Fit annelik

Fit anneler için basit çözümler

Günümüzün kadınları artık boş vaatlere kanmıyorlar. Çok şükür bizleri biraz anlayabilenler çıkıyor ve bize razı olabileceklerimizi değil, gerçekten istediklerimizi sağlamanın yolunu bulmaya çalışıyorlar.

 Dünkü fit olmak>zayıf olmak yazımın devamı olarak, bugün özellikle zaman darlığı içerisinde olup yine de kendi için birşeyler yapmak isteyen anneler için bazı önerilerim olacak.

 Dünkü yazımda altalta sıraladığım notlarımın sonucunda:

  • Minimum sürede maksimum getiri sağlayacak egzersizler önem kazanması,
  • Sonuca giderken harcanan paranın yüksek olmaması,
  • Egzersizin etkilerinin ise hayatımızda uzun soluklu olması gerektiği çıkarımına gidiyoruz.

 Bana kalırsa, power-plate denen fitness aleti tüm bu çıkarımların ürünü. Sadece 20 dakika çalışarak, hem istediğim kaslarımı çalıştırabiliyor hem kalori yakıyor, hem de kendimi mutlu hissederek eve gidiyorum. Hem zaman tasarrufu sağlıyorum hem de orta vadede gözle görülebilecek kadar iyi sonuçlar elde ediyorum. Rakamlar salondan salona farklılık gösteriyor. Ama etkisi ve size kazandırdığı zaman bakımından bakıldığında, bana pahalı gelmiyor.

İşte size Türkiye’deki tüm power plate stüdyolarını bulabileceğiniz link:

 http://www.ozkayaithalat.com/power-plate-studyolar.html

 Gün içerisinde koştururken, daha önce de blogumda tavsiye etmiş olduğum Fitflop terliklerden veya Reebok Easytone ayakkabılarından giyerek, zaten yürüyerek geçireceğiniz vakti daha efektif olarak kullanmış olursunuz. Fitflop terliklerini New Balance ayakkabılarını satan dükkanlarda bulabilirsiniz. Haftada en az 3 gün kendimize hızlı tempoda 20-30 dakika yürüyecek sebep bulabilirsek, bu ayakkabı veya terliklerle olsun veya olmasın, hem günlük 200-300 kaloriye yakın yakmış oluyor, hem kaslarımızın tonajını arttırmış oluyoruz. Egzersiz sonrası salgılanan mutluluk hormonu ise,” istemem yan cebime koy” diyemeyeceğimiz kadar güzel bir bonus!

Wii-fit bir başka seçenek. Birden fazla seçenekle size sıkmadan hareket etme şansı veriyor. İlk başta bir yatırım yapıyorsunuz ama yararlandığınız ölçüde yatırımınızın getirisi yükseliyor. Bunu özellikle de fitness klüplerine verdiğiniz yıllık rakamlara bakarsanız daha iyi değerlendireceğinizi düşünüyorum. Wii Fit’in en büyük zorluğu evimizdeki çocuklar. Biz spor yaparken onların ayağımızın altında dolaşmalarının bize faydasından çok zararı olur. ( Geçen C.tesi ben mekik çekmeye çalışırken, Melis karnıma atladığı anda bunu anladım!) Onları evden uzaklaştırabildiğiniz, birisine başka bir odada baktırabildiğiniz veya uyudukları zamanı fırsat bilmeniz gerekiyor.

 Pilates-mat daha önce değinmediğim, benim felsefesine daha çok yeni başlamış olduğum başka bir seçenek. Evinizde temel kuralları öğrendikten sonra sadece bir mat üzerinde , kendi kendinize uygulayabileceğiniz bir spor. İster bir sure eğitmenle çalıştıktan sonra, aklınızda kalan hareketleri uygulayabileceğiniz, ister kitapçılarda satılan Pilates-mat DVD-VCD’lerinin karşısında yapabileceğiniz bir egzersiz. Hamile kalmadan önce gidiyor olduğum fitness klubünde haftada 2 kez pilates yapıyordum. Geçen hafta pilates eğitmenim (eski yaşam koçum) ile  tekrardan pilates çalışmaya başladım. Şimdi hergün 10 dakika onun verdiği 4 temek egzersizi yapıyorum iyi bir öğrenci olarak!  Sonunda 3 cm uzama sözü verdi değerli eğitmenim :)

 Beslenmeden hiç söz etmemek olmaz. Dün D&R’daydım. “Sağlık” bölümüne baktığımda birbirinden farklı birçok diyet kitabı gördüm. Ben “Taş Devri Diyeti” kitabını alırken, yan kasadaki bayan “Tukan Diyeti” adlı kitabın fiyatını ödemekteydi. Güldüm halimize; o da güldü. Hangisi doğrudur, hangisi çalışır bilmem. Herşeyden az da olsa yemek benim şimdiye kadar tercih ettiğim yol oldu. Böylelikle ne cheese cake’den vazgeçtim ne baklavadan! Ama tabii ki herşeyin bedeli var. Ayrıca akşam yemeğinde ağzıma tatlı koymamak da benim yemek konusunda nadiren kendime koyduğum yasaklardan olmuştur. Son 5 senedir işlediğine kendim üzerimden söz verebileceğim tek kural şu:

 “Akşam gırtlağınızdan birşeyin geçeceği en son saat 7:30 ve yediğiniz mümkünse, sebze yemekleri veya çeşitli salatalar olsun. Yanında sadece 1 dilim tahıllı ekmek ve biraz yoğurt ile yerseniz doymamanız mümkün değil. Akşam yatağa gidene kadar mideniz kazınırsa, bir bardak süt için veya buzdolabınızdaki en az kalorili meyveden 1 porsiyon yiyin.”

Yorum yazın August 17, 2010

Fit olmak>Zayıf olmak

 

Son yıllarda hayatımıza Amerika’nın “fit olma” hali girmiş bulunuyor.

Nedir fit olmak?

Ben bu kısacık kelimenin kendi içinde bedenen, fikren ve ruhen sağlıklı ve güçlü olmayı beraberce barındırdığını anladığımdan beri, sadece zayıf olmak ve zayıf görünebilmek hallerinin artık “fit” görünmenin yanında gerçekten de “zayıf”  kaldığına inanıyorum.

 Kadınlar son 10 yıldır sadece zayıf olabilmek için öğün atlamak, yatağa aç girmek, akşam yemek yememek gibi sağlıksız çözümleri terk etme eğilimindeler. Artık kendimizi çekici hissedebilmemiz sadece tartının ne gösterdiğine bağlı değil. Egzersiz yapmadan, sağlıklı yemek yeme alışkanlığı edinmeden yapılan hiçbir diyetin hayatımıza uzun soluklu bir çözüm getirmeyeceği bilincine de vardık. Peki yapamadığımız ne? Ya da istediğimiz ne? Niye “vücudunuzdan memnun musunuz?” sorulu anketlere verilen cevaplarda kendine güvenen kadınların sesi %25’e kısıtlanmış durumda?

 Eşiz, anneyiz; bazılarımız 9-6 ofis çalışanıyız. Bazen bu şapkalardan birini çıkarıp birini takıyor; bazen hepsini birden dengede tutmaya çalışıyoruz. Genel geçer hepimiz aynaya baktığımızda aksimize gülümseyebilmek istiyoruz. Bu o kadar basit görünse de o kadar önemli ki! Doğumdan hemen sonra aynalara küsmüş olduğum 10 günlük bir dönem olmuştu. Ne göreceğimden o kadar korkuyordum ki, aynanın önünden geçerken gözümü kaçırarak yürüyüp gidiyordum. Taa ki bir akşam kardeşim ve sevgili dostum beni ilk defa dışarı çıkarana kadar! Yolda yürürken, artık paytak ördek gibi yürümediğimi fark ederek, bir ayakkabı dükkanına doğru onları takip ettim. Onlar ayakkabılara bakadursunlar, ben aynadaki bana bakakaldım. Kimbilir ne kadar süre kendime inanamaz gözlerle baktım: Doğum yapmış gibi görünmüyordum! O akşam aynalarla barıştım, umarım bir daha küsmek zorunda kalmam…

 İşte benim kendimden ve çevremden yola çıkarak ve bu konudaki yazıları okuyarak çıkardığım notlar:

  • Kadınlar genellikle kasların ve vücudun gücünün test edildiği, maskulin kokulu fitness salonlarından hoşlanmıyorlar
  • Bunun yanı sıra, Madonna gibi görünmek gibi bir dertleri de yok.
  • Kilolarını kontrol etmek isterken, aynı zamanda hayatta en çok kendilerini tatmin eden zevklerden birinden olmayı istemiyorlar: YEMEK!
  • Olmayan zamanlarını spor yaparak geçirmek özellikle de anneler için bir LÜKS!
  • Birçok kadın fitness ve beslenmeye dair kitaplardan dergilerinden, internet sitelerinden ve bloglardan biribiyle çelişen, kafa karıştırıcı bilgileri okuyup deneme tahtasına dönüyorlar.
  • Kadınlar için önemli olan 3 basit kavram var:
    • Fit olmayı başarabilmek kolay olmalı
    • Fit olmayı başarabilmek ucuz olmalı
    • Fit olmayı başardıktan sonra, etkisi uzun süreli olmalı

 Yarınki konumuz bize sunulan çözümler olacak…

3 Yorum August 17, 2010

Ya göründüğün gibi mutlu ol ya da mutlu olduğun gibi görün!

Sahildeyim. Melis öğlen uykusu uyuyor. Ben de internette takılıyor, kitap okuyorum.Yanımda iki anne konuşuyorlar. Kapatamadıkları fermuarlardan, doğumdan kalan göbeklerinden bahsediyorlar. Kulağım hemen onlara gidiyor. Hem kilo vermek isteyip hem de sporu hayat tarzı haline getirmiş bir kadın olamayacağını söylüyor bir tanesi. İçimden diyorum ki “İşte o biraz zor, belli bir yaştan sonra, spor yapmadan fit olabilmek ne mümkün!”. Diğeri diyor ki hiç hamur işi yemiyormuş, bazen diyet yapıyormuş, sürekli çocuğun peşinde koşturup duruyormuş ama kilo veremiyormuş. Kendisini çok değil, tam yarım saat önce Magnum yerken görmüştüm ama tabii Magnum hamur işi grubuna girmiyor, haklı!

 Yine aynı bayanlar zayıf olan arkadaşlarının yanında yemeğe utandıklarından bahsediyorlar ve onlara verip veriştiriyorlar. Hayat böyle geçer miymiş? Pilates yapıp manken mi olacaklarmış? Zaten manken gibi olmaya ne gerek varmış. Metabolizmalarının yavaş olmasından dolayı onların hiçbir günahı yokmuş…

 Benim senelerdir anlamadığım şey niye bazı kadınların fit kadınları görüp bunun tamamen bir metabolizma şansı olduğuna inanıp böyle oldukları için bir de onları suçlu hissettirmeye çalıştıkları. Genetik miras hikayenin bir kısmı. Diğer kısmı ise birçok insan akşamları TV karşısında oturmayı tercih ederken, iş sonrası yorgun argın spor salonlarında geçirilen dakikalar.

 “Şeniz 10 sene önce de aynıydı” diyen arkadaşlarım var. Doğru, 10 sene önceki kot eteğimi hala giyebiliyorum ama bunun için uğraşmadığımı kimse söyleyemez. Yanlış anlaşılmasın, akşamları kızım uyuduktan sonra fitness odasının yolunu tutmayı veya haftaiçi öğle molasında evime gidip yarım saat yüzmeyi eziyet olarak görmüyorum. Sadece belirtmeye çalıştığım, hayatta herşeyin çaba gerektirdiği. Yoksa, halimden son derece memnunum.

 Bu arada ben bunları yazarken, bayanlar çay sipariş ettiler ve çantalarından Eti Cicibebe bisküvi paketini çıkarıp yemeğe başladılar. Bugün cadılığım üzerimde galiba ama birşey yemiyorum diyip de 1 saat içerisinde hem Magnum yutup hem de Cicibebe gibi çocuklara kalori vermek için üretilmiş bisküvilerden tırtıklarsanız ben de elimde olmadan sözlerinize inanamıyorum sevgili bayanlar! Ben deniz çantama meyve alırken, siz bisküvi alıyorsanız, bunun bir seçim olduğunu görmelisiniz, kimse zorla bisküvi paketini çantanıza yerleştirmiyor. Elimizde sadece iki seçenek var:Ya canının çektiğini gözün doyana kadar yiyeceksin ve kaç kilo olduğuna aldırmayacaksın, ya da ne yediğini kontrol altına alarak istediğin gibi görüneceksin. Bu ikisinin aynı anda yürüdüğünü görmedim. İnsan hangi tarafta olmak istediğine karar veremezse, hem kendini yediği için hem de karşındakini yemediği için suçlar duruma düşüyor.

 Balık eti bayanlara hiç sözüm yok; mesela Faik Sönmez’in mankelerine bayılırım. Bir kadın kendini olduğu gibi güzel hissederse ve giydiği kıyafetlerle, özellikle de ayakkabılarıyla rahat ederse, etrafındakileri etkilememesi mümkün değil. Yeter ki insan kendisiyle barışık olsun. Zaten günün sonunda, kimi kandırıyorsun ki kendinden başka?

2 Yorum July 7, 2010

Hamilelik lekesi (melazma)

Ey hamileler!

Size güneşe saat 10-16 arası çıkmamayı, çıkmanız gerekiyorsa da (sokağa portakal suyu almaya bile çıksanız) muhakkak yüzünüze güneş kremi sürüp çıkmanızı tavsiye ediyorum. Benim başıma ne geldiyse hamileliğimde yaptığım sadece 1 haftalık tatilde geldi. Lekelenen yüzüm için ne kullandıysam bu zamana kadar fayda etmedi. Tıbben “melazma” adı verilen lekeleri açmak için  3 ay önce lazer tedavisine başladım. Ayda 1 seans ile 3 seansta bayağı iyi bir sonuç elde ettim. Ancak güneş gördüğümde tekrarlaması muhtemel olduğundan doktorum tarafından tavsiye edilen şahane ürünü sizinle de paylaşmak istiyorum: HAMILTON SUPERBLOCK (Broad Spectrum Sunscreen Milk)

 Kendisi Nichole Kidman’ın vatanından, Avustralya malı. SPF 80 özelliği ile benim için bir ilke imza atıyor bu ürün; SPF 50’yi bile biliyordum da SPF 80 cidden yüksek geldi gözüme. Demek ki ben SPF 15 ile falan güneşten korunduğumu sanmışım zamanında. Sonuç ise ortada, yani yanaklarımda ve alnımda…

 Güneş kreminin kutusu üzerine güzel birkaç nokta dikkatimi çekti. Şöyle ki;

  • Güneş koruyucular güneşe maruz kalmadan en az 15 dakika önce uygulanmalıdır. Bu sürede yeterli emilim sağlanıp deri güneşe karşı korumaya alınmış olur.
  • Yüz için en az bir çay kaşığı dolusu güneş koruyucu kullanılmalıdır.
  • Tüm marka güneş koruyucular maksimum koruma için 4-5 satte bir yinelenmelidir.
  • Kar ve kum güneşi yüksek miktarda yansıtır. Bu tip yerlerde gölgede bile olsanız güneş koruyucu kullanılmalıdır.
  • Güneşli bir günde evde ve arabada dahi güneş olumsuz etkilerini camdan geçerek gösterir. Kapalı alanda bile olsanız, güneş koruyucu kullanın.

 İyi Güneşler…

Yorum yazın April 16, 2010

Bravo Reebok EasyTone!

Ne zamandır aklımdaydı. En sonunda Reebok Easy Tone ayakkabılarını kendime bayram hediyesi olarak aldım! Yürürken basenleri, kalçaları ve bacakları daha fazla çalıştıran sevgili ayakkabılarımı artık markete ekmek almaya giderken bile giyiyorum. Taş attımda da kolum mu yoruldu diyip her fırsatı değerlendiriyorum.

 Ayakkabının altında 2 tane yuvarlak alan var. Bu ayakkabılarla yürüdüğünüzde sanki ayağınızın altında 2 tane tenis topu varmış gibi hissediyorsunuz. Dolayısıyla duruşunuz ; hatta yürüyüşünüzün şekli bile değişiyor.

 Üstelik siyah renkli versiyounu da tam sonbahar-kış mevsimleri için! Artık yazın Fitflop terliklerimden, kışın da Reebok Easy Tone ayakkabılarımdan vazgeçmem…

 Aşağıda da reklamının linkini bulabilirsiniz…

1 Comment December 4, 2009

Bitter çikolata yiyelim, yedirelim

çikolataBir fitness dergisine bir yıldır aboneyim. Her ay derginin yeni sayısının kapağına bakıp okuyacak ve yapacak çok şeyim var diye seviniyorum. Bazen de “Prevention” adındaki yine fitness konulu minik Amerikan dergisini satın alıyorum. Kapaklardaki yazılar neler vaad ediyor neler…Düz karına nasıl sahip olursunuz; metabolizmanızı nasıl hızlandırırsınız; kadınlara fit olabilmek için 65 ipucu,vs… Sanırsınız bu dergileri alınca dünyanız değişecek! Bunu kesinlikle dergileri çıkaranları eleştirmek amaçlı yazmıyorum, yanlış anlaşılmasın. Yaptığım daha çok öz eleştiri niteliğinde…Mesela, ben bu ay okuduğum dergide, onca tavsiyedense, gidip “bitter çikolata yemek çok sağlıklıdır” paragrafını nedense yanar-döner harflerle yazılmışçasına fark ettim ve ne yalan söyleyeyim, sadece bunu pratiğe geçirdim :)  Gidip hemen bitter çikolata alıp yedim. Üstelik keyif için değil, sağlıklı olmak için çikolata yiyorum diye kendimi suçlu hissetmemek için süper bir mazeret buldum. Daha önceki bir yazımda bitter çikolatanın çocuklarımıza olan faydasını da yazmıştım.

 Biraz daha zorlasam bir bilgi daha çıkar galiba. Hemen paylaşayım. Muffin, kek yapıyoruz ya keyif alarak yemek için, bir de aynı zamanda çok fit, az kalorili endişesi taşıyoruz….Şimdi kısa bir tavsiye size aklımda kalan: 1 su bardağı yağ diyorsa, siz bunun yarısı kadar yağ koyun. Diğer yarısı yerine de başka bir sıvı koyun. Süt, yoğurt, meyve püresi…Ben yoğurtlu keklere bayılırım, herhalde tercihimi yoğurttan yana kullanacağım..

 Diğer tavsiyeleri tutmaya çalışsam, zaten paranoyak olurum. Yok şişeden içme, dudak çevren büzüşür; yok yediğin somon çiflik somonu olmasın; aman patlamış mısırı mikrodalga fırında patlatma… Fit olmayı, torunumu görecek kadar sağlıklı ve uzun yaşamayı istemez miyim? Ama hayatı bu kadar da ciddiye almamak gerek; öyle değil mi?

1 Comment November 16, 2009

Power Plate ve sürünen anne modeli

power plateYeni evimize taşınalı bu hafta tam 1 sene oldu. Sitenin müdavimi olduğum fitness merkezinde duran Power Plate makinasına olan platonik ilgim de yine 1 senedir süre geliyor. Kedinin ciğere baktığı etrafında dolanarak, bu aletin üzerinde ter dökenleri yan gözle izleyip duruyordum. Bu cumartesi nasıl olduysa zamanının geldiğini düşünüp tuttum Power Plate in yolunu! Bir eğitmen eşliğinde 20 dakika çalıştım ve sonrasında da 10 dakika yine alet ile beraber esneme hareketleri yaptım.

 Hamilelikten önce, haftada 2 kez gittiğim pilates’te akla karayı seçen ben, bu egzersize gülüp geçtim. Eğitmene de bir güzel hava attım, bana birşey olmaz, zaten bu hareketlerde de ne var canım diye…Sen misin power plate’i küçümseyen? Pazar sabahından beri elimi kaldırsam ay diyorum, oturmaya çalışsam vay diyorum! Hele merdiven inerken çektiğimi hiç anlatmayayım! Ben şimdiye kadar pilates haricinde bu şekilde vücudumun her yanını çalıştıran bir spor hiç yapmamıştım. Bravo bu makineyi icat edene! 20 dakikada bu derece kasları çalıştırabilmek  mucize…

Ne zaman bu halde olsam, bir an önce aynı sporu yaparım ki biriken laktik asit gidiversin ve rahat bıraksın vücudumu. Genelde de işe yarar. Salı’ya ikinci seans için sözleşmiştim eğitmenle ama bugüne aldırmaya çalışacağım ki bu işkence bitsin artık bir an once…

1 Comment September 14, 2009

Bir terlikle selülite savaş açabilir miyiz?

Bu haftasonu New Balance dükkanından fit-flop markayla satılan ve isminden de anlaşılabileceği üzere parmak arası bir terlik aldım. Ne zamandır reklamını görüyor ve merak ediyordum. Dükkanda denemek için giydiğimde farkını gördüm ve satın alıp günün devamına ayağımdaki “fit-flop”larımla devam ettim :)
Açıkçası selüliti önlemeye faydası olur mu olmaz mı bilmiyorum ama bu terlikle yürürken, normalde hiç çalışmayan kaslarımın çalıştığını hissediyorum. İki gündür yarım saatlik günlük yürüyüşlerimi bu terlikle yapıyorum ve etkisini görmek için sabırsızlanıyorum.

2 Yorum August 3, 2009

Egzersiz yapmaya zaman bulmanın 7 yolu

Birçok yeni anne için sportif aktivite yapmak başka aktivitelere oranla önemsiz kalmaktadır; mesela uyku!  Fakat zaman içerisinde enerjinizi dengeleyebilmek için biraz biraz egzersiz yapmaya başlamanın size ve bebeğe daha iyi geleceğinin altını çizmek isterim! 10 dakika orada 10 dakika burada egzersiz hiç olmamasından daha iyidir ve bundan sizin de büyük mutluluk duyacağınızdan eminim.

(more…)

Yorum yazın May 24, 2009


Kategoriler

Etiketler

aile anne sütü anti-aging antioksidan diyet Doğuma hazırlık doğum sonrası depresyonu doğum öncesi eğitim egzersiz egzseriz Emzirme endişe fitflop hamilelik lekesi kafein kahve kısırlık melazma mide yanması mineral normal doğum omega 3 pilates power plate reebok easytone sezeryan tarif tracking varis vitamin wii-fit yedirme problemi yoga yürüyüş çay çikolata
Dugun Dogum Foto Playtime

Bakmaya Değer

Diğer anneler ne der?

En son yorumlar

Arşiv

Haberler