Doğurganlık oranı inişe geçti…

Seniz, 03/11/2009 11:53 pm

leylek şokuThe Economist dergisinin bu haftaki ekinde doğurganlık oranının dünya üzerinde düştüğü kapak sayfası…Tabii bunu görünce derhal alıp okumak için can attım. Size tüm makalenin özetini yapmam gerekirse;

 Gerçek:  90’lı yıllarda gelişmekte olan ülkelerdeki hamileliklerinin çeyreği istenmeyen hamilelik.

 Gerçek: Eğitimli kadınlar çalışmak istiyor, doğum kontrolü talep ediyor ve büyük aile istemiyorlar.

 Gerçek:  Zenginlik ve doğurganlık arasındaki negatif korelasyonlu bağ oluşuyor.

 Bense giriş, gelişme sonuç olarak bakıyorum bu 3 bulguya…

 Demek ki ne olmuş? Kadınlar dünyanın akışını değiştirmişler. Ayşe kadın bakmış ki bu sonsuz doğurganlık ona dertten başka bir şey getirmiyor, kendini okutmayanlara inat gidip kızlarını okutmuş. Okuyan Ayşe kızı Zeynep ne yapmış? Annesi gibi olmamaya, kendi ayakları üstünde durmaya yemin etmiş. Zeynep’e aşık Ali ne yapmış? Konuşmayı bilen, çalışmayı isteyen Zeynep’le hayatını birleştirmiş. Bir elin nesi var, iki elin sesi var diyerek Zeynep’in iş hayatının sekteye uğramaması için doğum kontrolüne başlamışlar. Para parayı çeker ya, paralar biriktikçe hiç çocuk yapmamak Ali ile Zeynep’e daha da çekici gelmiş…

 Aslında Çin’de ‘70’lerin başında başlayan tek çocuklu aile politikasının ucu buna da dokunuyor. İnsanoğlunun hayat standartı arttıkça doğurganlığı düşüyor. Daha düşük doğurganlık ise hayat standartlarını daha da yükseltiyor. Bu da adeta bize, “en az 3 çocuk gerek” felsefesini hatırlatıyor, değil mi?

 Düşünsenize 2 çocuklu bir ailenin şu anda Türkiye’de çocuklarını okutmak için verdikleri özel okul, kurs, aktivite masraflarını…Hiç çocuğu olmayan bir karı-koca senede en az 40,000 TL daha fazla biriktirir 2 çocuklu bir aileye kıyasla. Bu da 10 senede sıfır faizle bile 400,000 TL eder ki hiç fena değil…Üstelik tatil masraflarınızın yarısının düşeceğinin, oturacağınız evin 4 kişilik olabilmesi için katlanacağınız ek giderlerin hesabına hiç girmiyorum bile…Ülke ekonomisi bakımında düşünecek olursak, o da şahane..Yatırım arttıkça, ülke de kalkınır..

 Kıssadan hisse, kadınlar yine dünya ekonomisine yapacaklarına yapıyorlar. Eski çağlarda tanrıçalara tapıyor olmaları hiç de rastlantı değil. Sadece doğurganlığımızı kontrol ederek bile ekonomiyi oynatacak gücümüz varsa, kimbilir şirketlerin, hatta ülkelerin yönetimlerinde sesimiz çıksa neler olur…Cem Yılmaz’ın dediği gibi: İşin özü eğitim!

Yorum yazın

Switch to our mobile site