Biz nereye…

November 15, 2009

Melis’ten önce, eşim uçağa binerken ve inerken nasıl da tedirgin olurdum…Ona bir şey olursa, ne yaparım bu hayatta diye paranoyak bir ruh haline girerdim. Şimdi o bana tedirgin olmayayım diye Sms atmaya devam ediyor: “biniyorum”, “indim” diye. Ama ben artık o gün eşimin uçtuğunu bile hatırlamıyorum cep telefonumdaki mesajı görene kadar. Sonra bir suçluluk duygusu… Ama yapacak bir şey de yok…

 Geçen ay çok fırtınalı bir gecede eşim Gaziantep’ten İstanbul’a uçuyordu. Geceyarısı olup da hala eve gelmeyince başladım telaşlanmaya. Kısa kesmek gerekirse, yaklaşık yarım saat boyunca uçuşla ilgili bilgi alamadım. Uçağı takip etme işini zavallı annemle babama havale ettim. Bense bu sırada uyuyan kızıma bakıp babasına bir şey olsa ona durumu nasıl anlatacağımı düşündüm. 3 yaşındayken en büyük aşkım olan dedemin vefatından dolayı günlerce evde “insan çocuğunu bırakıp nasıl gider” diye ağladığımı hatırladım. Melis’in babasına nasıl bağlı olduğunu ve kalbinin nasıl kırılacağını düşündükçe gözlerim doldu. Gecenin sonunda eşim eve geldi ama ben bitmiştim.

 Sabah erkenden kalktım, elime bir çay alıp doğan günü seyrettim bahçede. Hem şükrettim ailemin birarada olduğuna, hem de şaşırdım içimdeki korkunun nasıl da şekil değiştirdiğine: Bir zamanlar kendim için korkardım sevgilimi kaybetmekten, şimdi Melis için korkuyorum çocuğumun babasını kaybetmekten…

 Eşim ne zaman sevgilim olmaktan çıkıp çocuğumun babası oldu bilmiyorum…Hamilelikte ben yediklerimi çıkarırken, onun arkamda durup önüme gelen saçlarımı topladığı sırada mı? Hormonlarımın ters-düz olduğu 25 Ocak 2008’de mi? Hastaneden eve geldikten sonra beni tuvalete taşırken mi? Yoksa bir elimde süt pompası salonun ortasında otururken onun perdeleri kapadığı zaman mı?

 Tüm bunları hatırlarken ona minnet duyuyorum. Çoğu arkadaşımın arayıp da bulamadığı bir eş o! Ama tüm bunları yaşamak bizi anne-baba yaptı. Sevgili olan Holger ve Şeniz ise, sanki bir yerlerede trafiğe sıkışıp kalmış da bir türlü eve dönemiyor gibi…

 Düğündeki görüntülerimizi seyrediyorum bazen televizyonda. O günleri geri getirmeye çalışıyorum. Sonra Melis uyanıp “anne” diye bağırıyor. O zaman anlıyorum; henüz çok erken eşime konsantre olabilmek için. Ya da hayatımda ilk kez ben çok yavaşım! Fark etmez…İşte bu yüzden de kararım daha da kesinleşiyor: İkinci çocuk olmayacak hayatımızda… Kaldığımız yerden devam etmeyi becerebilirsek, evliliğimizden başka 3 yıl daha kaybetmeyi göze alamayacağımı fark ediyorum.

Kategorisi: Anne olarak yaşam

Yorum yazın

(mecburi)

(mecburi), (gizli)

XHTML: Bu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Geri izleme linki  |  Bu sitedeki yorumlar için RSS paylaşımı.


Kategoriler

Etiketler

aile anne sütü anti-aging antioksidan diyet Doğuma hazırlık doğum sonrası depresyonu doğum öncesi eğitim egzersiz egzseriz Emzirme endişe fitflop hamilelik lekesi kafein kahve kısırlık melazma mide yanması mineral normal doğum omega 3 pilates power plate reebok easytone sezeryan sigorta tarif tracking varis vitamin wii-fit yedirme problemi yoga yürüyüş çay çikolata
Dugun Dogum Foto Playtime

Bakmaya Değer

Diğer anneler ne der?

En son yorumlar

Arşiv

Haberler