Emzirmenin tarihçesi
Hamilelikten sonra okuduğum ve çok ilgimi çeken bir yazı olmuştu. Bebek bekleyen bir anne-babanın doğacak bebeklerini anlatmaları istendiğinde, babaların aklında canlanan çocuğunun yürür konuşur ve onlarla oyun oynar haliyken; annelerin hayallerini süsleyen küçücük yeni doğmuş ve emzirmeye çalıştıkları bebekleri olmuş! Bunu daha da ilginç kılan hamileliğim esnasında tuttuğum hamile günlüğümde okuduklarım oldu. Sürekli bir şekilde bebeğimi emzireceğim günü beklediğimi, rüyamda defalarca bebeğimi emzirirken kendimi gördüğümü yazmış olmam adeta bu araştırmayı destekliyordu.
Demek ki doğa annelere emzirme yetisini verirken, bunu sadece bir görev olarak yapmayıp bundan keyif alabilmemiz için bizi bir takım hormonlarla donatmış. Daha emzirmenin nasıl olacağını bile bilmeyen bir anne adayı için bebeğini emzireceğinin hayallerini kurmasını başka türlü açıklayamıyorum.
Emzirmek ya da emzirmemek tamamen sizin tercihiniz. Ben bebeğim 4 aylıkken emzirmenin tarihçesini araştırmıştım. Sizinle de bulduklarımı paylaşmak istiyorum:
Çağlar içerisinde anne sütünün temin edilemediği durumlarda “süt anneleri” ne başvurulmuştur. Süt anneliği M.Ö. 2250′den kalan Hammurabi Kanununda bile yerini almış! İyi süt anneliği için gereken özellikler burada anlatılmış. Eski çağlarda bebeğin fiziksel, duygusal ve zeka yapısını sütünü içtiği kadından aldığına inanılırdı. Bu yüzden de süt annesi olacak kişinin seçimi çok önemliydi.
13.yüzyılda Avrupa’da süt anneliği yaparak para kazanan kadınlar o dönemlerde çalışan kadınların hepsinden daha fazla para kazanıyordu.
Süt annelerinin de olmadığı durumlarda insan sütüne eş değer koşulmaya çalışılan birçok değişik ürün kullanılmış. 19. yüzyıldan önce bu ürünlerin birçoğu ne yazık ki bebek ölümleriyle neticelenmiş. 19. yüzyıldan sonra ise sütün analiz edilmesiyle beraber ilk bebek mamaları geliştirilmeye başlanmış. İlk başlarda anne sütünden çok farklı olmasına rağmen bu mamaların üretiminde kolay bulunduğu için inek sütü kullanılmış.
20. yüzyılın başında, anne sütü ile bazı hastalıkların geçtiği ortaya çıkınca yapma mamalara olan ilgi de arttı. Yiyecek işlemlerinin gelişmesi, kullanımı çok daha kolay olan yoğunlaştırılmış ve toz halindeki formüllerin üretimine olanak sağlamıştır. Mamalar anne sütüne nazaran yüzyıl sonra bile hala geliştirilmeye devam ediliyor! Anne sütü ise mucizesini, taklit edilemeyen formülüyle korumaya devam ediyor! “Altın sıvı” diye de nitelendirilen anne sütü rengini kolostrumun renginden aldığı için altın olarak çağırılsa da bu lakabın asıl sebebi anne sütünün bebeğe sağladığı bağışıklık ve besin değeri.
Amerika ve Avrupa’da anne sütünün yeri doldurulamayan özelliklerinden dolayı süt bankaları kurulmaya başlandı ve her geçen gün bunlara bir yenisi ekleniyor. Daha 1 yıl önce bir elin parmak sayısını geçmezken, bu sayının hızla büyüdüğünü kendi gözlerimle internette gördüm ve çok sevindim. Bu sayede ihtiyacından fazlası olan anneler ihtiyacını gideremeyen bebekler için sütlerini bağışlıyorlar. Umut ediyorum ki Türkiye de süt bankalarından bir an önce faydalanmaya başlar.


[...] konusu hassas bir konu. Emzirmenin tarihçesine baktığımızda, bir dönem anne sütünün bırakılma noktasına geldiğini görüyoruz. Modern [...]
Selam Kitubi,
Yorumun gözükmüyor ama sanırım kitubi.com/2010/06/17/emzirme-reformu/ linkinden isteyenler yazına ulaşabilirler! Yorumun için teşekkürler.
Fitanne