Çocuk da yaparım kariyer de… mi acaba?
“Çocuk da yaparım kariyer de”..Ne kadar umut verici bir reklamdı o, değil mi? Sanki hayatın 2 ayrı kanalı var da ikisinde de tam tatmin sağlanabilirmiş gibi..Bir çoğumuz aldandı da aslında bu slogana. Şimdi şimdi düşünüyorum da bu sloganı yapanlar ya erkekti ya da doğum yapmamış bayanlar..
Tabii ki profesyonel hayatta çok başarılı anneler var ama anneliklerinde ne kadar başarılı olduklarının bir ölçüsü belirlenebilmiş değil. Çünkü annelik bu; dünyanın belki en eski sorumluluğu olmasına rağmen, hala en zorlayıcısı olma özelliğini de önde bir şekilde götürüyor. Özgeçmişinizde başarılı iş hayatınızı en fazla bir gününüzü vererek dökümante edebilirken, anneliğinizin müthişliğine dair standartlar yok, öyle birşeyin olmasına zaten imkan da yok.
Birçok çalışan anne, işiyle çocuğu arasına sıkışan gel-gitlerden oluşan bir duygusal hayata sahip. Ben de bu annelerden biriyim. İşine birçok sebepten ötürü ara vermeyi tercih etmeyen ama 5 gün x 8,5 saat çalışmaktan dolayı da bebeğine özlemle yaşayan çalışan bir anne.
Peki ne zaman başlıyor bu mantık-kalp ayrılığı? Aslında hamile kalır kalmaz! Hamile kaldığımız gün, aklımız ve duygularımız bir daha hiç eskisi gibi olmayacak şekilde değişiyor.
Salgılanan hormonların seviyesindeki değişiklikler bizi alıp başka diyarlara götürüyor hamilelik boyunca. Doğumdan sonra ise emzirme dönemiyle başlayan yeni bir hormon akımının etkisi altında kalıyoruz: Oxytocin! Bebeğimiz emdikçe bizi mutlu kılan bu hormon, bizi emzirmenin can acısına rağmen, sadece bebeğimizle yakın olabilmek için emzirmeye can atan yaratıklar haline getiriyor.
Çok ilginç bir deney okudum ve sizinle de paylaşmak istiyorum: yeni anne olmuş bir fareye kafesin bir tarafında kokain vermişler, diğer tarafında ise yavrularını emzirtmişler. Fare ikinci defa kafese girdiğinde hangisini seçmiş sizce? Yavrularını emzirtmeyi! Siz düşünün artık emzirmenin verdiği hazzı ve rahatlamayı..
İşte bu yüzden bir anne için en dramatik dönemdir annelik izninden işe geri dönüş! Bunun sadece duygusal değil fizyolojik bir kesiti de var. Doğumdan itibaren hergün oxytocin banyosu yapan anneyle bebeği arasına iş giriyor. Sonuçta huzursuz, endişe dolu bir kadın ortaya çıkıyor. Önceleri kendimi iş stresinden ve trafikle boğuşmaktan dolayı böyle hissediyor sandım. Halbuki beni bu kadar stresli bir insan haline getiren asıl sebep normalde günboyu salgılanan bu hormondan birdenbire uzak kalmammış! O yüzden kendinize haksızlık etmeyin, delirmediniz:) Vücudunuz buna da alışacak ve normale döneceksiniz.
Size en büyük tavsiyem yavaş yavaş bu hormonu bitirmeniz. İşte kendinize uygun bir ortam sağlayıp sütünüzü günde 1-2 kez pompa ile sağın. Sabah işe gelmeden ve akşam işe gittiğinizde ise emzirin. Eğer emzirmeyi kesmeyi düşünüyorsanız, bunu yavaş yavaş yapın. Böylece iç huzurunuzda keskin bir düşüşü engellemiş olursunuz.



Çocukta yaparım kariyerde bana ümit dolu rüya gibi geliyor. Hayat seçimlerden ibaret. Bir şeyi kazanırken, diğerini özgür bırakmayı göze alamıyorsak, belki hiç bir şey kazanamıyoruz…
Hayatta herşeye aynı zamanda sahip olamıyoruz. Bu beklenti içinde olmak mutsuzluğu getiriyor.
Kariyerinde çok yükselmiş ve başarıyla çocuk yetiştirmiş kişiler elbette olabilir ve sayıları da bir elin parmaklarını geçmez. Çoğumuz gıpta ederiz, ama hepimiz bu noktaya ulaşamayız. Oysa, seçim yapmak kaybetmek değil, öncelikleri belirleyebilmektir. Bugün çocuğa bakmayı seçmek, yarın kariyerimize devam edemeyeceğimiz anlamına gelmez, sadece yükselmemizin daha uzun zaman alabileceği ve maaş seviyemizden ödün vermeyi göze almamız demektir. Seçim yapamıyorsak, gelgitlerle yaşamayı tercih ettiğimiz anlamına gelir.
Çocuk ve kariyerin birlikte yapabilen şanslı kadınlardan olduğuma inanıyorum.
Bence bu noktada hangi alanda ve hangi pozisyonda çalıştığınız çok önemli. Eğer belli dönemler dışında fazla mesaileriniz olmuyor, cumartesi günleri çalışmıyor, çok fazla seyahatiniz bulunmuyorsa elbette ki bir denge kurulabiliyor.
Bunun için en önemli şartlar da tabiki de bu konuda size yardımcı olabilecek vefakar bir eş, bir yardımcı/bakıcı ve acil durumlarda size koşabilecek bir anne/kayınvalde olacaktır. Sorumluluklar ve yükler paylaştıkça azalır.
Şu anda 5 yaşını bitirmiş bir oğlum var, hayatımda çok zor zamanlar da geçirdim, çocuğumu tek başıma büyütmek zorunda kaldım, hem anne, hem baba, hem ev hanımı hem evin reisi oldum. Ama gördüm ki tüm bu koşullara rağmen kariyerimde gerileme yaşamadım, tam tersi ayakta kalabilmek için çalışma hayatıma sıkı sıkı sarıldım.
Şu anda da ikinci eşimle yeni bebek planları yapıyoruz ve bu durum beni asla korkutmuyor. Çünkü artık bana destek olacak çok iyi bir eşim de var.