Emzirme
İş hayatımın ilk yıllarıydı. Birgün ayak parmağımı kırdım. Amerikan hastanesinin önünde elimde değneğim oturup beni araba ile alacak arkadaşımı beklerken, bir de baktım karşımda tam eski usül bir Nişantaşı pastanesi. Seke seke girdim içeri. Pembe pembe duran baklava şeklindeki lohusa şekerlerini görür görmez kararımı verdim. Belki lohusa değildim ama bana da yatakta kal çağrısı verilmemiş miydi? O zaman hemen lohusa şerbeti pişirip beni ziyarete gelecek arkadaşlarımı ağırlayacaktım.
Bundan 10 sene sonra lohusa şerbetini gerçekten hak ettim. Annem bebeği ve beni ziyarete gelecek misafirleri için lohusa şerbeti yaptı. Ben durur muyum? Zaten canım şeker çekiyor, bardağa şerbeti doldurup içerken, annemin çığlığıyla durdum. Aman misafirlerin şerbetini nasıl içermişim, misafirler gelince onlara ne çıkaracakmışız, vs. Sanırsınız lohusa şerbeti lohusaya sütü gelsin diye değil de, misafirlere gülümsesinler diye icat edilmiş! Sonuçta ben ağzımın tadıyla bir lohusa şerbeti içemediğime mi yanayım, haftalarca buzdolabında gelecek misafirleri bekleyen şerbete mi yanayım bilemiyorum. Hele bir teyze olacağım günleri göreyim de, kardeşimin salonuna kurulup lohusa şerbetini doya doya içeceğim.
Bu arada, benim lohusa şerbetimdi diye demiyorum, daha iyisini içmedim! Bu aralar etrafımda lohusaların sayısı artarken tarifi vereyim istedim:
1-İstenen ölçüde lohusa şekeri suda kaynatılır. Lohusa şerbetiniz en basit haliyle bu şekilde hazırdır.
2-Ayrı bir kapta, suyun içerisinde tülbent içinde havlıcan, karanfil, tarçın kabuğu kaynatılır. Bu karışım lohusa şerbetine şurup niteliğinde karıştırılacağından, piştikten sonra bir şişeye koyup bekletilir.
3-Ağız tadınıza uygun olması için tadarak baharatlı karışımdan kaşık ile lohusa şerbetine katılır. Eğer şekeri size az gelirse, ilave şeker de konulabilir.
Şurup niteliğinde olan karışımını fazla tutarsanız, lohusa şerbeti her pişirildiğinde tekrar tekrar yapma zahmetinden kurtulur, buzdolabından çıkarıp yeni şerbete ekler ve servis yapabilirsiniz.
ÖNERİ: Doğumdan önce tadını istediğiniz kıvama getirebilmeniz için deneme yapın. Neden ne kadar konması gerektiğine kendi ağız tadınıza göre ayarlayıp not alın.
May 21, 2010
Anne sütüyle beslemenin faydaları, yapılan her anne sütü mü biberon maması mı değerlendirmesinde katlanarak artmaya devam ediyor.
Anne sütünün bebeğin ileride okul performansından tutun, çocukların stresle başa çıkabilmesine kadar olan pozitif etkisi araştırmalara konu oluyor.
İyi de emzirmek niçin bu kadar faydalı ve sağlıklı?
Arizona State University doçentlerinden Melinda Johnson bu konunun sadece bir mekanizmayla sınırlanamayacağını belirtiyor. Anne sütünün büyümekte olan çocuk için mükemmel bir besin kaynağı olduğunu, anne sütündeki DHA’nın beyni ve sinir sistemi gelişmekte olan bir çocuk için çok kritik olduğunu ekliyor. Sanırım bu anne sütüyle büyütülen çocukların okulda başarılı olmasının sebeplerinden. Şimdi reklamlarda hepimiz izliyoruz, DHA’lı krem peynirleri, margarinleri, dondurmaları, sütleri….Meğer bu işin özü anne sütüymüş! Ne mutlu emzirilen çocuklara!
Amerikan Pediatri Akademisi’ne başkanlık eden Dr. Ruth Lawrence ise anne sütünde olan taurine adlı bir amino asitten bahsediyor. Yeni doğmuş ve premature bebeklerin taurine’i üretemediklerini, ancak nörolojik gelişim için fevkalade önemli olan bu amino asitin beynin büyümesi için çok kritik olduğunu belitiyor. (Bu arada beyin yaşamın ilk senesinde iki katı büyürmüş! )
Lawrence, “Anne sütü alanında araştırmalar yapanların beyin gelişimine odaklanırken, biberon maması üretenlerin bebeklerin kaç kilo alacağına odaklandıkları”na dikkat çekiyor. Benim gözlemlerim de anne sütü yerine biberon maması alan çocukların gereğinden fazla şişman oldukları yolunda. Eşim “Micheline bebekleri” diyor bunlara ki çok hemfikirim! Ne bebeklikte ne yaşlılıkta fazla kiloyu sevmiyorum. Ne benim bebekliğimde ne de kızımın bebekliğinde olmayan boğum boğum kol-bacaklara da hiçbir zaman özlem duymadım. Onun bu narin hali beni çok cezbediyor. O benim akıllı küçük DHA’lı farem! Anne sütüne dair her yazıyı okumamın sonunda “iyi ki emzirmişim” diyorum. “Ne farkı var canım” diyenlere de “siz bilirsiniz” diyorum…
January 6, 2010
Ben süt yönünden şanslı bir kadındım galiba. Bünyem bebeğimin isteğinden fazlasını üretti. Öyle ki; hedefim olan 7 aydan sonra süt vermeyi kestikten sonra, stokladığım sütler sayesinde bebeğimin 1 yaşına kadar anne sütü almasını sağlayabildim. Nam-ı diğer inektim yani

Ama ben sadece bünyemden kaynaklandığını sanmıyorum bu verimliliğin. Beslenmeme çok dikkat ettim 7 ay boyunca. Yediklerime, içtiklerime çok özen gösterdim. Belki faydası olur diye sizinle de paylaşmak istiyorum bunları.
İşte benim olmazsa olmazlarım:
- İlk ay sütü arttırmak için günde 1 şişe kuru incir, kuru kayısı, kuru siyah üzümün kompostosunu tükettim. (İçine şeker koyup ekstra şeker almanıza gerek yok. Zaten yeterince tatlı oluyor bu karışım.)
- Hergün 4lt su tükettim (Gün içerisinde süt veya komposto tükettiysem, aldığım su miktarını ona göre azalttım.)
- Hergün 4-5 porsiyon meyve tükettim. (1 elma, 1 muz, 1 kivi, 1 portakal, 2-3 kayısı/çilek)
- Hergün 1-2 fincan rezene-anason çayı demleyip içtim.
İlk haftalarda insan kendinden emin olamıyor acaba yeterince sütüm geliyor mu diye. O dönemden ben de geçtim tabii. O sırada malt içmeyi bile denedim. Ben sadece bir kez deneyebildim, pek hoşlanmadım. Ama bir deneyin, belki sizin damak tadınıza uyar.
Ender Saraçoğlu’nun geçen ay bulduğum bir kitabının bir bölümünde anne sütünü arttırıcı kürlere rastladım. Size hemen onları da aktarmak isterim:
Kür 1: Günde 2 posriyon taze beyaz üzüm tüketin.
Kür 2: Sabah-akşam yemeklerden once dereotu tüketin.
Kür 3: Haşlanmış incir suyu içmek. 8-9 adet kuru inciri yarım litre suda haşlayın. Ikiye böldüğünüz suyu sabah-akşam olmak üzere günde 2 kere tüketiniz.
Kür 4: Beyaz dut kurusu tüketin.
Ender Bey der ki; bu kürleri aynı anda uygulamayın. Herbirinin uygulama süresi 1 haftadır. Birini bitirdikten sonra diğerine başlayın. Aslında başka şeyler de yazıyor, isterseniz kitabını alın.
Yapay Göğüs Uçları: Göğüs uçlarınızın ilk başta yara olmasını önlemek için bazı hastaneler doğumdan hemen sonra göğüs ucuna takılacak plastikler veriyorlar. Ben 1 hafta , 10 gün bu acıya sabretmenizi tavsiye ediyorum. Yara olmadan emzirmeye devam edilebildiğini etrafımda hiç görmedim. Bu benim deneyimin ama aksi yönde deneyimi olan varsa, lütfen yazsın..
Süt Sağma Pompası: Son olarak, birçok anne pompalamanın işkence olduğunu düşünüyor ama ben sütünüzü arttırmak için şiddetle tavsiye ediyorum. Bebeğiniz ilk başta çok fazla süte ihtiyaç duymuyor. Pompa ile sağmazsanız, göğüsleriniz de kendini bebeğe göre ayarlayıp süt üretimini azaltıyor. Bence iyi bir pompa bulabilmek çok kritik bir konu. Ben Medela Swing’i kullandım. Çok memnundum. Çok pratikti ve hiç canım yanmadı. Sıkıcılığı konusunda ise size tavsiyem, pompa yaparken kitap okumanız veya TV seyretmeniz. Zaten başka hiçbir zamanınız yok bunları yapacak, iyisi mi pompa zamanını iyi değerlendirin
May 24, 2009
Hamilelikten sonra okuduğum ve çok ilgimi çeken bir yazı olmuştu. Bebek bekleyen bir anne-babanın doğacak bebeklerini anlatmaları istendiğinde, babaların aklında canlanan çocuğunun yürür konuşur ve onlarla oyun oynar haliyken; annelerin hayallerini süsleyen küçücük yeni doğmuş ve emzirmeye çalıştıkları bebekleri olmuş! Bunu daha da ilginç kılan hamileliğim esnasında tuttuğum hamile günlüğümde okuduklarım oldu. Sürekli bir şekilde bebeğimi emzireceğim günü beklediğimi, rüyamda defalarca bebeğimi emzirirken kendimi gördüğümü yazmış olmam adeta bu araştırmayı destekliyordu.
(more…)
May 24, 2009
Süpersiniz, doğum safhasını geçtiniz !
Tebrikler, artık bir annesiniz!
Şimdi size tek bir tavsiyem var: Emzirin!
Amerika’lıların “altin sıvı” adını verdikleri anne sütünün bebeğiniz için faydaları saymakla bitmiyor. Benim bulabildiklerimi sizinle de paylaşmak istiyorum:
Kendiniz için: Aldığınız kiloları vermenin en kolay şeklidir. ( 3 saatte bir emzirerek, 4 ay sonunda hamilelik öncesi kiloma geri dönmüştüm.)
Kadın vücudu o kadar muhteşem ki; emzirirken rahim (herhalde “artık büyük durmama gerek yok, baksana bebek doğmuş da emmeye bile başlamış” diyerekten: ) kasılıp küçülmeye başlıyor eski haline dönmek için.
Bebeğiniz için: Anne sütü ufak meleğiniz için daha az enfeksiyon ve alerji demektir. Ayrıca bebeğinizin birgün astıma yakalanma oranının daha düşük olduğunu unutmayın! Günümüzün en büyük 2 sağlık probleminin görülmesini de azalttığı bildiriliyor: Obezite ve tip II diabet hastalığı. Anne sütü alan bebeklerin IQ seviyesinde bile bir adım önde olduğu bile araştırmalara konu oluyor.
May 24, 2009