Die Oma, der Opa
Ümraniye’nin jet sosyetesinden Schmiede Ailesi geldi geçti bu ay! Büyük umutlarla Oma ile Opa’yı beklemiştim. Eşimin annesi-babası gelsinler de Melis’in -eğer varsa- disiplin eksikliklerini gidermemde yardımcı olsunlar istemiştim. Melis mi garip, onların çocuklara yaklaşımı mı garip bilmiyorum ama kızın yıldızı 2 hafta boyunca barışmadı onlarla. Oma-Opa diye onları şahsen çağırdı ve kendince onlara şirinlikler yaptı. Ancak yine de son güne kadar hala Opa’sının olduğu yerden geçmemek için yolunu değiştirdi ve mümkünse sorularına kayıtsız kaldı. Oma ile arası biraz daha iyiydi ama ona da son akşam öyle bir protesto yaptı ki ayıp olmasın diye gülmemek için arkamı dönüp odadan çıktım.
İlk başlarda, kayınvalidem şaşkın bakışlarıyla işten eve geldiğimde, Melis ile nasıl bir saat boyunca “azdığımızı” seyretti. Yemek saati geldiğinde, Melis’e yemek yedirmek için akla karayı seçerken, Melis’in bir patron edasıyla onu bunu istemesi karşısında gözleri büyüdü. Daha sonra ise akşam 10’a kadar uyumayan bir çocuk gördüğü için yeni bir şok yaşadı. Muhtemelen Almanya’da böyle birşey ancak Türk evlerinde oluyordur! Ne de olsa “Saat on, yatağa kon!” lafı bizim kültürün ürünü…
Son zamanlarda Melis sakin sakin oynarken birden kafasında şimşek çakmış gibi “banyo” diye bağırıyor ve acilen kendini soymaya başlıyor. Salonun ortasında çırılçıplak kalana kadar soyunuyor, sonra da “Anne gel, banyo” diyerek önümden banyoya koşturmaya başlıyor. Geçen akşam kayınvalidem de bu ana denk geldi. Genelde olduğu gibi yüzünde beliren “Bu çocuk nasıl oldu da Schmiede oldu” manasındaki bakışı görmeyi beklerken, bambaşka bir Oma ile karşılaştım. Onlar Melis’i değiştirememişlerdi ama Melis galiba onlarda birşeyleri değiştirmeyi becermişti… Bir baktım Oma ortalıkta şımarık şımarık “banyo” diye bağırarak altındaki bezi fırlatıp bir tarafa atmakta olan kızımı elinde fotoğraf makinesi ile kovalamaya başladı!
Melis önde, Oma arkada koşarken anladım ki bu Akdeniz kanı denen şey çok baskın, çok bulaşıcı! %50’si Alman olan çocuğumda kafatası şekli hariç henüz Almanlıktan eser görmüyorum. Aman ne mutlu bana!


Merhaba Şeniz Hanım,
Çok sıcak ve bilimsel bilgilere dayanan güzel bir yazı olmuş.
Anne olmanın getirdiği sorumluluk ve karşılıksız sevgi ile yoğrulmuş cinsiyet ayrımcılığına karşı bir serzeniş.
Çok doğru gözlemlerinizin yanına,kısa ben de bir şeyler eklemek isterim. Öncelikle, cinsiyet ayrımcılığı ülkemizde iş hayatındaki EĞİTİMLİ kadınlara karşı allahtan Batı daki pekçok ülkeye göre daha az ! Ülkemizde maaş oranları kadın-erkek diye ayrılmıyor ve üniversteler de asistan seçimi kürsü başkanlarının ayırım yapmsına sınav sistemi genellikle engel oluyor. Teknolojinin gelişmesi ve daha doğmadan yüksek doğada survival yeteneği uzun dönemde erkeklerin hak isteme noktasına itebilir.
İyi Çalışmalar
Op.Dr. Melih Aygun