Evliliğin Kurtarıcısı (Psikolog Nilgün Katırcı’ya çok teşekkürler…)
Konuk yazar-anne: Psikolog Nilgün Seymen
Doğanın içinde tüm canlılar dürtüleri ile çoğalırlarken insan oğlu kararlar ile çoğalmaya başladı. Günümüz ekonomik koşulları , bunların getirdiği zorluklar, endişeler , zorunlu yaşam düzenlemeleri anne-baba olmayı da düzenler oldu. Buraya kadar çok şaşılacak bi durum yok , her ebeveyn soyunu devam ettirecek bu güzelliğe teşekkürünü ona en iyi imkanları sunarak ifade etmek ister. Doğanın sunduğu çocuklar da bunu hak eder. Bu nedenle doğal süreçe müdahele anlaşılabilmektedir. Ancak bazı süreçler de söz konusu ki ; sisteme dahil olacak bebeğe yeni anlamlar ; ötesinde misyonlar yüklenmektedir.
Evliliğin Kurtarıcısı…
Bu durumun mucizevi yönü olduğu düşünülürken bir çok yaşantı da ıskalanmaktadır.Süreç dahilinde kişiler yeni ve ilave olacak rollere hazırlar mı ? Taraflardan biri ya da her ikisi kendi bireyselliğinde anne-baba olmak için, dürtüsel ya da döngüsel olarak hazır mı? Belki de “ yeni bir bebek evliliğimize iyi gelecek “ cümlesini kullanmadan önce bireysel hazır oluşa takılmak daha anlamlı olacaktır.
Bazı zamanlarda evliliklerin olumlu yönde değiştiği ifadeleri geçmektedir ; ancak burada göz ardı edilen katkı yeni bir sürecin, yeni anlamların etkisidir. Sisteme dahil olan bu yeni durum var olan sıkıntının ertelenmesini, yeni duyguların bir adım daha öne çıkarmasını sağlamaktadır, ancak çocuk sahibi olmanın doğallaştığı yeni familya düzenin yerleştiği yerde zorlantılar, ızdıraplar artarak tekrarlanacaktır.
Bir çok farklılaşmada olduğu gibi bebek sahibi olmak kişilerin bireysel ihtiyaçları ise ve bu ihtiyaç aynı zamanda gündemdeyse , özetle bireysel modlar denk ise ortak amaç olarak anne-baba olmak önce bireylere sırasında da ilişkiye iyi gelecektir. Ancak bu bahsedilen süreç de iyi bir evlilik , ilişki dahilindeki dönem geçişidir. Kişilerin dönem geçişlerindeki sıkıntılarını “ evlilik ve ilişki problemi “ olarak algıladıkları contextlerde “ evliliğimize bebek sahibi olmak iyi geldi “ ifadesi algı yanılgısıdır, o ilişki kendi içinde zaten iyidir ve bi şekilde döngü atlayacaktır ; ya da sıkıntı bireysel ihtiyaçlarda; çoğalmaktır ve doğal olarak düğüm kendiliğinden çözülmüştür.
Oysa “ kurtarma” kelimesinin geçtiği bir evlilik ve ilişki sisteme bebek geldiğinde karşılıklı zorlama ve oldurma çabalarının artması ile daha da sancılanmaktadır. Taraflarda endişeler artmakta ve yaşanılan maddi – manevi zorluklarda birbirlerine yüklenmeler artmaktadır. Eşler birbirlerine sınav notu gibi “ anne-baba derecelendirmeleri,notları” tayin etmektedir. Zorlanmanın bir başka tarafı da bebek büyüdükçe gündeme gelen bebekteki duygusal belirtiler olmaktadır. Çünkü bebek bir tarafı ile kendisine verilen rolü ve anlamı almış ,artık bu atfedilişin basıncında sıkışmıştır. Her şey yeniden sıralanıp düzenlendiğinde kişiler birbirleri ve kötü ilişkileri ile yüz yüze kalmanın kaçınılmazlığı ile karşılaşıcaklardır.
Kaçınılmaz bir reailete yetişkin olarak tarafımızca halledilemeyen açmazların dünyayı bizlerin referansları ile anlamaya çalışan küçücük insan canlılarının bu ağır misyonu hak etmediğidir…

