Büyüyünce ne olucan?
Klasiktir çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sormak. Bana da sordular, kardeşime de. Kardeşim anne olacağını söylerdi, daha birşey göremedik gerçi! Kariyer insanı annem ise üstelerdi “Anladık anne olacaksın, ama başka ne olmak istiyorsun?” diye. Benim de ipe sapa gelir bir cevap verdiğimi hatırlamıyorum. Oduncu olup odun kıracağımı da söyledim, manken olmak istediğimi de…
Üniversite sınavı yolcusuyken, annem ve babam tarafından bana uygun eğitimin işletme olduğuna karar verildi günün trendine göre. Okudum, iş kadını oldum. Bir kız çocuğu için annesi rol modeli oluyor çoğu zaman. Annem bana ve kızkardeşime çalışan anne modeli oldu senelerce. Zamanında bu ağır sıfatın altında ezilmemek için kendinden çok şey vermiş olmasına rağmen, beni de bu yolda gitmem konusunda hep yüreklendirdi. Birgün, evde kalıp çalışmamayı asla bir alternatif olarak düşünmedim, hala da düşünemem. Kariyer yapmayı senelerce herşeyin üstünde tuttum. Master yaptığım okulun yüzüğünü parmağıma taktığımda onun evlilik yapan arkadaşlarımın taktığı yüzükten çok daha anlamlı olduğuna inandım. Çok şükür hayatımda hiç iş aradığımı da hatırlamıyorum; hep işler beni buldu bir şekilde.
Aslında herşey iyi de gidiyordu. Taa ki 3 sene önce hamile kalana kadar! O zaman aklım başıma geldi. İçinde olduğum kariyerin içeriği olsun, gelmiş olduğum yer olsun; benim anneliğimin tadını çıkarmama ihtimal vermediğini ancak idrak edebildim. Anneliği kariyer planımın içine hiç almamıştım ki! Haftanın her günü full-time çalışmaktan dolayı, koştura koştura eve dönerek kızımla maksimum zaman yaratmaya uğraşıp (bazen iş dönüşünde, garajdan eve asansörü bile beklememek için merdiveni yürüyerek çıkmamdan anlaşılabileceği gibi) birşeyler paylaşmaya çalışmak, iş yerimde benden bekleneni yerine getirmek, arada sırada kadın olduğumu hatırlayıp kuaföre gitmek, spor yapmaya zaman yaratamak vs. esnasında ruhen ve bedenen o kadar yoruluyorum ki… Biraz hiperaktif sayılabilecek bir insan olduğumdan, herşeyi aynı anda yapabilmeye çalışmak benim nasıl olduğumu tanımlayan insanlar için (dün akşamki Inspiro sınıfımda 10 kişinin hakkımdaki yorumlarına göre) büyük bir disiplini, gücü, kararlılığı gerektiriyor. Bence? Tüm bu özelliklerim benden keyfimi alıp götürüyor. Nereden mi anladım? Geçen ay sürekli kahkalarla konuşan bir arkadaşımla telefonda laflarken, ona eşlik etmekte ne kadar zorlandığımı fark ettim. Benim hayatımda kahkaha atmak artık lüks oluvermiş, şimdi fark ediyorum.
Bütün bunların sebebinin yapmış olduğum iş seçimi olduğunu görüyorum. En azından artık bana uymuyor. Bugünkü pişmanlığıma bakıp kızıma annesinden gelecek en iyi tavsiyenin iş seçimi konusunda olacağına inanıyorum. Ona iş hayatında erkek ve kadının eşit olduğu hikayesinin lüzumu olmayan feminist bir düşünce olduğunu anlatacağım. Anne olmak isteyen bir kadının meslek seçerken çalışma saatlerini esnetebileceği bir işi olmasının ne kadar önemli olduğunu söyleyeceğim. “Mimar ol, psikolog ol, öğretmen ol, anneannen gibi diş doktoru ol, istersen git sanat galerisi aç; ne istersen ol ama sonuçta kendi zamanının patronu ol” diye öğüt vereceğim.


birileri bizi fena kandırdı, ”çocuk da yaparım kariyer de” diyerek. Ben de aynı şeyleri hissediyorum. Ne tam çalışan kadın olabiliyorum, ne de tam anne. Tek tesellim, bizim neslimizin çocuklarının bu şekilde büyümesi, etrafımızdaki annelerin de benzer duygular içerisinde olması. Yerlere göklere koyamadığım, ”paşa oğlum” diye sevdiğim bir oğlumun da kariyer sahibi, kendi ayaklarının üzerinde durabilen bir kadınla beraberlik yaşamasını, evlenmesini isterim. Bu da böyle bir çelişki işte.
ayaklarının üzerinde durabilen bir kadın olmak demek 8:00-18.00 bir ofis odasına tıkılan kadın demek değil ki Banucum! kendi zamanını yönetebilecek bir işe sahip olan kadın hem ayakları üzerinde durmaya devam eder hem de mutlu bir eş ve anne olur bana göre…