Çıplak Maymun (Naked Ape)
Kitabın adı “Çıplak Maymun”. Çıplak Maymun denen ise insanoğlu. Kitabı okurken, evrimleşme sürecinin ne kadar yavaş gelişmekte olduğunu, mağara devrindeki günlerimizden sonra görüntüde modernleşen insanın içinde yaşattığı ama sebebini bilmediği dürtülerinin aslında evrimleşmenin ne kadar geç intikal ettiğine işaret olduğunu anlıyorsunuz.
Kitabın İngilizcesini daha çok tavsiye ederim, sanki kelimeler daha iyi oturuyor yerli yerine. İsmi “Naked Ape”.
Besleyici değeri olmadığı halde maymunca zaafımız yüzünden, tatlıcı dükkanlarından aldığımız super tatlı yiyeceklerle karnımızı tıka basa doldurma isteğimizden tutun, et yeme isteğinin öyle kolaylıkla sökülüp atılamayacak kadar içimize işlemiş olduğuna da değinilen “Beslenme” bölümü okuması zevkli.
Ama asıl zevkli olan insanoğlunu diğer hayvanlardan ayıran üreme işlevini üremeden farklı sebeplerle kullanmasını anlatan “Cinsellik” bölümü. Bu bölümde insanın aileyi ve daha da önemlisi ana-babanın ilişkisini koruyabilmek için cinselliğe verdiği önem; dolayısıyla cinselliği nasıl yaşadığının diğer hayvanlardan tamamen ayrılması anlatılıyor. Mutlu bir beraberliğin yolunun mutlu bir cinsellikten geçtiği bilgisinin içgüdüsel olarak hayatımızda önemli bir rol oynuyor olması beni bir taraftan şaşırttı bir taraftan da gülümsetti. Demek ki mağara döneminden beri süregelen çok eşli-tek eşli ikilemleri lüzumsuz. İnsanoğlu doğası ne olursa olsun, tek eşli bir hayatı sürdürmek istiyor ve birden fazla eşle yaşamak zorunda kalmamak için (çünkü bunun birden çok dezavantajı var) önlemlerini alıyor. Aileyi en iyi şekilde muhafaza etmenin yolunun bu olduğunu yüzyıllar önce fark etmiş. Ama bununla yetinmiyor. Çocuklar evi terk ettikten sonra da yalnız kalmamak için bir çift olabilmenin temel olduğunu anlayıp bunu kaybetmemek adına uzun vadeli yatırım yapıyor.
Şimdi sorarım size bebeği niye çoğunlukla sol tarafımızda taşırız diye? Ben skolyoz (tıbben ne demek olduğu umrumda değil, vücudum yamuk diye teşhis ediyorum) kurbanı olduğum için Melis’i sol tarafımda taşıyorum sanmıştım. Meğerse annenin rahminde kalp atışlarını duymaya alışık bebeğini içgüdüsel olarak veya deneme-yanılma yöntemiyle yine o sese yakın tutmaya çalışmasıymış buna sebep! Aslında ne kadar mantıklı ama okuduğum için artık beynime kazındı, bunu zor unuturum. Bu kitabı okurken ben çok eğlendim ve çok keyif aldım. Tavsiye ederim.



gercekten okumasi zevkli bir kitap gibi gorunuyor. bebegi sol tarafta tasimayla ilgili olarak bir not dusecegim. severken, oynarken, uyuturken, dogru gercekten hep sol tarafima yatirdim ve yatiriyorum. ama kucagimda tasirken sag tarafimi kullaniyorum. acaba gundelik hayatta is yaparken hangi elimizi kullandigimizla ilgili olabilir mi diye dusunuyorum. benim bucurleri genelde sag tarafta belime oturtup o sekilde geziyoruz….sol el bos kaldigindan diger isleri sol elle hallediyorum. merak ettim simdi….
Fundacım, cok guzel bir soru gelmis aklina. Kitapta buna da deginiyorlar. genelde insanlarin sag el kullanmasi buna bir sebep olabilirmiden yola cikip arastirmislar.
Sag ellerinin kullanan annelerin %83′u bebeklerini sola yaslayip sag ellerini acikta birakirlarken, sol ellerini kullanan annelerde ise bu oran sadece %78′e dusuyor.
Dolayisiyla sen sanirim kalan %22′lik bolume giriyorsun:)