Çok komik

Seniz, 27/08/2010 2:04 pm

Biraz gülmek kimseye zarar vermez. Çok güldüm yakında ağlarım kültürünün bir parçası olmaktansa, midemden kahkahalar atıp Melis’in göbeğini titreterek gülen “Ayı Bobo”suna benzemeyi tercih ederim :)

 Kızımın karnından ilk defa bir kahkahanın çıkışını hiç unutmuyorum. Kucağımda Melis ile teyzesinin düğün merasimi için hazırladığı CD’yi dinliyip dans ediyordum. Teyze bilir (!) çok şahane giriş parçası çalmaya başlayınca kahkahalarla güldü Melis. Sanki mucize gibiydi. Kahkaha atmanın nasıl da içten gelen birşey olduğunu o gün anladım.

 Hani “Bir adaya gitseniz yanınıza alacağınız bilmem kaç parça şey nedir” diye sorarlar ya, ben neşemi ve kahkahamı götürmek istiyorum. Çünkü güldükçe dünyanın emekliliği en uzakta görünen ve sorumluluk isteyen mesleği anneliğe bile birşeyler oluyor; yenir yutulur hale geliyor.

 Melis ile henüz konuşamadığı zamanlardan beri arada sırada gülme krizine giriyoruz. Bu bazen kendi kendine gelişiyor, bazen ihtiyaç duyduğum için bilinçli olarak yönettiğim bir hal oluyor. Melis’in babasının böyle zamanlarda yüzü asılıyor, benim kadar “komik” olamayacağı için kızımızın zamanını geçirmek için beni seçmesinin kaçınılmaz olduğunu söylüyor. Amacım ailenin palyaçosu olmak değil. Hele hele kızımın üzerinde kurduğum disiplini sarsmak hiç değil! “Anne, anne olduğunu bilmeli, arkadaş olmaya çalışmamalı” ikazlarına da saygı duyuyorum, her ne kadar annelik ile ilgili bu kadar sert bir hayat görüşüm olmasa da…Ama reçel kavanozunun kapağını açmayı becermezken düştüğüm hali komediye dönüştürmenin, kızımın da legoları brbirine monte etmeye çalışırken sinirlenmek yerine gülmesini sağladığına tüm kalbimle inanıyorum. Sırf eğlence olsun diye çorabımı elime takıp salona girmemin ardından Melis’in bir koşu odasına gidip ayağında eldivenle gelmesinin üzerine kendimizi yerlerde kahkahalar atarken bulduğum anları keşke dondurabilsem de boynuma kolye gibi asabilsem. Herhalde SPK raporunu nihayetlendirmeye çalışırken veya Gelirler Kontrolörlüğünün denetime geldiği zamanlarda bana şans getirirdi nazar boncuğu gibi…

 İşte hayatın “hafif” tarafını görmeleri için çocuklarla yapabileceğimiz bir Amerikan web sitesinden aldığım bir iki örnek:

Kutlamak için komik günler yaratın
1 Nisan’ı kalp kırıcı esprilerle değil de, çocuklarınızla ailenizdeki diğer bireylere veya çocuğunuzun arkadaşlarına şakalar hazırlayabilirsiniz. Veya tamamen kendi kendinize kutlayacak günler ilan edin. Mesela, “Korsan Gibi Konuşma Günü”,  “Milli Şaka Yapma Günü”, “Banyo Partisi Günü” , “Geri Geri Yürüme Günü” , “Tavuk Gibi Dans Etme Günü” gibi…
Şarkı, şarkı, şarkı
“Ali Baba’nın Çiftliği”  gibi bebekleri de çocukları da mest eden hayvan seslerinin olduğu şarkılar, eğlence için işinize çok yarayacak. Şarkıyı ne kadar şapşalca söylerseniz, o kadar iyi!
Komik hikayeler anlatın
Çocuğunuza o gün başınıza gelen veya gördüğünüz komik birşeyi paylaşın. Mesela; bir sabah Küçüksu Caddesinde kırmızı ışıklarda durmuştum. Önümden yayalarla beraber kaldırımdan kaldırıma geçen bir de fare gördüm. Gözlerime inanamadım ve işine geç kalmamaya çalışan farenin hikayesini hemen kafama yazıp akşama kızıma anlattım.
Komik gelenekler yaratın
Mesela, her yılbaşında gerçek hediyelerden önce saçma sapan hediyeleri paketleyip birbirinize verebilirsiniz :)
Komik kitaplar okuyun, komik filmler seyredin
Her okuduğunuzun veya seyrettiğinizin birşeyler öğretmesi gerektiği kaygısından kurtulup sırf komik olduğu için kitap okuyabilir veya film seyredebilirsiniz.
Eğlence merkezi yaratın                                                                                                                     Evinizin bir bölümünü komik resimler ve yazıları astığınız  bir eğlence sahasına dönüştürebilrisiniz. Birbirinizden habersiz oraya eklemeler yapıp sürprizler hazırlayabilirsiniz.

Yorum yazın

Switch to our mobile site