor. Boşanmanın çocuğa olan etkisi tek taraflı ele alınacak bir konu değil. Sürekli kavga gürültü, mutsuzluğun olduğu evli bir çiftin evinde yetişen çocuk da mutsuz olacaktır. Herkesin aile ortamı, boşanma nedenleri farklı. Boşanmak herkesin hayrına olacaksa neden olmasın? At gözlüğü ile olaylara tek bakış açısından yaklaşmamak lazım. İdeal olan mutlu bir aile ortamında yetişen çocuklar elbette. Ama bu olamıyorsa kalan seçeneklerden en iyisini seçmeli. Boşanmak da buna dahil…

  3. cigdem

    Önemli olan anne ve babanın aynı evde olmasıysa, huzursuz ve her gün tartışmanın olduğu bir ortamda nasıl sağlıklı bir çocuk yetiştirildiğini de yazmışlar mı?

  4. Bu kitabı ben tavsiye etmiş olamam…
    Öte yandan bizde de var bu din veya başka yaklaşımları savunmak amacıyla sözde araştırmalar yaparak bildiriler yayinlayan kurumlar.
    Tarafsız, bilimsel yaklaşmanın önemi bu noktada daha iyi anlaşılıyor.

  5. sunny

    Abartmıyorum, kitap, şarkı vs. içim karardı resmen. Çok acımasız olmuş bazı cümleler, hayatta herşey bizim elimizde değil ki. Tut ki karşındaki istedi boşanmayı ne yapacaksın o zaman ?

Yorum yazın

Switch to our mobile site