Araştırmalar
Geçtiğimiz hafta internette benim yazdığım konularda kimler neler yazıyor diye bakındım. Çok içten yazılmış bloglar var. Lüzumsuz derecede bebişimde de bebişim diyen yapışkan bloglar var. Öte tarafta, anneyiz.biz, hamileyiz.biz, cicicee.com gibi web siteleri var. Birçok konu çoğu zaman birden fazla yerde, farklı yönlerden ele alınıyor. İnternete ulaşımı olan Türk anne adaylarının ve annelerin bilgi bulabilmek için artık sadece Amerikan websitelerine veya diğer annelerin deneyimlerini paylaşabilmek için Amerikan anne bloglarını okumak zorunda kalmıyorlar. Ne güzel ! Bu konuda yazılar, makaleler, araştırmalar arttıkça birçok konudaki farkındalığımız da artıyor. Annelik artık gelişigüzel sürdürebileceğimiz bir sıfat olmaktan çıkıyor. Bizim annelerimiz kulaktan duyma bilgilerle bizi büyütürken, biz artık çocuklarının gelişimiyle ilgili istatistikleri okuyan yorumlayan anneleriz.
Ancak bunca bilgi bombardımanına rağmen, önümüze sunulan bilgilerde hala önemli bir boşluk olduğunu görüyorum. Yurtdışındaki websitelerinde bebeklere ve çocuklara yönelik olan ürünlerden sağlıklı veya güvenli olmadığı için geri çağrılanlarına dair çok detaylı bilgiler veriliyor. Halbuki bu konuda bizde en ufak bir bilgiye rastlayamadım. Sebebi piyasadaki ürünlerin ülkemizde üretilmiyor olması deseniz, Amerika’da satılan ürünlerin yüzde kaçı Çin’de üretilmiyor diye sorarım.
Bizim neyimiz eksik de bizimle bu bilgiler paylaşılmıyor diye kızdım, kızgınlığımın kime olduğunu bilmeyerek…Niçin bizimle de paralel zamanda paylaşılmıyor piyasadan toplanan ürünlerin bilgisi ? Dahası, bu ürünler niçin bizim piyasadan da toplanmıyor ?
İşte size bazı örnekler :
- 11 Aralık 2009-Little Miss Matched adlı şirket Amerika ve Kanada’da satılmış olan 7,288 adet kız çocuğu pijamasını geri çağırdı. Pijamaların alev alma standartlarının aşağısında olduğu tespit edilip çocuklar için risk taşıdığı tespit edildi.
- 22 Aralık 2009- Ikea 600 adet Leopar modeli yüksek çocuk sandalyelerini geri çağırdı. Sandalye üzerindeki kilitin çalışmadığı ve bu yüzden çocukların düşme tehlikesi geçirdiği haberi üzerine bu karar alındı.
Diğer örnekler için aşağıdaki link’e gidebilirsiniz. Amerikan pazarıyla paralel bizim piyasada da satılan bir mal ise almamak için arada bir neler geri çağırılmış diye bu sayfayı okuyorum. Tavsiye ederim.(http://www.babycenter.com/100_product-recalls_10325888.bc?intcmp=Nav_Global_newsandblog_safetyrecalls)
Almanya’da çocuk oyuncakları üzerine yaplan araştırmalar ise büyük markalar haricindeki oyuncakların son derece toksik olduğunu ortaya koyuyor. Bu oyuncakların ihtiva ettiği toksik maddeler araba lastiklerinde bulunan orandan bile daha fazla. Bu konuda Almanların traji-komik bir yorumu var: Çocuklarımıza oynamak için oyuncak yerine araba tekerleği verelim, daha sağlıklı olur!
Bu güne kadar öğrendim ki halk istemezse, düzenlemeler yapılmıyor. Hani derler ya, herşeyi devletten bekleme diye. Katılıyorum ! Daha düne kadar internette nerede doğumgünü partileri yapılır, 23 Nisan’da nerede ne aktivitelere gidilir bilgilerini bulabilmemiz sadece hayaldi ! Bebek, çocuk ve anne konusunda yazıp çizip ekmeğini bu işten çıkaran web sitelerinin ve dergilerin sorumluğunu bilip bu konuda bir girişim başlatmaları gerektiğine inanıyorum. Açıkçası bu konuyla ilgili de kontak kurabildiğim her yere yazmayı düşünüyorum.
December 25, 2009
Tıp dünyası bu aralar folik asite karşı saldırıya geçmiş okuduğum son haberlere göre! 2 tane ayrı sağlık haberi okudum, ikisi de farklı ülkelerde yapılmış çalışmalara dayanmakta. Gerçi kanıtlamış birşey yok ama yine de bunları okumak beni çok şaşırttı!
İlk haber Norveç’li doktorlardan… Bergen’deki Haukeland University Hastanesi-Kalp hastalıkları departmanından Dr. Marta Ebbing’e göre folik asit takviyesi sanıldığı kadar güvenli değil; dahası kanser riskini arttırıyor!
Bu makaleyi okuyunca bir durdum tabii! Hamileliğimin ilk üç ayında midem yanarken, midem bulanırken zorla boğazımdan ittirdiğim folik asit tabletleri geldi aklıma. Üç ay sonra folik asit tabletlleri bitti, demir haplarında da folik asit takviyeli olanlarını tercih edip içtim jinekoloğumun tavsiyesi olmadığı halde.
Araştırma detaylı… Folik asitin takviye olarak hiçbir besinde yer almadığı Norveç ile herşey gibi folik asit takviyesinin de suyunu çıkarıp una, yumurtaya bile folik asit ekleyen Amerika’daki denekler karşılatırılmış. Sonuç: Folik asit alan deneklerin kansere yakalanma riski %21 daha yüksek!
Bu haber yetmedi,bir de Avusturalya’lı araştırmacılar hamileliğin son dönemlerinde alınan folik asitin çocuğun astım olması riskini arttırdığını iddia ediyorlar. İçeriğinde folik asit olan yeşil yapraklı sebze, belirli meyve ve yemişte olan doğal haldeki folik asitin ise bir zararını saptayamamışlar. Ayrıca hamileliğin ilk aylarında alınan folik asite karşı bu şekilde bir saptama yok. Yani hamileliğin ilk üç ayında günde 400 mikrogram alınması tavsiye edilen folik asit tabletlerine devam edilmesi gerek bu yazıya göre. Neyse ki onu doğru yapmışım…
Sanırım folik asitin yan tesirlerini tam olarak anlamamız için daha bayağı bir yıl geçmesi ve etkilerin gözlenmesi gerekiyor.
December 9, 2009
The Economist dergisinin bu haftaki ekinde doğurganlık oranının dünya üzerinde düştüğü kapak sayfası…Tabii bunu görünce derhal alıp okumak için can attım. Size tüm makalenin özetini yapmam gerekirse;
Gerçek: 90’lı yıllarda gelişmekte olan ülkelerdeki hamileliklerinin çeyreği istenmeyen hamilelik.
Gerçek: Eğitimli kadınlar çalışmak istiyor, doğum kontrolü talep ediyor ve büyük aile istemiyorlar.
Gerçek: Zenginlik ve doğurganlık arasındaki negatif korelasyonlu bağ oluşuyor.
Bense giriş, gelişme sonuç olarak bakıyorum bu 3 bulguya…
Demek ki ne olmuş? Kadınlar dünyanın akışını değiştirmişler. Ayşe kadın bakmış ki bu sonsuz doğurganlık ona dertten başka bir şey getirmiyor, kendini okutmayanlara inat gidip kızlarını okutmuş. Okuyan Ayşe kızı Zeynep ne yapmış? Annesi gibi olmamaya, kendi ayakları üstünde durmaya yemin etmiş. Zeynep’e aşık Ali ne yapmış? Konuşmayı bilen, çalışmayı isteyen Zeynep’le hayatını birleştirmiş. Bir elin nesi var, iki elin sesi var diyerek Zeynep’in iş hayatının sekteye uğramaması için doğum kontrolüne başlamışlar. Para parayı çeker ya, paralar biriktikçe hiç çocuk yapmamak Ali ile Zeynep’e daha da çekici gelmiş…
Aslında Çin’de ‘70’lerin başında başlayan tek çocuklu aile politikasının ucu buna da dokunuyor. İnsanoğlunun hayat standartı arttıkça doğurganlığı düşüyor. Daha düşük doğurganlık ise hayat standartlarını daha da yükseltiyor. Bu da adeta bize, “en az 3 çocuk gerek” felsefesini hatırlatıyor, değil mi?
Düşünsenize 2 çocuklu bir ailenin şu anda Türkiye’de çocuklarını okutmak için verdikleri özel okul, kurs, aktivite masraflarını…Hiç çocuğu olmayan bir karı-koca senede en az 40,000 TL daha fazla biriktirir 2 çocuklu bir aileye kıyasla. Bu da 10 senede sıfır faizle bile 400,000 TL eder ki hiç fena değil…Üstelik tatil masraflarınızın yarısının düşeceğinin, oturacağınız evin 4 kişilik olabilmesi için katlanacağınız ek giderlerin hesabına hiç girmiyorum bile…Ülke ekonomisi bakımında düşünecek olursak, o da şahane..Yatırım arttıkça, ülke de kalkınır..
Kıssadan hisse, kadınlar yine dünya ekonomisine yapacaklarına yapıyorlar. Eski çağlarda tanrıçalara tapıyor olmaları hiç de rastlantı değil. Sadece doğurganlığımızı kontrol ederek bile ekonomiyi oynatacak gücümüz varsa, kimbilir şirketlerin, hatta ülkelerin yönetimlerinde sesimiz çıksa neler olur…Cem Yılmaz’ın dediği gibi: İşin özü eğitim!
November 3, 2009
Bu ay paylaşılan bir araştırma, ikiz hamileliklerindeki bebeklerin cinsiyetinin hamileliğin nasıl neticeleneğine dair işaret olabileceğini gösteriyor. 21 Ekim 2009 tarihinde HealthDay News’da yer alan bu araştırma beni çok şaşırttı.
Tel Aviv Üniversitesi Tıp Fakültesi bünyesindeki Helen Schneider’ın yaptığı araştırmaya göre, rahmi paylaştığınız ikiz kardeşiniz eğer kızsa,size olan etkisi daha pozitif! Bunun anlamı ise kilo ve doğum tarihi bakımından daha avantajlı durumda olmanız demek oluyor. Yine aynı üniversiteden Dr. Marek Glezerman’a göre, erkek fetus ikizini negatif etkiliyor, bunun da sebebi büyük ihtimalle ikizler arasında gerçekleşen bazı transferler, özellikle de hormonlar…
A.B.D.’de araştırmayı gözden geçirmiş olan bir uzmana göre ise, bu araştırma hamileliğin izlenme sürecinin ikizlerin cinsiyetlerinden bağımsız olarak devam etmesine engel değil. “American Society for Reproductive Medicine”’ın eski başkanı ve fertilite uzmanı olan Dr. Steven Ory bu konunun klinik bir boyutu olmadığını savunuyor.
Araştırmada 2,704 tane ikiz hamileliği çalışılmış ve erken doğumun en sık görüldüğü ikizler erkek-erkek ikizleri olarak ortaya çıkmış. Araştırmanın dikkatimi çeken bir başka yanı ise erkek-kız ikizlerindeki erkek bebeklerin, erkek-erkek ikizlerindeki erkeklerden daha kilolu olması. Benim olmayan tıp bilgimle araştırmadan anladığım erkeklerin anneden gelen yemek için daha güçlü savaş verdiği ve kız bebeklerin biraz avuçlarını yaladıkları!
Araştırma sonuçları veriyor ama sebeplere gelince biraz kısır kalıyor. Louann Brizendine’in bu senenin sonuna kadar çıkaracağı “Male Brain” adlı kitabını dört gözle bekliyorum. Bu araştırmada havada kalan sebepler tabii ki bu kitapta yer almayacaktır ama hamilelik esnasında erkek fetusun neler yapıyor olduğuna dair bilgi edinebileceğimizi umuyorum. Her zaman dediğim gibi: Erkek kadın eşit değil, diyenlere inanmayın!!
October 31, 2009