Doğuma hazırlık

by Esra Ilter
“Normal doğum mu yoksa sezeryan mı” sorularının bıktırdığı bir dönemdeyiz. Hamileliğim müddetince bir iki defa acaba mı diye aklımdan geçirmiş olsam bile, bu seçim konusunda ikilem yaşadığımı söyleyemem. Prediktörün göz kırpan pozitif sonucunu gördüğüm andan itibaren çok net olarak normal doğum yapmak istemediğimi biliyordum. Normal doğum esnasında çekilen sancılar benim kafamdaki ikincil önemdeydi. Benim derdim her jinekolojik muayenede de olduğu gibi, kendimi yarı çıplak o acayip pozisyonda ekspoze ediyor olmaktı. Önümden ben o haldeyken gelip geçecek olan hastane personelini düşünmek benim kabusumdu. Ben bu şekilde bir rahatsızlığı daha önce hiç kimeden duymadığıma göre, anormallik büyük ihtimalle bende. Sezeryan sırasında sanki kimse seni görmedi sorunuza ise cevabım çok net: Ben uyurken bana ne yaparlarsa yapsınlar fark etmez, yeter ki ben bilmiyim! Bu konuda ne kadar suni düşündüğümü bildiğim için iyisi mi ben burada durayım…
Şimdilerde yeni ekol, iyice çığırından çıkmış olan sezeryanla doğumdan normal doğuma geri dönüş… İki gün önce bir arkadaşımın hamile eşiyle beraber normal doğum konusuna kendini adamış olan bir doktorun eğitimine katılmış olduğunu ve oradaki deneyimlerini öğrendim. Baba adaylarının bu tür eğitimlerde yer almaları son derece önemli. Başlangıcı beraber inşaa eden ailelerde, doğumdan sonra babaların en az anneler kadar sorumluluk aldığı görülüyor.
Eğitimin gereğine ve önemine her zaman gönülden inanmış biri olarak size hemen konuyla ilgili linkleri gönderiyorum :
http://www.dogaldogum.com/anasayfa.html
http://www.hamilelerkulubu.com/
http://www.lamaze.org/
August 6, 2010
(Bu yazıyı bana gönderip sizlerle paylaşmamı sağlayan PR Giza İletişim-Tanıtım-Org.Hizmetleri’ne teşekkürler!)
Çocuk sahibi olmak en keyifli,en zor ve vazgeçilmez bir sanattır. İnsanın gerçekten kendini başka bir boyutta hissettiği bir döneme girmek isteyen bazı kadınlar hiçbir sıkıntı yaşamadan kolayca hamile kalır. Kimileri içinse hamile kalmak , zahmetli ve sıkıntılı bir dizi yöntem ,prosedür ve test anlamına gelebilir.Siz de çocuk sahibi olmaya karar veren çiftlerdenseniz işte öneriler…
Sık Sık Cinsel İlişkiye Girin
Bu , üzerinde durmaya gerek olmayan bir şeymiş gibi görünebilir ama özellikle heyecanlı çiftler için en sık gözden kaçırılan konudur. Cinsel ilişki sıklığı açısından normal ya da anormal diye bir sınıflama yapmak doğru değildir. Önemli olan ilişki sayısının az ya da çokluğu değil yeterliliğidir. Bunun için uzmanlar tarafından tavsiye edilen sayı haftada 3 ilişkidir. Ama yumurtlama döneminizi bilmiyorsanız ya da adet kanamalarınız düzensiz oluyorsa, her gün seks yapmak eninde sonunda işe yarayacaktır.
Yumurtlama döneminizi belirleyin
Adet kanamaları 28 günde bir , düzenli geçiren kadınlar için yumurtlama tarihi adet başlangıcından 14 gün sonradır. Kadının en fertil (gebeliğe en elverişli) günleri yumurtlamanın olduğu gün ve bundan önceki üç gündür. Eğer bu döneminizi düzenli geçirmiyorsanız hamilelik şansını arttıran yumurtlama zamanınızı tespit etmek için yumurtlama araçlarından biri olan tükürükten ovulasyon testinden yararlanabilirsiniz. Test, istenildiği zaman ve her yerde kullanılabilme pratiği sağlıyor, sınırsız kullanım özelliğiyle de ekonomik bir tercih nedenidir.
Vücut ısınınızı kontrol ederek de yumurtlama zamanınızı tespit edebilirsiniz.Normal vücut ısınız yumurtlamadan 24 saat önce yarım derece düşer , yumurtladıktan sonra tekrar normale döner. Yalnız dikkat etmeniz gereken bir nokta var vücut ısısı hastalıklar yüzünden de düşebilir. Bu yüzden sadece bu tekniğe güvenmekten kaçının.
Yumurtlamadan önce daha çok seks yapın
Yumurtlamanın (ovulasyonun) olduğu günlerde girilecek olan ilişkide, hamile kalma olasılığını artmaktadır.Hormonlarınızı tavana vurduğu gün ve sonraki 2 gün boyunca bol bol seks yapın.Sperm uterusun içinde 24 saatten 48 saate kadar yaşayabilir. Yani , yumurtlama başlamadan önce orada hazır bulunan spermin yumurtayla birleşmesi için yeteri kadar zamanı vardır.
Stresten Uzak Durun
Uzmanlar tarafından verilen bilgiye göre, stres salgı bezlerini etkilemektedir ve bu şekilde hormonların salınımında problem oluşmaktadır. Bu durumda yumurta oluşumu-gelişimi veya yumurtlama gibi hormonların etkisiyle olan olaylarda olumsuzluklar olabilir. Çalışma saatlerinin uzaması, trafik stresinin yaşanması gibi koşullar yorgunluk olarak geri dönmektedir. Yorgunluk da cinsel arzuyu ve cinselliğe ayrılan süreyi azaltmaktadır.Bu nedenlerden dolayı bebek isteyen çiftler stresten uzak durmalılar.
Beslenme çok önemli
Uzmanlara göre,gebeliğe hazırlanan kadınların içeriğinde dioksin bulunan gıdalardan kaçınması gerekir. Dioksin, kırmızı et, tavuk, balık ve yumurtada bulunmaktadır. Bunların hepsinin beslenme programından çıkartılmasını gerekiyor. Çünkü bu kez de yine kısırlığa neden olan D vitamini eksikliği ortaya çıkabileceği uzmanlar tarafından belirtiliyor. Ama nedensiz kısırlık sorunu yaşayan çiftlere, üç ay önceden özellikle bir diyet programı öneriliyor. Yani yalnızca kadınların değil, erkeklerin de bir beslenme programı uygulaması gerekiyor.
Hamileliğe hazırlanırken uzmanlar tarafından daha çok sebze ve meyve ağırlıklı bir diyet programı öneriliyor, ama bu program tamamen vejetaryen bir program değil. Çünkü bu besinleri hayatımızdan çıkarıp yalnızca sebze-meyve ile beslenmek de sağlıksız beslenmek anlamına gelmektedir. Bu besinler uygulanması önerilen beslenme programından çıkartılırken, onların yerine geçecek bir takım vitamin takviyeleri gerekli görülmektedir. Bu besinlerin yerine bebek isteyen çiftlerin neler yemeleri gerektiği uzmanlar tarafından belirlenmektedir.
Kendinize zaman verin
Yumurtlamayla ilgili yaşadığınız problemlerin çözüme kavuşması ve vücudunuzun hamileliğe hazırlanması biraz zaman alabilir. Bu konuda sakın yalnız olduğunuzu düşünmeyin.Sakin olun ve bekleyin. Yapılan araştırmalara göre bebek sahibi olmak isteyen birçok kişinin hamile kalması yaklaşık 6
June 24, 2010
İş hayatımın ilk yıllarıydı. Birgün ayak parmağımı kırdım. Amerikan hastanesinin önünde elimde değneğim oturup beni araba ile alacak arkadaşımı beklerken, bir de baktım karşımda tam eski usül bir Nişantaşı pastanesi. Seke seke girdim içeri. Pembe pembe duran baklava şeklindeki lohusa şekerlerini görür görmez kararımı verdim. Belki lohusa değildim ama bana da yatakta kal çağrısı verilmemiş miydi? O zaman hemen lohusa şerbeti pişirip beni ziyarete gelecek arkadaşlarımı ağırlayacaktım.
Bundan 10 sene sonra lohusa şerbetini gerçekten hak ettim. Annem bebeği ve beni ziyarete gelecek misafirleri için lohusa şerbeti yaptı. Ben durur muyum? Zaten canım şeker çekiyor, bardağa şerbeti doldurup içerken, annemin çığlığıyla durdum. Aman misafirlerin şerbetini nasıl içermişim, misafirler gelince onlara ne çıkaracakmışız, vs. Sanırsınız lohusa şerbeti lohusaya sütü gelsin diye değil de, misafirlere gülümsesinler diye icat edilmiş! Sonuçta ben ağzımın tadıyla bir lohusa şerbeti içemediğime mi yanayım, haftalarca buzdolabında gelecek misafirleri bekleyen şerbete mi yanayım bilemiyorum. Hele bir teyze olacağım günleri göreyim de, kardeşimin salonuna kurulup lohusa şerbetini doya doya içeceğim.
Bu arada, benim lohusa şerbetimdi diye demiyorum, daha iyisini içmedim! Bu aralar etrafımda lohusaların sayısı artarken tarifi vereyim istedim:
1-İstenen ölçüde lohusa şekeri suda kaynatılır. Lohusa şerbetiniz en basit haliyle bu şekilde hazırdır.
2-Ayrı bir kapta, suyun içerisinde tülbent içinde havlıcan, karanfil, tarçın kabuğu kaynatılır. Bu karışım lohusa şerbetine şurup niteliğinde karıştırılacağından, piştikten sonra bir şişeye koyup bekletilir.
3-Ağız tadınıza uygun olması için tadarak baharatlı karışımdan kaşık ile lohusa şerbetine katılır. Eğer şekeri size az gelirse, ilave şeker de konulabilir.
Şurup niteliğinde olan karışımını fazla tutarsanız, lohusa şerbeti her pişirildiğinde tekrar tekrar yapma zahmetinden kurtulur, buzdolabından çıkarıp yeni şerbete ekler ve servis yapabilirsiniz.
ÖNERİ: Doğumdan önce tadını istediğiniz kıvama getirebilmeniz için deneme yapın. Neden ne kadar konması gerektiğine kendi ağız tadınıza göre ayarlayıp not alın.
May 21, 2010
2009 dogum fiyatlarini sizlerle paylasmak istedim…
| Hastane |
Normal |
Sezeryan |
| Kadıköy Şifa Hastanesi |
3.100 TL |
4.500 TL |
| Alman Hastanesi |
6.000 TL |
6.200 TL |
| Amerikan Hastanesi |
7.300 TL |
9.200 TL |
| Anadolu Sağlık Merkezi |
4.000 TL |
4.250 TL |
*bu fiyatlara bebek paketi ve doktor dahildir.
August 26, 2009
Hamilelik geçirmiş 20 arkadaşıma gönderdiğim bir ankette doğum öncesi eğitimine gidip gitmediklerini sordum. Neyse ki gitmeyen arkadaşım azmış! Ben her konuda iyi bir eğitimin gerekliliğine inanan bir insanım. Bilmediğim bir konuda bilgi edinmek için temel eğitimlerden geçmek gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla ben de bu eğitimlerden birine katıldım. Üstelik Anadolu tarafında çalışırken, 6 aylık hamile halimle üşenmeden her hafta çarşamba günü işten çıkıp motora binip Avrupa yakasına geçerek özel bir hastanenin eğitimine katıldım.
Yine aynı ankette arkadaşlarıma gittikleri “doğum öncesi eğitimi”ne dair sorduğum sorulara cevapların hepsi negatifti. Hepsinin de sorunu aynıydı: teoride tamam, ama gerçeğe uzak! Bana soracak olursanız, ben pek de fena bulmadım. Evet, hayal kırıklığına uğradığım oldu. Özellikle de Amerikan filmlerinde gördüğüm partnerli nefes egzersizlerini hayal edip de buna dair hiçbir ders alamayınca! Ama diyebilirim ki, asıl bu eğitimlerin sonunda tam olarak nasıl beslenmem gerektiğini öğrendim. Ne kadar eksik beslendiğimi görüp hamileliğimin sonuna kadar almam gereken her besini günü gününe sayarak gittim. Bunun için bir besin günlüğü tuttum ve benim yeterli beslenmem için çok faydalı oldu. (Sizle de “Besin Günlüğünüz” adındaki yazımda bunu paylaşıyorum.)
Peki nedir beklediği hamile kadınların bu eğitimlerden ve nasıl iyi bir eğitim hazırlanabilir?
Genellikle Türkiye’de hastanelerde verilen doğum öncesi eğitimlerinde aşağıdaki konular yer alıyor:
- Hamilelikte Vücuttaki Değişiklikler
- Hamilelik ve Hamilelik Evreleri
- Hamilelikte ve Lohusalıkta Beslenme
- Hamilelikte Egzersiz
- Hastane Hazırlığı ve Çanta Hazırlama
- Normal Doğum ve Sezeryan
- Doğum Sonrası Bebek Bakımı
- Yenidoğan Problemleri
- Emzirme, Emzirme Pozisyonları, Emzirme Sorunları
- Anne – Bebek Psikolojisi
Bana kalırsa normal doğum yapmak isteyen anne adaylarına bu eğitimler sırasında pek kredi verilmiyor. Amerika ve Avrupa’da doğum öncesi eğitimleri şu konuları da içine alıyor:
- Doğumun safhaları ve doğum
- Doğum sancısıyla başa çıkmanın yolları
- Eşiniz size doğum esnasında nasıl yardımcı olabilir
- Doktorunuzu ne zaman aramalısınız? Doğumun başladığını nasıl anlarsınız?
Benim aldığım eğitimde ise, normal doğuma yönelik sadece 45 dakikalık bir bölüm oldu ve bu süreci anlatan hemşire tıpkı bir korku filmini anlatır gibiydi. Ders esnasında bir anne adayı yanımda baygınlık geçirdi desem herhalde ne demek istediğimi anlatmış olurum! Sanki bu hemşire, “normal doğurmayın, işimizi zorlaştırmayın gelin sezeryan olun” der gibiydi. Türkiye’de sezeryan sayısındaki artışı biliyorsunuzdur. Gelişmiş ülkelerde sezeryan asla anne adayının önüne koyulan bir alternatif olamaz. Sadece gerekli durumlarda yapılan sezeryan, ülkemizde ne yazık ki doktorlardan büyük teşvik görüyor. Tabii bu zihniyetin ürünü olan eğitimler de yukarıda bahsettiğim konulardan hiç nasibini alamıyor.
Henüz Türkiye’de normal doğumu destekleyen doğum hemşirelerinin verdikleri özel kurslar çok görülmüyor. Halbuki Amerika’da ve Avrupa’da doğum öncesi eğitimlerini özel olarak veren doğum hemşireleri bulunuyor ve bu hemşireler isteğiniz durumunda, bizim eski tabirimizle “ebe”niz olarak doğumunuza katılabiliyorlar. Umarım Türkiye’de de bu uygulama yavaş yavaş oturur ve normal doğumların sezeryanlara olan oranında bir yükseliş olur. Herşey doğal akışında daha doğru ve daha güzel…
May 24, 2009
Sevgili anne adayı! Bu satırları okuduğunuza göre daha hala anne adayı dumundasınız, doğurmadınız..O zaman aşağıdaki listede not ettiklerimden doğumdan önce en azından 10 tanesini yapın. Pişman olmayacaksınız, tam tersi bana dua edenleriniz bile olabilir:)
- Sabah uyandınız ve evde çıt çıkmıyor. “Ee, ne var bunda?” demeyin! İlk tavsiyem evinizdeki sessizliğin tadını çıkarın. Bunun ne lüks olduğunu çok yakında anlayacaksınız
- Sinemada veya DVD player’da film izleyin. Bebeğiniz doğduktan sonra, eğer şanslıysanız, haftada bir kez “sex & the city” ya da “friends” türü bir dizi izleyecek kadar zamanınız olacak. İyisi mi, siz şimdi sıkılıncaya kadar film izleyin.
- Bütçeniz elverdiği ölçüde eşinizle veya arkadaşlarınızla dışarıda yemek yiyin. Tavsiyem kendinize göre yemek bulacağınıza ve çocuk sesi duymayacağınıza emin olduğunuz restaurantlara gitmeniz!
- Eşinizle başbaşa tatile gidin. İster kar, ister deniz manzarası görebileceğiniz bir yere gidin.
- Hamilelik geçirmiş 20 arkadaşıma gönderdiğim bir ankette, hamileliklerini tekrardan yaşasalardı neyi farklı yaparlardı sorusuna aldığım cevaplardan en çok tekrarlananlardan biri, “daha fazla naz yapardım” oldu! Unutmayın, hayatınızın yaşayabileceğiniz son bencil dönemi…Hazır hamileliğiniz devam ederken, iyisi mi bol bol naz yapın tüm sevdiklerinize..Ama tadında bırakmayı unutmayın tabii
- Bebeğiniz doğunca kalbiniz uzun sürece ona akacak ve onda kilitlenecek. Eşinizin o dönemde kendisini sevdiğinizden emin olabilmesi için bugünden çalışmaya başlayın: Aklınıza her geldiğinde, onu ne çok sevdiğinizi söyleyin ve gösterin!
- Okuyun! Dergi okuyun, gazete okuyun, özellikle de kalın kalın romanlar okuyun! Bebeğiniz doğduktan sonra uzun bir süre buna imkan bulamayabilirsiniz..
- Yakın arkadaşlarınızla (çocukları varsa, tercihen çocukları olmaksızın) elinizden geldiğince çok vakit geçirin. Saatin kaç olduğunun farkında olmadan oturun, konuşun, dertleşin, dedikodu yapın. Altını tekrar çizmek isterim: zamanı unutun!
- Aylardır belki de yıllardır düzenlemek istediğiniz ama bir türlü elinizin değmediği dolaplarınızı, CD-DVD’lerinizi, kitaplarınızı düzenlemek için daha iyi bir zaman olamaz.. aslında daha başka zaman da olamaz!! Kendinizi yormadan, içinize sindire sindire evinizi kıyı köşe düzenleyin..
- Vee bol bol UYUYUN! Tutun ki uyandınız, o zaman yatakta kalın. Kocanıza şımarın, kahvaltıyı yatağınıza getirsin!
May 24, 2009
Doğum için
□Video kamera
□Fotoğraf Makinesi
□Doğum teminatı olan özel sağlık sigortanız varsa, sigorta kartınız
□Doğumdan sonra kimi arayacağınızın (veya sms atacağınızın) listesi
□Size kendinizi iyi hissettirecek herhangi bir şey: aile fotoğrafınız, en sevdiğiniz peluş hayvanınız vs..
□Saçlarınızı doğum esnasında yüzünüzden çekmeniz sağlayacak lastikli bir toka (normal doğum için)
Kişisel eşyalar
□Diş fırçası ve macunu
□Tarak, saç fırçanız
□Şampuan, duş jeli, yüz temizleme jeli, nemlendirici, makyaj çantanız (ve bunun gibi sizi doğumdan sonra sizi yine insan gibi hissettirecek herşey!)
□Büyük boy ped (hastaneler verdiği halde, tavsiyem kendinizi rahat hissettiğiniz markadan 1 paket yanınıza almanız)
□Kutlama için 1 şişe şampanya 
Giyecekler
□4-5 adet rahat edeceğiniz külot. (Eğer sezeryan ile doğum yapacaksanız, yaranıza değmeyecek, göbeğinize kadar çekebileceğiniz büyüklükte külot almanızı tavsiye ederim.)
□Emzirme sütyeni (göğüs ölçünüzün süt verirken, şu ankinden bir boy büyük olması yüksek ihtimal)
□3-4 adet gecelik (kanamalardan dolayı gecelik değiştirmeniz gerekebilir.)
□Topuksuz terlik (doğumdan sonra başınızın dönüyor olması ihtimali yüksek)
□3-4 adet kısa çorap
□1-2 adet sabahlık
□Eve dönerken giyeceğiniz rahat bir kıyafet (Doğumdan sonra hala 6 aylık hamile gibi karnınız olacak, hatırlatırım!)
Bebek için
□4-5 adet body ve tulum
□2-3 adet çorap
□Eldiven (doğar doğmaz giydiriyorlar ki uzun tırnaklarıyla kendine zarar vermesin)
□Şapka (doğar doğmaz giydiriyorlar ki kafası üşümesin)
□Yenidoğan bezi
□Pişik kremi
□Hastaneden çıkış için battaniye (hava soğuksa birkaç kat giydirmeniz gerekecektir)
□ Dönüş için, arabanizda arkaya doğru yüzü dönük olarak emniyet kemerleriyle bağlanmış bir anakucağı
Emzirme için
□Daha önceden almış olmanızı tavsiye edeceğim süt pompası .(Hemşireler çok yardımcı oluyorlar kullanmayı öğrenmeniz için.)
□Meme ucu yaraları için bir krem (Ben Lansinoh kullanmıştım; emzirmeden önce göğüs uçlarını temizlemeye bile ihtiyaç olmuyor)
□Göğüs pedi (süt başlangıçta göğüslere birdenbire hücum ettiğinden, geceliğiniz ıslanacaktır.)
□Göğüs ucu koruyucusu (Ben Medela marka kullanmıştım, tavsiye ederim.)
*Ayrıca; isterseniz misafirleriniz için çikolata; oda kapınız için de süsleri bavulunuza koymayı düşünebilirsiniz.
NOT: Benim ekstradan bu listeye koymadığım ama almadığıma pişman olduğum birşeyi daha eklemek istiyorum:
Hastaneden eşimin kullandığı arabayla eve dönerken trafik sıkışmıştı ve birden bebeğimin karnı acıktı. Hemen yanımda otobüs ve minibüslerdeki insanlar arabanın içini açıkça görebilecek konumdaydılar. Bebeğimin ve benim üstüme battaniye örtüp bir şey görünmesin diye zar zor içine sığarak bebeğime süt verdim. Ben sizin yerinizde olsam, bu olasılığı göz önünde bulundurur ve arabanın camına asacak veya üzerinize örtebilecek küçük bir çarşafı arabaya doğuma gitmeden önce koyardım.
May 24, 2009