Bozburun
Şimdi Bozburun’da kaldığımız otelin terasından, süper bir deniz manzarasına bakarak yazıyorum. Eşimle Melis doğduğundan beri ilk kez yalnız tatile çıktık.
İlk gün vicdanım sızladı. Özellikle de evden çıkarken hüngür hüngür ağlayan kızımın sesi garaja kadar ulaşırken. Havaalanında ağzımı bıçak açmadı. Sadece eşime, “Sen gitsen de ben kalsam?” dediğimi hatırlıyorum.
Tatilin ikinci günü şahane geçti. Hava güzeldi. Bol bol yüzdüm. Yanımda getirdiğim 4 kitabın 2 tanesini bitirdim. Zaten tek istediğim bu tatilde kitap okumaktan bıkacak kadar çok kitap okumaktı.
Bir de uyku…Biraz uyku…Bütün isteğim buydu. Bozburun, Bozburun
Ne ilginçtir ki sektirmeden 2 gecedir Melis’in süt saatinde ve ekstradan 2 kez daha uyanıyorum. Her uyanışımda 5 dakika uyuyamıyorum ve sabah aynen Melis’in beni “Anneee” diyen sesiyle uyandırdığı saat olan 7:30’da uyanıyorum. Bünye alışmış bir kere 19 aydır geceleri en az 2 kez uyanmaya, 2 günlük tatil yetmiyor ki sistemi detokslamaya…
Ve bugün üçüncü ve son gün! Sabahleyin hem aylak aylak takılmayı özleyeceğimi düşünüp üzülüyor hem de kızıma kavuşacağım için seviniyordum. Taa ki annem cep telefonuma “bayram şekeri” adlı bir MMS gönderene kadar… Melis bayramlıklarını giymiş ve kameraya bakıyor. Annem resmini gönderdiğini sanıyor ama küçük bir video çekmiş. Önce başı önüne eğik, sonra annemin sesiyle kameraya bakıyor. Gözlerindeki bakış benim gözlerimi sulandırdı. Sanki annem nerdesin, bayramın ilk günü niye beni yalnız bıraktın der gibi bir bakıştı ve sonra yine önüne eğdi başını.. Birden içimi derhal eve dönmek arzusu kapladı. Size bu küçük videoyu kaç kez seyrettiğimi anlatamam. Duygularım nasıl kabarmış olacak ki gidip otelimizin kızıl sakallı barmenine “İşte kızım!” diye seyrettirdim!
Küçük bayram şekerim bekle beni! Yarın öğlen seni yemeğe geliyorum

