<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fit Anne</title>
	<atom:link href="http://www.fitanne.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.fitanne.com</link>
	<description>Hamilelik ve Annelik Üzerine</description>
	<lastBuildDate>Sun, 07 Mar 2010 21:19:14 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.1</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Büyükanne sevgisi kilo aldırıyor!</title>
		<link>http://www.fitanne.com/buyukanne-sevgisi-kilo-aldiriyor/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/buyukanne-sevgisi-kilo-aldiriyor/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2010 20:53:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=680</guid>
		<description><![CDATA[Anneanne ve babaanne elinde büyüyen çocukların kilolu olma ihtimalinin daha yüksek olduğu haberini belki yakalayanlar olmuştur. Farklı iki yerden bu haberi alınca, paylaşmadan edemedim. Gerçi bu konuda deneyimi olanların, zaten bu haberi okumadan bildiği bir gerçek…Eğer sizi de büyükanneniz büyüttüyse veya çocuğunuza anne/kayınvalideniz bakıyorsa, çikolata, patates kızartması ayırt etmeden herşeyi torunlara yedirmenin bir klasik olduğunu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anneanne ve babaanne elinde büyüyen çocukların kilolu olma ihtimalinin daha yüksek olduğu haberini belki yakalayanlar olmuştur. Farklı iki yerden bu haberi alınca, paylaşmadan edemedim. Gerçi bu konuda deneyimi olanların, zaten bu haberi okumadan bildiği bir gerçek…Eğer sizi de büyükanneniz büyüttüyse veya çocuğunuza anne/kayınvalideniz bakıyorsa, çikolata, patates kızartması ayırt etmeden herşeyi torunlara yedirmenin bir klasik olduğunu herhalde deneyimlemişsinizdir.</p>
<p>Kızım anneannesinde geçirdiği 2 günden sonra eve döndüğünde her zaman yeme problemi yaşıyor. Tabii ben de yedirme problemi! Sanırım orada kaldığı 2 günde yediği yemek miktarı 10 günlük yemek miktarına denk geldiğinden, bünyesini dengeleyebilmek adına bir süre rejime giriyor. Annem, Melis’in onda kaldığı günlerin sonunda, her fırsatta gırtlağından yemek sokmuş olmanın özgüveni içerisinde, sevgili (!) doldurulmuş Şükran Günü hindisini tartıp ona 1-2 gün içerisinde kaç gram aldırdığını hesaplıyor (Buradan da anladığım, Melis onun evine adım attığı anda tartmış olmalı ki karşılaştırabiliyor olsun!) ve bana telefonla müjde veriyor.</p>
<p>Melis’in genetik mirasından ötürü kilo sorunu olacağını hiç düşünmediğimden ve annemin evinde doğru dürüst yağlı yemeklerin pişmediğini şahsen deneyim etmiş biri olarak, beni bu haber pek rahatsız etmiyor. Ancak bir süredir etrafımda dikkatimi çekecek kadar kilolu çocuk görmeye başladım. Demek ki Amerika’ya mahsus sandığımız obezite problemi yavaş yavaş kapıyı aralamaya başlamış. Haddim olmadan, kilo almaya meyilli çocuğu olanlara dikkat etmelerini öneririm. Herhalde en iyisi bu konuda anne ve kayınvalideleri iş birliğine çağırıp ortak hareket etmeye çalışmak&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/buyukanne-sevgisi-kilo-aldiriyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Öğretilen annelik</title>
		<link>http://www.fitanne.com/ogretilen-annelik/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/ogretilen-annelik/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 08:53:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne olarak yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=676</guid>
		<description><![CDATA[Günümüz medyası anneliği öyle pazarlamaya başladı ki sanki kadınlar sadece anne olmak için doğmuşlar. Anne olmayan kadınlar, (olamayan veya olmamayı seçen, hiç fark etmez) nereye baksalar, sanki çocuk sahibi olmak tüm galaksinin en keyifli, en tatmin edici deneyimiymiş gibi gülünç olan romantik resimler ve reklamlarla çevriliyorlar. Annelik furyası, toplumun baskısıyla da birleşince, sanırsınız yanında salyası [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Günümüz medyası anneliği öyle pazarlamaya başladı ki sanki kadınlar sadece anne olmak için doğmuşlar. Anne olmayan kadınlar, (olamayan veya olmamayı seçen, hiç fark etmez) nereye baksalar, sanki çocuk sahibi olmak tüm galaksinin en keyifli, en tatmin edici deneyimiymiş gibi gülünç olan romantik resimler ve reklamlarla çevriliyorlar. Annelik furyası, toplumun baskısıyla da birleşince, sanırsınız yanında salyası akan veya elektrik prizine parmağını sokan bir yaratığı olmayan kadınlar, iflasın eşiğinde, bomboş bir hayata doğru ilerliyorlar!</p>
<p> Medyayı bu baskıları yaparken bir parça anlayabiliyorum. Öyle büyük para var ki anneliğin bu şekilde özendirilmesinin sonunda&#8230; Bebek ve çocuk pazarı her yıl daha önce akla ihtiyaç olduğu gelmeyen buluşlarla bir çığ gibi büyüyen bir tuzak haline geliyor. Peki ya toplum? Bir kadın anne olmamaya karar verirse, bencil mi oluyor? Anne-baba olmayı çok sencil nedenlerle mi istemiş peki anne-baba olanlar? İleride yalnız kalmak istemediği için veya yaşlandığında bir bakanı olsun diye çocuk yapmaya karar veren hiç olmamış mi?</p>
<p> Bir de magazin sayfalarında yer alan manken ve film yıldızlarının haberleri var insanı kışkırtan. Bir kere hem anne olup hem de hala kadınsılığını koruyabilmiş olmak, muhakkak haberin başlığı oluyor. Bu yazılar, “Hala eskisi gibi seksi olan X” veya “Anne olduktan daha da dişi olan Y” şeklinde başlamazsa olmaz ! Genellikle anneliklerinin 3. ila 6. ayında son derece iddialı kıyafetler giyip poz veren bu ünlülere bakınca kendimle ilgili sorular üşüşüyordu kafama Melis yeni doğmuşken. Gerçi halimden çok memnumdum. Anne olduğum için, üstelik bir kızım olduğu için son derece gururluydum. Ama yine de seksi hissetmek şöyle dursun, aynanın karşısından gözümü kapayıp geçmek istiyordum. Bir de o talihsiz demeçler yok mu verdikleri! “Oğlumun gece vakti sesini duyunca, yüzümde gülümseme beliriyor, hemen yanına gidiyorum”. “Hayatımı ona adamış olmak yaptığım en iyi iş” vs vs. Ben de mi bir acayiplik var, gecenin ortasında uykumun bölünmesinden nefret ederken veya hayatımın tamamını çocuğumun veya onun bakımıyla ilgili detayların kaplamasına izin vermezken? Sinir krizi hiç mi geçirmez bu ünlü anneler? Hiç mi bunlardan bahsedip, anneliği ütopik bir yere koymaktan vazgeçmek istemez medya kaynakları?</p>
<p> Yaratılan başka bir suni müzakere konusu ise çalışan anne olmak ya da olmamak…Hangi gruptan olunduğu fark etmiyor, hiçbir annenin hayatı kolay değil. Bence kesin olan tek şey, bu iki grubun hiçbir zaman tam olarak birbirini anlayamayacağı ve birbirlerinin doğrularına her zaman şüphe ile yaklaşacakları. Çünkü konuyla ilgili tüm açıklamlar ve yazılar bizim bunu sadece bir tercih olarak görmemizi engelemeye çalışıyor. İçten içe işlenen, kadının evde kalıp çocuklarına annelik yapması. Kolay olan bu olduğundan değil, mağara düzeninin hala korunmaya çalışılmasında birçok çıkar sahibinin olmasından…</p>
<p>Tüm bu medya bombardımanının, anneliği bir süredir olduğundan daha da zor hale getirdiğini görüyorum. Çocuklarımızın yemeğini hazırlayıp önlerine koymak artık yeterli olmuyor. Gazetelere ve dergilere bakılırsa, havuçlardan küçük heykecikler yapıp, tabak üzerine ekmek, zeytin, marmelattan ev dizayn etmemiz gerekiyor …Bu arada evimizi “Evim” türü dergilerdeki gibi dekore etmemiz, kendimizi “Women’s Health”gibi dergilerin kapaklarında yer alan bayanlar gibi fit tutmamız ve herşeye rağmen “Parents” türevi dergilerde yer alan ünlüler gibi yüzümüzde Monalisa gülümsememizi korumamız gerekiyor. İyi bir anne olmak yetmiyor; en iyi anne kim olacak yarışmasını da kazanmak gerekiyor.</p>
<p>Kafamıza sokulmaya çalışanlara karşı durabilmek, çocuk istememek veya çocuğu varsa da mükemmel anne olmaya çalışmayıp gün gelip eşini, gün gelip kendini çocuğunun önüne koyabilmek, naçizane düşünceme göre, kadının kendine olan güveninin ürünü.<em> “The Bitch in the House”</em> kitabının yazarı Kristin van Ogtrop’un yazdığı çok güzel bir cümle var: “Çocuklarımı çok seviyorum ama onlara olan sevgim hiçbir zaman mükemmel olmayacak!” Katılıyorum ve buna katıldığım için de geceleri uyanıp bebeğini emzirmeye bayılan ünlü bayandan daha kötü bir anne olmuyorum.</p>
<p> Bu yazı burada bitmez, daha devam edecek..</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/ogretilen-annelik/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uykusuz geceler</title>
		<link>http://www.fitanne.com/uykusuz-geceler/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/uykusuz-geceler/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 21:55:45 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne olarak yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=674</guid>
		<description><![CDATA[Bu aralar ya ben alim olucam ya eşim alkolik!
Sebebi?
Melis’e tek  başına ve kendi yatağında uyumayı öğretmeyi çalışıyoruz.
Aslında Melis gayet güzel kendi yatağında uyuyan bir bebekti. Edebini bizzat bozdum! Eşimin 10 günlüğüne olmadığı bir dönemdi. Geceleri 2-3 kez uyandığı için yatak odasına gidip gelmekten üşendiğimden yatağıma aldım. 10 gün boyunca annesinin kokusunu alarak, ona sarılarak yatmanın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu aralar ya ben alim olucam ya eşim alkolik!</p>
<p>Sebebi?</p>
<p>Melis’e tek  başına ve kendi yatağında uyumayı öğretmeyi çalışıyoruz.</p>
<p>Aslında Melis gayet güzel kendi yatağında uyuyan bir bebekti. Edebini bizzat bozdum! Eşimin 10 günlüğüne olmadığı bir dönemdi. Geceleri 2-3 kez uyandığı için yatak odasına gidip gelmekten üşendiğimden yatağıma aldım. 10 gün boyunca annesinin kokusunu alarak, ona sarılarak yatmanın keyfine varınca, tabii ki Melis Hanım yatağımdan çıkmaz oldu. Benim de kolayıma geldi açıkçası. Ben yanına yatıp uyurken, o da kendi kendine uyudu. Hiç uğraş vermedim Melis’i uyutmak için. Ama baktım ki itiş tepiş uyumak artık boyun sağlığımı tehdit ediyor ve ben sabahları dayak yemiş gibi uyanıyorum; bu işe bir son vermek gerektiğini anladım.</p>
<p> 10 gündür Melis kendi yatağında, ben odasında olmadan uyuyor. Tabii tamamen yok olmuş değilim. Çoğu zaman ben, bazen babası, yatağında ayağa kalktığında bizi göreceği şekilde koridorda oturup bekliyoruz uyumasını. Bu süre bazen 1 saat, bazen 1,5 saati bulduğundan, zamanı efektif geçirmek için ben kitap okuyorum, eşimde elinde bira şişesiyle oturuyor. Bugün kitap keyfime kuruyemiş ve bir kadeh şarabı da ekledim. Gündüz kendimi “Melis uyurken, acaba bu akşam ne okusam?” diye düşünürken buldum. Kitap okumak mazereti ne olursa olsun çok güzel, bana da çok iyi geliyor. Yalnız yine de bazen tahammül sınırlarımı zorluyor Melis’in uyuma seansları.</p>
<p> Asıl sorunu yaratan, biz uyumayı sil baştan öğretirken, bakıcımızın da Melis’i emzikten soğutmak için harekete geçmesi oldu. Birgün Melis’in ısırıp deldiği emziklere tel şehriyeler koyup, emziklerinin kurtlandığını söyleyince, Melis dehşet içinde emzikleri çöpe atmış. O gün bugündür, Melis’i uyutmak daha da zor oldu. Bir kere, her gece sanki hiç duymamışım gibi bana emziklerinin başına gelenleri tekrar tekrar anlatıyor. Sonra da uyurken bunları sayıklamaya devam ediyor. Uyumakta bu kadar zorlanmasının en büyük sebebinin emziklerinden uzak kalmış olduğunu tahmin ediyorum. Bir de annesinden uzak uyumaya çalışmak tuz biber ekti Melis’in uyku sorununun üzerine.</p>
<p> Melis kendi kendine, yatağında ve emziksiz uyumayı öğrenecek elbet. Zor olacak ama bu dönem birgün geride kalacak ve ben dönüp bu yazdıklarımı okuduğumda belki bugünlerde nasıl çaresiz olduğumu bile hatırlamayacağım. Ama geçen on günün bana öğrettiği dersi hiç unutmayacağım: Bir daha, çocuğumun hayatında radikal bir değişiklik yaparken, etraftaki diğer değişkenlerle oynamayacağıma ve oynatmayacağıma söz veriyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/uykusuz-geceler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Tatil&#8230;</title>
		<link>http://www.fitanne.com/tatil/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/tatil/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Feb 2010 23:14:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şundan bundan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=669</guid>
		<description><![CDATA[En son tatile çıkalı bir süre geçtiğinden, yine nereye gitsem ne yapsam diye düşünmeye başladım. Tatiller arasında bazı klişeler var. Mesela, balayına Maldiv’lere gidilmeli; süper romantik, cennet beldesi…Gittik, gördük.. Etrafımda köpekbalıklarının yüzdüğü bir denizde bir köpekbalığı yavrusu peşime takıldığında bağırtımdan sahildeki herkesin ilgisini çekebilmek veya ada boyunca kafamın üstünde sallanan hindistan cevizlerinden birinin kafama düşüp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/Image0000114.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-672" title="Image00001" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/Image0000114-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>En son tatile çıkalı bir süre geçtiğinden, yine nereye gitsem ne yapsam diye düşünmeye başladım. Tatiller arasında bazı klişeler var. Mesela, balayına Maldiv’lere gidilmeli; süper romantik, cennet beldesi…Gittik, gördük.. Etrafımda köpekbalıklarının yüzdüğü bir denizde bir köpekbalığı yavrusu peşime takıldığında bağırtımdan sahildeki herkesin ilgisini çekebilmek veya ada boyunca kafamın üstünde sallanan hindistan cevizlerinden birinin kafama düşüp beni oracıkta öldürmemesi için zıplar adımlarla ağaçların altından kaçmaya çalışmak son derece romantikti. Yüzmeye korktuğum, yürümeye tereddüt ettiğim Maldiv’lerin cennet adası, albümümde şahane imajıyla kalmaya devam edecek…</p>
<p> Çok stresliysen, fiziksel olarak da yorgunsan, “spa’ya gitmelisin;insan yeniden doğmuş gibi oluyor”… Ama nerede bende yeniden doğacak o şans? Sıkıntıdan ruhumu teslim etmediğime şükredip pılımı pırtımı toplayarak kendimi arabamızın içine attığımdaki mutluluksa eğer yeniden doğmak dedikleri, belki yeniden doğmuşumdur; doğrudur! Üstelik, tatilimin en güzel kısmı olan masajdan sonra başlayan baş ağrımı da hesaba katarsak, artık beni Spa’ya götürecek hiçbir sebep kalmadığını düşünüyorum. Gerçi okuduğum “Flow” adlı kitap çok şükür benim kaçık olmadığıma dair bazı paragraflar yazmış ki sırf bu yüzden bile yazarı Bay Csikszentmihalyi’nin ismini bir çırpıda kitabın kapağına bakmadan yazmaya çalışmak için yeterli motivasyon veriyor. Yazar diyor ki; mutluluk sanıldığı gibi rahatladığımız, pasif olduğumuz zamanlar değil; aksine insanın vücudunu ya da zihnini isteyerek bazı şeyler başarmak için limitlerine kadar esnetebildiği zamanlarda oluşuyor. Aslında keyif, birşeyler yapmaya çalıştığımızda aldığımız bir tat. Armut piş, ağzıma düş durumu değil. O yüzdendir ki artık Spa dönüşü eşime, 2 gün boyunca o saunadan bu saunaya koşmak yerine gidip dağın tepesinden kaymaya çalışsaydık, çok daha rahatlayıp eğlenmiş olacağımızı söylediğim için artık pişmanlık duymuyorum. Demek ki bende değilmiş anormallik, hissettiklerim normalmiş…</p>
<p> Bu akşam bir dostumdan gelen mail yazdırıyor tüm bunları. Öyle güzel bir haftasonu teklifi geldi ki kendisinden, hemen gitmemek için zor tutuyorum kendimi. Bir haftasonu için Londra’ya gidip “School of Life” adı altında gruplanan, birbirinden renkli konular hakkındaki seminerlere katılmak …İşte benim kafa dinlemeken anladığım bu! Hem farklı bir yere gidip, hem kafamı çalıştırabileceğim, hem de sevdiğim ve iyi anlaştığımı bildiğim biriyle zaman geçirmek…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/tatil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anne beyni</title>
		<link>http://www.fitanne.com/anne-beyni/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/anne-beyni/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 Jan 2010 13:04:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne olarak yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=665</guid>
		<description><![CDATA[Haftasonu, Katherine Ellison’un “The Mommy Brain: How Motherhood Makes Us Smarter” kitabından bazı alıntılar okudum. Sonuna kadar katılıyorum, annelik insanı daha zeki kılıyor. Yalnız benim burada zekadan anladığım IQ artışından ziyade; daha çok verimlilik, sezgilerde ve duygusal zekada artış, daha esnek olabilmek demek.
 Sezgiler derken aklıma ilk gelen hamileliğimin 2. ayında katıldığım bir yemek daveti geliyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/kitap.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-666" title="kitap" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/kitap.jpg" alt="" width="240" height="240" /></a>Haftasonu, Katherine Ellison’un “<em>The Mommy Brain: How Motherhood Makes Us Smarter”</em> kitabından bazı alıntılar okudum. Sonuna kadar katılıyorum, annelik insanı daha zeki kılıyor. Yalnız benim burada zekadan anladığım IQ artışından ziyade; daha çok verimlilik, sezgilerde ve duygusal zekada artış, daha esnek olabilmek demek.</p>
<p> Sezgiler derken aklıma ilk gelen hamileliğimin 2. ayında katıldığım bir yemek daveti geliyor. Eski şirketimin genel müdürü elemanları için özel makarna çeşitlerinden pişirmişti. Herkes afiyetle yedi;ben hariç. “Bu makarna çok acı, siz fark etmiyor musunuz?” diye sızlandım.  İki çatal yedim ve bıraktım. Sonradan ortaya çıktı ki makarna sosu yapımında bol bol şarap kullanılmış. Hamileliğim tat alma sezgimi öyle güzel arttırmıştı ki vücuduma alkol almamı engelledi.</p>
<p> Yapılan araştırmalara göre, anneler motivasyon, korkusuzluk, birden fazla işi aynı anda yapabilme ve stresle başa çıkabilme konusunda bir artış yaşayabiliyorlar. Bana çok heyecan veren yeni bir araştırmaya göre ise kadınların doğum ve emzirme sırasında salgıladıkları oxytocin hormonu annelerin öğrenme ve hafıza kapasitelerini arttırıyor.</p>
<p> Gerçi bana soracak olursanız,anneliğin faydalarından en açık seçik görüneni duygusal zekadaki artış. İlk defa anne olduktan sonra hayata bir başkasının gözüyle bakmaya başladım. Düşünün; hayatımız boyunca herhangi bir insanla herhangi bir sebepten anlaşamadığımızda kimbilir kaç defa arkamızı dönüp gitmişizdir. Açıkçası benim listemdeki isimleri say say bitmiyor. Ama çocuğunuzu terk edip gidemiyorsunuz; en azından iyi bir anne olmak istiyorsanız… Onun yerine, onun bakış açısını yakalayabilmek için zihninizi esnetmeniz gerekiyor. Ne mutlu ki ben bunu anne olmadan da becerebilen dostlara sahibim. Ama  benim gibi anne olmadan önce duygusallığı ikinci sınıf bir özellik gören bir insandaki değişiklik son derece açık; üstelik kendi kendime bunu itiraf etmem yetmiyor, cümle alemle de paylaşıyorum tüm bu duyguları…Bir arkadaşım bana  “Sana ne oldu, eskiden kartal gibiydin, şimdi serçeye döndün!”  dedi bir kez. Tabii bu iyi birşey mi bilmem ama işte öyle oldum… En azından artık film seyrederken ağlayabiliyorum, boğazım düğüm düğüm oturmuyorum sinema salonunun ortasında.</p>
<p> Etrafımdaki bazı arkadaşlarım nasıl olup da birçok şeye aynı anda yetişebildiğimi merak ediyorlar. Bence anne olarak boşa harcayacağım zamanın olmadığını fark etmemden kaynaklanıyor bu kadar yere elimin yetişebiliyor olmam. Zamanımı eskisinden çok daha iyi yönetebilmeye başladım. Evim birdenbire kaotik bir hale girebildiği için artık kaosu ve zor insanları da daha kolay göğüsleyebildiğime inanıyorum.Eski Amerikan Dışişleri Bakanı Madeline Albright’a anne olmanın hangi yönünün ona iş hayatında faydalı olduğu sorulduğunda şöyle cevap vermiş: “İnsanların birbiriyle güzellikle oynamasını sağlamak”!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/anne-beyni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>2 sene önce bugün</title>
		<link>http://www.fitanne.com/2-sene-once-bugun/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/2-sene-once-bugun/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 08:42:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne olarak yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=657</guid>
		<description><![CDATA[Bu sabah saat 6’da kalktım. 2 sene önce de öyle yapmıştım. Birkaç saat sonra doğacak olan kızımı en sonunda görebileceğimi düşününce daha fazla uyku tutmamıştı. Mutlu olmam gerekirdi, hiç de hoşlanmadığım 9 aylık yolculuk sonuna gelmişti. Ama ben düşünmezsem, endişe etmezsem yaşayamam ki…Karnımı kucaklayıp bir saat boyunca salonda oturdum. Narkoz almak riskliyse, ben iyi olacak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/DSC03538_tn.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-658" title="DSC03538_tn" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/DSC03538_tn-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Bu sabah saat 6’da kalktım. 2 sene önce de öyle yapmıştım. Birkaç saat sonra doğacak olan kızımı en sonunda görebileceğimi düşününce daha fazla uyku tutmamıştı. Mutlu olmam gerekirdi, hiç de hoşlanmadığım 9 aylık yolculuk sonuna gelmişti. Ama ben düşünmezsem, endişe etmezsem yaşayamam ki…Karnımı kucaklayıp bir saat boyunca salonda oturdum. Narkoz almak riskliyse, ben iyi olacak mıyım; ben iyi olmazsam ona kim bakar, bebek iyi olacak mı gibi temel endişelerin üzerinden geçtikten sonra, başladım estetik kaygılara: Bebeğim kime benzeyecek, hiçbir iz olmayan vücudumda sezeryan izi ne kadar belli olacak… Ben hayatımda aynı gün içerisinde hiç bu kadar çok endişeyle karşı karşıya kalmamıştım.  </p>
<p> Sonra sevgili, kaygısız eşim kalktı; sanki normal bir Pazar sabahı kahvaltıya gidiyormuşuz edasıyla aldı beni arabasına ve hastaneye gittik. Ailem orada bekliyordu. İlk defa bunca yakınım yanımda olmasına rağmen kendimi yapayalnız hissettim. Sonrasını yaşamış gibi değil de, seyretmiş olduğum bir film gibi hatırlıyorum. Saat 9 gibi gözümü kapattım ve tekrar açtığımda artık anne olmuştum. İş hayatında aldığım ve alacağım bütün terfilerden daha büyük bir terfiydi bu. Bu coşkuyla, doğum sonrası depresyonu denen şeyin yakınından bile geçmedim. Halbuki hazırlıklıydım. “Siyah Süt”ü okumuş, kendimi olacak her türlü ruh bozukluğuna hazırlamıştım. Ama olmadı. Uykusuzluk, can acısı… Zaten bunları da bekliyordum. Ben uykusuz kaldığından, emzirmekten dolayı çektikleri acılardan dolayı şok geçiren yeni anneleri bazen anlayamıyor, hamileyken hiç mi ev ödevlerini yapmadılar diye şaşırıyorum. Günde 4-5 saatten fazla uyumayacağımı da, emzirmekten dolayı kaçınılmaz olan can acısından da haberdar olarak başladım herşeye. Belki o yüzden doğuma güle oynaya giren annelerden olmadım, ellerim buz gibi kesti, kulaklarım uğuldadı narkoz verilene kadar. Belki de ben doğum sonrası değil de, doğum öncesi sendromu geçirmişimdir 25 Ocak 2008&#8242;den bir hafta önce.  Doğumdan sonraya sadece, yüzünü seyretmekten, nefesini duymaya çalışmaktan, uyumam gereken 3-4 saatlik gece uykusundan bile kendimi mahrum ettiğim kızımın tadını çıkarmak kaldı.</p>
<p> Bugün  Melis 2 yaşına basıyor. 2 sene öncenin 2,75 kg’lik bebeği, dün benimle gülüp eğleniyordu. Ona sarılıp dedim ki “2 sene önce bugün hala benim içimdeydin”. Hiçbirşey anlamadığı gibi kucağımdan kaçmaya çalıştı. Ama ben bunu her sene söylemeye devam edeceğim. Taa ki benim için bugünün ne kadar özel olduğunu kızım da anlayana kadar! Şimdi düşünüyorum da, çocuklarının doğumgünlerinde niye anneler kutlanmaz? Asıl kutlanması gereken onlar! Bencilce mi? Belki…Ama bugün deliler gibi kutlamayı ve kutlanmayı isteyen benim!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/2-sene-once-bugun/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bitti mi tam bitirmek&#8230;</title>
		<link>http://www.fitanne.com/bitti-mi-tam-bitirmek/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/bitti-mi-tam-bitirmek/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 20 Jan 2010 10:50:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şundan bundan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=646</guid>
		<description><![CDATA[Pazartesi günü devam etmekte olduğum &#8221;Inspiro-yaratıcı girişimler&#8221; programının son günüydü. Hepimiz kendimizce bir projeyi prezente ettik. En son proje bir arkadaşımızın şarkısı oldu. Şok oldum. Şarkı söylemek hiç aklıma gelmemişti. Ve şarkının sözlerini duyunca&#8230; Ve Elif bu şarkıyı sanki Süper Baba dizisi için değil de, 3 aydır her Pazartesi biraraya gelen grubumuza yazılmış gibi gözlerimizin içine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/inspiro.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-651" title="inspiro" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/inspiro-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Pazartesi günü devam etmekte olduğum &#8221;Inspiro-yaratıcı girişimler&#8221; programının son günüydü. Hepimiz kendimizce bir projeyi prezente ettik. En son proje bir arkadaşımızın şarkısı oldu. Şok oldum. Şarkı söylemek hiç aklıma gelmemişti. Ve şarkının sözlerini duyunca&#8230; Ve Elif bu şarkıyı sanki Süper Baba dizisi için değil de, 3 aydır her Pazartesi biraraya gelen grubumuza yazılmış gibi gözlerimizin içine baka baka söyleyince hepimizin gözleri doldu. Bambaşka geçmişlerden, bambaşka kültürlerden, hatta bambaşka nesillerden gelen 10 tane kadın&#8230; &#8220;Kadınlar anlaşamaz&#8221;ın aksine, bir o kadar anlaştık, birbirimizi hep bir o kadar iyi anladık. Farklılığın biraraya gelmesinden ortaya çıkan böylesine bir uyum&#8230;</p>
<p>Bize bu kadar kendimizi birbirimize açabildiğimiz için &#8220;Bravo!&#8221;; Zeynep, sana da bizi biraraya getirdiğin ve birçok zaman dağılacak duruma geldiğimizde bizi toparlayıp yeniden motive ettiğin için teşekkürler! İşte çalışmalarımızın son gününün finalini yapan şarkının sözleri:</p>
<p>Özgürlük,</p>
<p>uçsuz bucaksız bir ülke.</p>
<p>sevgin ışık tutmazsa,</p>
<p>yolumu bulamam ki&#8230;</p>
<p>Mutluluk,</p>
<p>uzansam dokunacak kadar yakın.</p>
<p>dostlarım olmazsa, tadına varamam ki&#8230;</p>
<p>hiçbir olay gerçek olmaz,</p>
<p>dostlarıma anlatmadan.</p>
<p> hiçbir sevinç tamam olmaz,</p>
<p>sevenle paylaşmadan.</p>
<p>masallar masal değil,</p>
<p>sevgiyle anlatmadan&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/bitti-mi-tam-bitirmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Avrupa Birliği vatandaşı&#8230;</title>
		<link>http://www.fitanne.com/avrupa-birligi-vatandasi/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/avrupa-birligi-vatandasi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2010 13:43:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şundan bundan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=644</guid>
		<description><![CDATA[Kızım doğumundan beri Avrupa Birliği vatandaşı. Çünkü babası Alman. Bense gitmeden önce, hemen hemen her ülke için vize almak zorundayım. Vize almak zorunda olmadığım ülkelere de nedense ben şimdiye kadar hiç gitmek istemedim. Alman konsolosluğuna gidip de vize alma vakti geldi mi çanlar çalıyor beynimde. Bakalım bu sefer ne olacak diye karnıma ağrılar giriyor.  İstisnasız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kızım doğumundan beri Avrupa Birliği vatandaşı. Çünkü babası Alman. Bense gitmeden önce, hemen hemen her ülke için vize almak zorundayım. Vize almak zorunda olmadığım ülkelere de nedense ben şimdiye kadar hiç gitmek istemedim. Alman konsolosluğuna gidip de vize alma vakti geldi mi çanlar çalıyor beynimde. Bakalım bu sefer ne olacak diye karnıma ağrılar giriyor.  İstisnasız her seferinde bir olay geliyor başıma.</p>
<p> Kayınvalidemin Mart sonundaki 70. yaşgünü onuruna verilecek partiye katılmam gerekiyor. Hiç gitmek istemiyorum. Çünkü yine Taksim’deki Alman bayraklı binaya girmek istemiyorum. Ezik miyim ne? Kendimi o dört duvarın içine girdiğim anda 2. sınıf insan gibi hissediyor; kraldan kralcı memleketim insanının bana son derece aşağılayıcı şekilde emirler vermesi karşısında kafamdaki tüm saçlarım kirpinin dikenleri gibi dikleşiyor. Bunların sonucunda, kendimi güçlü hissedebilmek için her gittiğimde haklı ya da haksız sebeple (çoğu zaman haksız!) bir olay çıkarıyorum. Eşim en son defasında bana 5 günlüğüne vize vermeleri üzerine konsolosluğu arayıp hesap sormayı denedi. Telefondakilerin benim ismimi duyduklarının saniyesinde beni hatırladıklarını söyledi. Bu sefer konsoloslukta bir olay çıkarmamam konusunda beni uyarıyor.</p>
<p> Gözünü sevdiğimin Amerika’sı. Bir vize verirler, izleyen 10 sene içinde Amerikan konsolsoluğunun yerini bile unutursun. Amerikalı biriyle evli olmak ise bir ayrıcalıktır. 11 Eylül 2001’den beri prosedürler zorlaşmasına rağmen yine de Amerikalının eşi olduğun için sana Green Card çıkarırlar. Ama gelin görün, benim Alman biriyle evli olmaktan dolayı normal bir T.C. vatandaşından hiçbir farkım yok. Neden farkım olsun ki? Onlara göre damarımda akan kan Türk, Alman değil; Almanla hayatımı birleştirmişim, ondan çocuk yapmışım birşey fark etmiyor. Irkçılığın bu kadarı! Bu Avrupalılar adam olmaz. Ama ne yazık ki ben bu vizeyi almaya ve bir dahaki ay Taksim’deki o malum yere girmeye mecburum. Her Alman konsolosluğundan çıktığımda ağzıma almaya alışık olmadığım laflar savuruyorum, her seferinde de orada sıra bekleyen insanlardan alkış alıyorum.</p>
<p> Bu sefer ağzımı açmayacağım. Sadece bana sorulana cevap vereceğim, gerisinde hiç tepki vermeyeceğim. Bakalım bu sefer uzun süreli vize almayı becerebilecek miyim? Gerçi bana kalsa, kayınvalidem İstanbul’a gelse de ona burada parti yapsak çok daha makbule geçecek ama…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/avrupa-birligi-vatandasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?</title>
		<link>http://www.fitanne.com/bu-ne-perhiz-bu-ne-lahana-tursusu/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/bu-ne-perhiz-bu-ne-lahana-tursusu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 15 Jan 2010 01:08:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne olarak yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=641</guid>
		<description><![CDATA[ Şu anda bana “çelişki ne?” diye sorsalar, şöyle cevap veririm: Sizi seven birinin (bu kızım olabilir) sevgisinden bunalmışken, onun sevgisinin başkasına (bu da babası olabilir) yönlendiğini gördüğünüzde hem biraz rahatlayıp hem de kıskanmanız… veya çocuğunuzu anneannesine gönderip sizin rahat rahat evde keyif yapacağınızı hayal ettiğiniz bir akşam boş eve girmenizle başlayıp sizi gördüğünde sevinçten çılgına [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <a href="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/turşu.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-642" title="turşu" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/turşu-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a>Şu anda bana “çelişki ne?” diye sorsalar, şöyle cevap veririm: Sizi seven birinin (bu kızım olabilir) sevgisinden bunalmışken, onun sevgisinin başkasına (bu da babası olabilir) yönlendiğini gördüğünüzde hem biraz rahatlayıp hem de kıskanmanız… veya çocuğunuzu anneannesine gönderip sizin rahat rahat evde keyif yapacağınızı hayal ettiğiniz bir akşam boş eve girmenizle başlayıp sizi gördüğünde sevinçten çılgına dönen öbür yarınızın olmamasının boşluğuyla devam eden yarım kalmışlık hissi…</p>
<p> İstiyorum ki ben ve kardeşim evden gittiğimizde, annemin yaşadığı duygusal yıkım birgün benim de başıma gelmesin! İstiyorum ki günü gelip Melis benim kanatlarım altında yaşamaya son verdiğinde hayatım onsuz da anlamını korusun! İstiyorum ki karı-koca olarak Melissiz de bir anlam ifade edelim!</p>
<p> Ama sonra boş eve gelip kızım terlikleriyle karşılaşıyorum, panikle yatak odasına giriyorum. Taze pişmiş vanilyalı kurabiye gibi kokan odasındaki boş yatağını görüyorum. Panik oluyorum. Annemi arıyorum: “Biz kesin anlaşmamıştık Melis’in bu gece sende kalmasına” diyorum biraz sitemle. Tek dileğim Melis’in benim ismimi sayıklayıp anneannesinde uyumamış olması. Ama sorun yok…Bana kalan boş evin keyfini sürmek. Aksi gibi eşim de bu gece evde yok. Neyse ki internet var, neyse ki blogum var ve bloguma yorum yazan okuyanlarım var!</p>
<p> Şimdi hatırlamaya çalışıyorum, neydi benim yapmaya vakit bulamıyorum diye dönüp durduğum şeyler diye, ama bulamıyorum. Film seyredeyim diyorum; elimdeki bütün filmlere burun kıvırıyorum. Her Cuma öğle yemeği saatinde koşa koşa Gloria Jeans Cafe’ye okumaya gittiğim kitaplarıma bakıyorum; onlar da cezbetmiyor beni bu akşam.</p>
<p> Sakın kimse “Geç kalmışsın, sen çoktan kızının bağımlısı olmuşsun” demesin! Henüz pes etmiyorum. Ne zamandır mutfak çekmecelerinin dağınıklığından rahatsız oluyordum. CD’lerimin de çoğunun kabıyla içi karışmış durumda. Hem sonra, Melis’in resimlerini fotograf.com’a ne zamandır yükleyememiştim&#8230;Daha yapacak bir sürü şey çıkar! Hiç olmadı, atlarım arabaya alır kızımı getiririm uyurken evine. Ne var yani, bana özel gecelerin sonu gelmedi ya; başka zaman eğlenirim yalnızlığımla <img src='http://www.fitanne.com/wp-includes/images/smilies/icon_wink.gif' alt=';)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/bu-ne-perhiz-bu-ne-lahana-tursusu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Büyüyünce ne olucan?</title>
		<link>http://www.fitanne.com/buyuyunce-ne-olucan/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/buyuyunce-ne-olucan/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jan 2010 17:12:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne olarak yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=627</guid>
		<description><![CDATA[Klasiktir çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sormak. Bana da sordular, kardeşime de. Kardeşim anne olacağını söylerdi, daha birşey göremedik gerçi! Kariyer insanı annem ise üstelerdi “Anladık anne olacaksın, ama başka ne olmak istiyorsun?” diye. Benim de ipe sapa gelir bir cevap verdiğimi hatırlamıyorum. Oduncu olup odun kıracağımı da söyledim, manken olmak istediğimi de…
 Üniversite sınavı yolcusuyken, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/Image0000113.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-630" title="Image00001" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/Image0000113-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Klasiktir çocuklara büyüyünce ne olmak istediklerini sormak. Bana da sordular, kardeşime de. Kardeşim anne olacağını söylerdi, daha birşey göremedik gerçi! Kariyer insanı annem ise üstelerdi “Anladık anne olacaksın, ama başka ne olmak istiyorsun?” diye. Benim de ipe sapa gelir bir cevap verdiğimi hatırlamıyorum. Oduncu olup odun kıracağımı da söyledim, manken olmak istediğimi de…</p>
<p> Üniversite sınavı yolcusuyken, annem ve babam tarafından bana uygun eğitimin işletme olduğuna karar verildi günün trendine göre. Okudum, iş kadını oldum. Bir kız çocuğu için annesi rol modeli oluyor çoğu zaman. Annem bana ve kızkardeşime çalışan anne modeli oldu senelerce. Zamanında bu ağır sıfatın altında ezilmemek için kendinden çok şey vermiş olmasına rağmen, beni de bu yolda gitmem konusunda hep yüreklendirdi. Birgün, evde kalıp çalışmamayı asla bir alternatif olarak düşünmedim, hala da düşünemem. Kariyer yapmayı senelerce herşeyin üstünde tuttum. Master yaptığım okulun yüzüğünü parmağıma taktığımda onun evlilik yapan arkadaşlarımın taktığı yüzükten çok daha anlamlı olduğuna inandım. Çok şükür hayatımda hiç iş aradığımı da hatırlamıyorum; hep işler beni buldu bir şekilde.</p>
<p> Aslında herşey iyi de gidiyordu. Taa ki 3 sene önce hamile kalana kadar! O zaman aklım başıma geldi. İçinde olduğum kariyerin içeriği olsun, gelmiş olduğum yer olsun; benim anneliğimin tadını çıkarmama ihtimal vermediğini ancak idrak edebildim. Anneliği kariyer planımın içine hiç almamıştım ki! Haftanın her günü full-time çalışmaktan dolayı, koştura koştura eve dönerek kızımla maksimum zaman yaratmaya uğraşıp (bazen iş dönüşünde, garajdan eve asansörü bile beklememek için merdiveni yürüyerek çıkmamdan anlaşılabileceği gibi) birşeyler paylaşmaya çalışmak, iş yerimde benden bekleneni yerine getirmek, arada sırada kadın olduğumu hatırlayıp kuaföre gitmek, spor yapmaya zaman yaratamak vs. esnasında ruhen ve bedenen o kadar yoruluyorum ki… Biraz hiperaktif sayılabilecek bir insan olduğumdan, herşeyi aynı anda yapabilmeye çalışmak benim nasıl olduğumu tanımlayan insanlar için (dün akşamki Inspiro sınıfımda 10 kişinin hakkımdaki yorumlarına göre) büyük bir disiplini, gücü, kararlılığı gerektiriyor. Bence? Tüm bu özelliklerim benden keyfimi alıp götürüyor. Nereden mi anladım? Geçen ay sürekli kahkalarla konuşan bir arkadaşımla telefonda laflarken, ona eşlik etmekte ne kadar zorlandığımı fark ettim. Benim hayatımda kahkaha atmak artık lüks oluvermiş, şimdi fark ediyorum.</p>
<p> Bütün bunların sebebinin yapmış olduğum iş seçimi olduğunu görüyorum. En azından artık bana uymuyor. Bugünkü pişmanlığıma bakıp kızıma annesinden gelecek en iyi tavsiyenin iş seçimi konusunda olacağına inanıyorum. Ona iş hayatında erkek ve kadının eşit olduğu hikayesinin lüzumu olmayan feminist bir düşünce olduğunu anlatacağım.  Anne olmak isteyen bir kadının meslek seçerken çalışma saatlerini esnetebileceği bir işi olmasının ne kadar önemli olduğunu söyleyeceğim. “Mimar ol, psikolog ol, öğretmen ol, anneannen gibi diş doktoru ol, istersen git sanat galerisi aç; ne istersen ol ama sonuçta kendi zamanının patronu ol” diye öğüt vereceğim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/buyuyunce-ne-olucan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüzde kaçımız erkek?</title>
		<link>http://www.fitanne.com/yuzde-kacimiz-erkek/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/yuzde-kacimiz-erkek/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 07 Jan 2010 18:16:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şundan bundan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=618</guid>
		<description><![CDATA[Sex and the City dizisinin her bölümünü 2-3 kez izlemekten dolayı ezberlemiş biriyim. Kızım doğmadan önce cep telefonum dizinin fon müziğiyle çalardı. Sonra anne olunca, yakıştıramadım kendime, sildim gitti! Doğumdan 8 ay sonra, ayağı yanmış gibi ilk gösterime girdiği gün Sex and the City filmini seyretmeye gitmiş, eşimi de beraberimde sürüklemiştim.
 Hala dizideki sarışın bomba Samantha’nın, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/sex-and-the-city-0003.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-621" title="sex-and-the-city-0003" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/sex-and-the-city-0003-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a>Sex and the City dizisinin her bölümünü 2-3 kez izlemekten dolayı ezberlemiş biriyim. Kızım doğmadan önce cep telefonum dizinin fon müziğiyle çalardı. Sonra anne olunca, yakıştıramadım kendime, sildim gitti! Doğumdan 8 ay sonra, ayağı yanmış gibi ilk gösterime girdiği gün Sex and the City filmini seyretmeye gitmiş, eşimi de beraberimde sürüklemiştim.</p>
<p> Hala dizideki sarışın bomba Samantha’nın, erkekleri büyük bir ruhsuzlukla yatağa atıp sonra da arkadan dedikodularını yapmasına  tezahürat yapıp bol bol güler, eğlenirim. Hatta hep söylediğim bir şey vardır: “Hayatta Samantha gibi bir arkadaşım olsa, hiç sıkılmam!”  Bu dizinin destekçisi olarak yalnız olmadığımı da biliyorum. Ama bazen biz kadınların erkeklerin orda burda gönül eğlendirmesine söylenip sonra da bu diziyi seyrederken büyük bir keyif almamızın sebebi ne diye düşünmeden de yapamıyorum.</p>
<p> Acaba dizideki oyuncuların biraz erkek gibi davranması cezbediyor olabilir mi? Peki, kadınlar bazı erkekler gibi bir gecelik maceralar yaşayıp sonra bir şey olmamış gibi hayatlarına devam edebilirler mi? Cosmopolitan dergisinde sorarsanız, “kesinlikle”, “pek tabii ki!”. Ama benim tanıdığım kadınların hepsi bunun karşısında semptomlar gösteriyor. Cosmopolitan’ın sayfaları ise erkeklerle bir gecelik ilişkiler yaşayan kadınların hikayeleriyle dolu. Peki kadınlara erkek gibi olmaları mı öneriliyor bu tür medya araçları ile? Erkekler tek gecelik ilişki yaşayabildikleri için bile cazip hale mi getiriliyor?  Ve biz kadınlar da bunu alıyor muyuz? Özgür ve güçlü kadın olmak demek erkekler gibi mi olmak demek? Acaba içimizde erkek gibi olmayı arzulayan bir tarafımız var mı? Varsa, toplamımızın yüzde kaçını oluşturuyor?</p>
<p>Bildiğim tek şey, kadının his dünyasının erkeklerinkine nazaran çok daha karmaşık olduğu. Bir o kadar da saydam. Kadın belki bir erkek gibi davranmayı eğlenceli bulsa da sonunda evine döndüğünde olanları düşünür. Kendini sorgular. Kendine kızar. Sonuçta vücuduna iki beden büyük gelen deneyimlerle çelişen duygularını Carrie Bradshaw gibi başlar yazmaya&#8230;  Aslında ben dizinin en çok da o kısımlarını sevdiğimi şimdi şimdi fark ediyorum. İçimizde olmak istediğimiz tarafımız olduğumuz tarafa hükmetmeye kalkınca ortaya çıkan açıklar, içimizde fısıldamaya başlayan gremlinlerimizle savaştığımız anlar&#8230; Gözyaşı dökmeden sevgilisinden ayrılan, hiç düşünmeden aynı anda kendini birden fazla adamın kollarına atanlardan çok aslında kadını kadın yapanlar da bunlar bana göre.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/yuzde-kacimiz-erkek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yine anne sütü…</title>
		<link>http://www.fitanne.com/yine-anne-sutu%e2%80%a6/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/yine-anne-sutu%e2%80%a6/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jan 2010 17:52:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emzirme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=612</guid>
		<description><![CDATA[Anne sütüyle beslemenin faydaları, yapılan her anne sütü mü biberon maması mı değerlendirmesinde katlanarak artmaya devam ediyor.
Anne sütünün bebeğin ileride okul performansından tutun, çocukların stresle başa çıkabilmesine kadar olan pozitif etkisi araştırmalara konu oluyor.
İyi de emzirmek niçin bu kadar faydalı ve sağlıklı?
Arizona State University doçentlerinden Melinda Johnson bu konunun sadece bir mekanizmayla sınırlanamayacağını belirtiyor.  Anne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-614" title="gotmilk" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/gotmilk-300x238.jpg" alt="gotmilk" width="300" height="238" />Anne sütüyle beslemenin faydaları, yapılan her anne sütü mü biberon maması mı değerlendirmesinde katlanarak artmaya devam ediyor.</p>
<p>Anne sütünün bebeğin ileride okul performansından tutun, çocukların stresle başa çıkabilmesine kadar olan pozitif etkisi araştırmalara konu oluyor.</p>
<p>İyi de emzirmek niçin bu kadar faydalı ve sağlıklı?</p>
<p>Arizona State University doçentlerinden Melinda Johnson bu konunun sadece bir mekanizmayla sınırlanamayacağını belirtiyor.  Anne sütünün büyümekte olan çocuk için mükemmel bir besin kaynağı olduğunu, anne sütündeki <strong><span style="text-decoration: underline;">DHA</span></strong>’nın beyni ve sinir sistemi gelişmekte olan bir çocuk için çok  kritik olduğunu ekliyor.  Sanırım bu anne sütüyle büyütülen çocukların okulda başarılı olmasının sebeplerinden. Şimdi reklamlarda hepimiz izliyoruz, DHA’lı krem peynirleri, margarinleri, dondurmaları, sütleri….Meğer bu işin özü anne sütüymüş! Ne mutlu emzirilen çocuklara!</p>
<p> Amerikan Pediatri Akademisi’ne başkanlık eden Dr. Ruth Lawrence ise anne sütünde olan <strong><span style="text-decoration: underline;">taurine</span></strong> adlı bir amino asitten bahsediyor. Yeni doğmuş ve premature bebeklerin taurine’i üretemediklerini, ancak nörolojik gelişim için fevkalade önemli olan bu amino asitin  beynin büyümesi için çok kritik olduğunu belitiyor<em>. (Bu arada beyin yaşamın ilk senesinde iki katı büyürmüş! )</em></p>
<p>Lawrence, “Anne sütü alanında araştırmalar yapanların beyin gelişimine odaklanırken, biberon maması üretenlerin bebeklerin kaç kilo alacağına odaklandıkları”na dikkat çekiyor.  Benim gözlemlerim de anne sütü yerine biberon maması alan çocukların gereğinden fazla şişman oldukları yolunda. Eşim “Micheline bebekleri” diyor bunlara ki çok hemfikirim! Ne bebeklikte ne yaşlılıkta fazla kiloyu sevmiyorum. Ne benim bebekliğimde ne de kızımın bebekliğinde olmayan boğum boğum kol-bacaklara da hiçbir zaman özlem duymadım. Onun bu narin hali beni çok cezbediyor. O benim akıllı küçük DHA’lı farem! Anne sütüne dair her yazıyı okumamın sonunda &#8220;iyi ki emzirmişim&#8221; diyorum. &#8220;Ne farkı var canım&#8221; diyenlere de &#8220;siz bilirsiniz&#8221; diyorum&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/yine-anne-sutu%e2%80%a6/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Mutlu anne ütopyası</title>
		<link>http://www.fitanne.com/mutlu-anne-utopyasi/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/mutlu-anne-utopyasi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 05 Jan 2010 09:14:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne olarak yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=609</guid>
		<description><![CDATA[Mutlu olmak için tutumumuz değişmeliymiş! Talihsiz olayları, bilinmezlikleri daha sakin, daha az sıkıntıyla karşılayabilmekmiş mutluluğa uzanan yolun başı. Geçen hafta şirketimizde liderlere yönelik bir seminer vardı. Show yapan psikolog özetle bunları söyledi. İlginç olan şu aralar okuduğum “Flow “ adlı kitapta yazanlarla çok paralel bir söylemdi. Sanırım içi son derece dolu cümlelerle dolu olan bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Mutlu olmak için tutumumuz değişmeliymiş! Talihsiz olayları, bilinmezlikleri daha sakin, daha az sıkıntıyla karşılayabilmekmiş mutluluğa uzanan yolun başı. Geçen hafta şirketimizde liderlere yönelik bir seminer vardı. Show yapan psikolog özetle bunları söyledi. İlginç olan şu aralar okuduğum “Flow “ adlı kitapta yazanlarla çok paralel bir söylemdi. Sanırım içi son derece dolu cümlelerle dolu olan bu kitaptan alınma çok yer vardı 2 saatlik konuşmada.</p>
<p> Gelin görün ki okurken “İşte hayatın özü bu!” diye altını çizdiğim cümleler, kızım 31 Aralık akşamı 39 derece ateşle yanarken tamamen aklımdan çıkıyor. İki gün boyunca ateşini düşürememek, geceleri  başında nöbet tutup neredeyse hiç uyuyamamak, uyurken bile kucağımdan inmek istemeyen kızımı taşırken belimin kırılacağı hissi… Uykusuzluk ve korku ile bezenmiş bir yetememezlik duygusu…Ben bunları olgunlukla karşılayamıyorum. Yeni yıl akşamı için ne kadar mütevazi olsa da, güzel planlarım vardı. Ertesi gün içinse kendimi şımartacak bir iki saat&#8230;Ama hepsi Melis’in inlemeleri, hiç durmayan öksürük nöbetleriyle o kadar anlamsızlaştı ki! Bir anneyseniz her zaman en beklenmeyeni beklemek gerekiyor. Tabii bunu ne kadar becerebildiğim ortada! Aslında hayatımızda kontrolümüz dışındaki faktörlerin bizi mutsuz etmemesi gerekiyor. Çok mantıklı! Ama… O kadar çok şey var ki şu üç nokta yerine koyabileceğim.</p>
<p> Anlaşılan daha olgunlaşmam gerekiyor. Şimdilik sadece bu kitabı okuyup altını çizmekle yetinebilirim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/mutlu-anne-utopyasi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Anormal rakamlar</title>
		<link>http://www.fitanne.com/anormal-rakamlar/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/anormal-rakamlar/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 30 Dec 2009 21:40:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne olarak yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=600</guid>
		<description><![CDATA[Geçen haftasonu şirketimin genel müdürünün evinde verdiği yılbaşı partisine katıldım. Bir iş arkadaşımın eşiyle çocuklar ve çocuklar olunca hayatımızda olan değişiklikler hakkında konuştuk. Sonra düşünüp akla zarar istatistiklere girdik. İşte aklımıza gelenler ve sonradan aklıma gelenler:

Selen 2 çocuk annesi ve hayatının toplam 27 ayını emzirerek geçirdi.
Ben 7 ay boyunca her 3 saatte 1, toplamda 1,680 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-606" title="elephant-mother-and-baby" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/elephant-mother-and-baby1-298x300.jpg" alt="elephant-mother-and-baby" width="298" height="300" />Geçen haftasonu şirketimin genel müdürünün evinde verdiği yılbaşı partisine katıldım. Bir iş arkadaşımın eşiyle çocuklar ve çocuklar olunca hayatımızda olan değişiklikler hakkında konuştuk. Sonra düşünüp akla zarar istatistiklere girdik. İşte aklımıza gelenler ve sonradan aklıma gelenler:</p>
<ul>
<li>Selen 2 çocuk annesi ve hayatının toplam 27 ayını emzirerek geçirdi.</li>
<li>Ben 7 ay boyunca her 3 saatte 1, toplamda 1,680 kere süt sağma aletini kullandım. Bu da 840 saatimi buna harcadığım anlamına geliyor!</li>
<li>Kızım 2 yaşına geldi. Dolayısıyla tam 730 gündür hiç kesintisiz max.10 gün uyudum. Selen için buna 2 yıl daha ekleyin!</li>
<li>Yine 730 gündür her gün steril makinesi çalıştı. İlk 6 ay sadece biberondan süt içtiği için 360 defa, geri kalan 18 ayda 540 defa; yani toplamda min.900 kere çalıştı sevgili steril makinemiz! (Avent markasını tavsiye ederim.)</li>
<li>Şimdiye kadar Melis’in altı yaklaşık 3,100 kere açıldı. Bunun sanırım yarısı bana aittir.</li>
</ul>
<p>Ya yapmadıklarım ?</p>
<ul>
<li>8 ay boyunca hiç sinemaya gitmedim. İkinci gittiğimde ise ilkinden 7 ay sonraydı !</li>
<li>İstiklal Caddesine 18 ay boyunca hiç çıkmadım. (Eskiden ayda bir çıkarken !)</li>
<li>Hamilelik ve sonrası dahil olmak üzere 30 ay boyunca hiç bar/disco türü yere gitmedim.</li>
</ul>
<p> Katlanılan bunca şeyi düşünürken paralelde aklıma çocuk bakmanın maliyeti de geldi. Kimbilir ne kadar maliyete katlanıyoruz ve katlanacağız diye düşündüm. Hemen sadete geleceğim. Buyrun, aşağıdaki gibi : </p>
<table border="0" cellspacing="0" cellpadding="0" width="457">
<tbody>
<tr>
<td width="169" valign="bottom"> </td>
<td width="96" valign="bottom">
<p align="center"><strong><span style="text-decoration: underline;">Başlama yaşı</span></strong></p>
</td>
<td width="72" valign="bottom">
<p align="center"><strong><span style="text-decoration: underline;">Bitiş yaşı</span></strong></p>
</td>
<td width="120" valign="bottom">
<p align="center"><strong><span style="text-decoration: underline;">Yıllık maliyet</span></strong></p>
</td>
</tr>
<tr>
<td width="169" valign="bottom">Bakıcı</td>
<td width="96" valign="bottom">
<p align="right">0</p>
</td>
<td width="72" valign="bottom">
<p align="right">3</p>
</td>
<td width="120" valign="bottom">          54.000 TL   </td>
</tr>
<tr>
<td width="169" valign="bottom">Anaokulu/orta öğretim</td>
<td width="96" valign="bottom">
<p align="right">3</p>
</td>
<td width="72" valign="bottom">
<p align="right">18</p>
</td>
<td width="120" valign="bottom">         300.000 TL   </td>
</tr>
<tr>
<td width="169" valign="bottom">Sağlık</td>
<td width="96" valign="bottom">
<p align="right">0</p>
</td>
<td width="72" valign="bottom">
<p align="right">18</p>
</td>
<td width="120" valign="bottom">          27.000 TL   </td>
</tr>
<tr>
<td width="169" valign="bottom">Üniversite</td>
<td width="96" valign="bottom">
<p align="right">18</p>
</td>
<td width="72" valign="bottom">
<p align="right">22</p>
</td>
<td width="120" valign="bottom">          40.000 TL     </td>
</tr>
<tr>
<td width="169" valign="bottom">Yemek</td>
<td width="96" valign="bottom">
<p align="right">0</p>
</td>
<td width="72" valign="bottom">
<p align="right">18</p>
</td>
<td width="120" valign="bottom">          21.600 TL    </td>
</tr>
<tr>
<td width="169" valign="bottom">Yol</td>
<td width="96" valign="bottom">
<p align="right">3</p>
</td>
<td width="72" valign="bottom">
<p align="right">18</p>
</td>
<td width="120" valign="bottom">          30.000 TL    </td>
</tr>
<tr>
<td width="169" valign="bottom">Giyecek</td>
<td width="96" valign="bottom">
<p align="right">0</p>
</td>
<td width="72" valign="bottom">
<p align="right">18</p>
</td>
<td width="120" valign="bottom">          18.000 TL   </td>
</tr>
<tr>
<td width="169" valign="bottom">Diğer</td>
<td width="96" valign="bottom">
<p align="right">0</p>
</td>
<td width="72" valign="bottom">
<p align="right">18</p>
</td>
<td width="120" valign="bottom">            1.800 TL   </td>
</tr>
<tr>
<td width="169" valign="bottom"><strong>Toplam</strong></td>
<td width="96" valign="bottom"><strong> </strong></td>
<td width="72" valign="bottom"><strong> </strong></td>
<td width="120" valign="bottom"><strong>         492.400 TL    </strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p> Şimdi bu maliyetlere bakıp ikinci çocuğu yapanların &#8220;vay haline&#8221; diye düşünebilirsiniz. Ancak durun, hemen demotive olmayın! Okuduğum bir araştırmanın sonucuna göre, insanlar bir şekilde ayaklarını yorganına göre uzatmayı beceriyorlar. Benim tablomda yer alan anaokulu/ilkokul gideri yıllık ortalama 20,000 TL üzerinden. 2 çocuklu aile için bu 40,000 TL değil de 30,000 TL oluyor çoğunlukla. İki çocuklu aileler kişi başı masraflarını tek çocuk masrafı çarpı 2 şeklinde gerçekleştirmiyorlar. İdeallerindeki okul veya masraf yerlerinden ödün vererek ve daha ekonomik seçenekleri bularak aile bütçelerini dengeleyebiliyorlar.</p>
<p> Karşılığını asla alamayacağımızı bile bile maddi-manevi katlandığımız tüm fedakarlıklar inanılır gibi değil. Herşey sadece onların sağlıklı ve mutlu olduklarını bilmek, yüzlerinde bir gülümse görebilmek için. Bunca çabaya, zorluğa karşı durabilmemiz için onların ise tek bir teşvik mekanizmaları var : Sevimlilikleri !</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/anormal-rakamlar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik endişeleri</title>
		<link>http://www.fitanne.com/hamilelik-endiseleri/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/hamilelik-endiseleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 29 Dec 2009 16:39:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hamile Psikolojisi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=590</guid>
		<description><![CDATA[March of Dimes&#8217;ın yaptığı bir ankete göre doğum kusurları, erken doğum, emzirme ve sushi yemek hamile kadınların en büyük endişelerinden sadece birkaçı.
 1,200 anne adayına verilen anket sonuçlarına göre kadınların %70’i doğum sancısından, %55’i doğum için hastaneye zamanında yetişememekten, %60’ı emzirmeyi doğru yapamacağından, %59’u doğumdan sonra kilo verememekten korkuyor.
 Hamileliğim süresince tuttuğum günlüğüme şimdi baktığımda o zamanlar ne [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-592" title="WORRY" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/WORRY-200x300.jpg" alt="WORRY" width="200" height="300" />March of Dimes&#8217;ın yaptığı bir ankete göre doğum kusurları, erken doğum, emzirme ve sushi yemek hamile kadınların en büyük endişelerinden sadece birkaçı.</p>
<p> 1,200 anne adayına verilen anket sonuçlarına göre kadınların %70’i doğum sancısından, %55’i doğum için hastaneye zamanında yetişememekten, %60’ı emzirmeyi doğru yapamacağından, %59’u doğumdan sonra kilo verememekten korkuyor.</p>
<p> Hamileliğim süresince tuttuğum günlüğüme şimdi baktığımda o zamanlar ne kadar paranoyakça düşünceler taşıdığımı görüyorum. İlk 6 ay boyunca, “Nasılsa bu bebeği kaybedeceğim, eğer sağlıklı doğarsa mucize olacak” diye düşündüğümü daha dün gibi hatırlıyorum. Bu sebeple 7.aya girmeden bebeğime hiçbirşey almadım, aldırmadım. Kaç kere “Bebek hareket etmiyor, birşeyler ters gidiyor” diyerek kendimi jinekoloğum Melih Aygün’ün koltuğunda bulduğumu hatırlıyorum. Açıkçası en başlarda utanıyordum ama sonraları kendimle barıştım ve kendimi olduğum gibi yani “paranoyak” kabul edip huzur buldum. Eşim bu hallerime hiç ses çıkarmadı taa ki ben eve portatif bir ultrason makinesi alsak teklifini ortaya atana kadar….</p>
<p> Şimdi komik geliyor o hallerim. Geriye dönüp bakınca aslında ne kadar da sağlıklı bir hamilelik geçirdiğimi görüyorum. Ama sahip olunacak olan o kadar kıymetli ki, o 9 ayda insan hiç olmadığı kadar endişeli oluyor!</p>
<p> Doğum ise tam bir bilinmezlikti. İnsanlara “ölüm” gibi diyordum. Kötü olduğundan değil; herkes için farklı olan bir deneyim olduğu için, daha önce başıma hiç gelmediği için, tabii biraz da korktuğum için…Hamilelik yaşamımda en dindar olduğum dönemdi diyebilirim. O kadar dua ettim ki o dönemde ermediysem bir daha ermem!</p>
<p> Hamileliği benim gibi yaşayanların varlığını haber aldıkça artık bu hallerin normal olduğuna inanıyorum. Ne mutlu sükunetini koruyabilenlere; ben onlardan biri olamadım&#8230; Neyse ki, hamilelik korkularım beni hayatı yaşamaktan alıkoymadı. Kardeşimin düğününde yaklaşık 1 saat boyunca onunla birlikte masa masa dolaştım. Doğuma 1 ay kala annemle beraber CKM’de göbeğimde dans eden bir bebekle müzikal seyrettim. Cumartesi günleri, Bağdat caddesinde her köşe başında tuvalet ziyareti yaparak saatlerce dolaşmaya devam ettim. Doğuma 3 gün kalana kadar çalıştım. Dahası, hergün sporumu yapmaktan vazgeçmedim. Herhalde tüm bunları yapmak beni korkularımı daha da derinleştirmekten alıkoydu. Yoksa bendeki potansiyeli ne siz sorun ne ben söyleyim!</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/hamilelik-endiseleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ne kadar güvendeyiz?</title>
		<link>http://www.fitanne.com/ne-kadar-guvendeyiz/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/ne-kadar-guvendeyiz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 25 Dec 2009 10:16:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırmalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=584</guid>
		<description><![CDATA[Geçtiğimiz hafta internette benim yazdığım konularda kimler neler yazıyor diye bakındım. Çok içten yazılmış bloglar var. Lüzumsuz derecede bebişimde de bebişim diyen yapışkan bloglar var. Öte tarafta, anneyiz.biz, hamileyiz.biz, cicicee.com gibi web siteleri var. Birçok konu çoğu zaman birden fazla yerde, farklı yönlerden ele alınıyor. İnternete ulaşımı olan Türk anne adaylarının ve annelerin bilgi bulabilmek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-588" title="toys" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/toys-300x283.jpg" alt="toys" width="300" height="283" />Geçtiğimiz hafta internette benim yazdığım konularda kimler neler yazıyor diye bakındım. Çok içten yazılmış bloglar var. Lüzumsuz derecede bebişimde de bebişim diyen yapışkan bloglar var. Öte tarafta, anneyiz.biz, hamileyiz.biz, cicicee.com gibi web siteleri var. Birçok konu çoğu zaman birden fazla yerde, farklı yönlerden ele alınıyor. İnternete ulaşımı olan Türk anne adaylarının ve annelerin bilgi bulabilmek için artık sadece Amerikan websitelerine veya diğer annelerin deneyimlerini paylaşabilmek için Amerikan anne bloglarını okumak zorunda kalmıyorlar. Ne güzel ! Bu konuda yazılar, makaleler, araştırmalar arttıkça birçok konudaki farkındalığımız da artıyor. Annelik artık gelişigüzel sürdürebileceğimiz bir sıfat olmaktan çıkıyor. Bizim annelerimiz kulaktan duyma bilgilerle bizi büyütürken, biz artık çocuklarının gelişimiyle ilgili istatistikleri okuyan yorumlayan anneleriz.</p>
<p> Ancak bunca bilgi bombardımanına rağmen, önümüze sunulan bilgilerde hala önemli bir boşluk olduğunu görüyorum. Yurtdışındaki websitelerinde bebeklere ve çocuklara yönelik olan ürünlerden sağlıklı veya güvenli olmadığı için geri çağrılanlarına dair çok detaylı bilgiler veriliyor. Halbuki bu konuda bizde en ufak bir bilgiye rastlayamadım. Sebebi piyasadaki ürünlerin ülkemizde üretilmiyor olması deseniz, Amerika’da satılan ürünlerin yüzde kaçı Çin’de üretilmiyor diye sorarım.</p>
<p> Bizim neyimiz eksik de bizimle bu bilgiler paylaşılmıyor diye kızdım, kızgınlığımın kime olduğunu bilmeyerek&#8230;Niçin bizimle de paralel zamanda paylaşılmıyor piyasadan toplanan ürünlerin bilgisi ? Dahası, bu ürünler niçin bizim piyasadan da toplanmıyor ? </p>
<p> İşte size bazı örnekler :</p>
<ul>
<li>11 Aralık 2009-Little Miss Matched adlı şirket Amerika ve Kanada’da satılmış olan 7,288 adet kız çocuğu pijamasını geri çağırdı. Pijamaların alev alma standartlarının aşağısında olduğu tespit edilip çocuklar için risk taşıdığı tespit edildi.</li>
<li> 22 Aralık 2009-  Ikea 600 adet Leopar modeli yüksek çocuk sandalyelerini geri çağırdı. Sandalye üzerindeki kilitin çalışmadığı ve bu yüzden çocukların düşme tehlikesi geçirdiği haberi üzerine bu karar alındı.</li>
</ul>
<p>Diğer örnekler için aşağıdaki link’e gidebilirsiniz. Amerikan pazarıyla paralel bizim piyasada da satılan bir mal ise almamak için arada bir neler geri çağırılmış diye bu sayfayı okuyorum. Tavsiye ederim.(<a href="http://www.babycenter.com/100_product-recalls_10325888.bc?intcmp=Nav_Global_newsandblog_safetyrecalls">http://www.babycenter.com/100_product-recalls_10325888.bc?intcmp=Nav_Global_newsandblog_safetyrecalls</a>)</p>
<p> Almanya’da çocuk oyuncakları üzerine yaplan araştırmalar ise büyük markalar haricindeki oyuncakların son derece toksik olduğunu ortaya koyuyor. Bu oyuncakların ihtiva ettiği toksik maddeler araba lastiklerinde bulunan orandan bile daha fazla. Bu konuda Almanların traji-komik bir yorumu var: Çocuklarımıza oynamak için oyuncak yerine araba tekerleği verelim, daha sağlıklı olur!</p>
<p> Bu güne kadar öğrendim ki halk istemezse, düzenlemeler yapılmıyor. Hani derler ya, herşeyi devletten bekleme diye. Katılıyorum ! Daha düne kadar internette nerede doğumgünü partileri yapılır, 23 Nisan’da nerede ne aktivitelere gidilir bilgilerini bulabilmemiz sadece hayaldi ! Bebek, çocuk ve anne konusunda yazıp çizip ekmeğini bu işten çıkaran web sitelerinin ve dergilerin sorumluğunu bilip bu konuda bir girişim başlatmaları gerektiğine inanıyorum. Açıkçası bu konuyla ilgili de kontak kurabildiğim her yere yazmayı düşünüyorum.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/ne-kadar-guvendeyiz/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilelik egzseriz yapmamak için bahane değil!</title>
		<link>http://www.fitanne.com/hamilelik-egzseriz-yapmamak-icin-bahane-degil/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/hamilelik-egzseriz-yapmamak-icin-bahane-degil/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2009 15:47:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Fitness]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=580</guid>
		<description><![CDATA[Anne adaylarının kendileri için yapacakları en iyi şeylerden birinin yorulmadan yapacakları egzersizler olduğunu düşünüyorum. Ben hamileyken yürümenin, süt verirken de yüzmenin çok faydasını gördüm. Her sabah yarım saatlik yürüyüşlerim sayesinde en çok korktuğum hamilelik sıkıntılarından biri olan ayak, el, bacak şişmesini hiç yaşamadım. Gerçi daha önce hamilelik geçirmiş olan arkadaşarımın ikazına uyup hamileliğimin başında kendime [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Anne adaylarının kendileri için yapacakları en iyi şeylerden birinin yorulmadan yapacakları egzersizler olduğunu düşünüyorum. Ben hamileyken yürümenin, süt verirken de yüzmenin çok faydasını gördüm. Her sabah yarım saatlik yürüyüşlerim sayesinde en çok korktuğum hamilelik sıkıntılarından biri olan ayak, el, bacak şişmesini hiç yaşamadım. Gerçi daha önce hamilelik geçirmiş olan arkadaşarımın ikazına uyup hamileliğimin başında kendime 1 numara büyük botlar almıştım ama hamileliğimin son gününe kadar ayaklarım bu botların içerisine yüzmeye devam etti.</p>
<p> Bu el-ayak şişmesi nasıl kafamda yer ettiyse, bundan 7 sene once Amerika’da Master yaptığım okulun yüzüğünü alırken bile kendime 1 boy büyük olanını almıştım. Çok ileri görüşlüyüm ya; bu yüzüğü hayat boyu takacağımdan hamile olacağımı hesaba katıp ellerimin şişeceğini ve bir daha eski şekline geri dönmeyeceğine inanıp böyle bir tercih yapmıştım! Yüzük hamilelikte de büyüktü, hala büyük&#8230;</p>
<p> <strong>Hamilelikte spor yapmamak için ne gibi mazeretiniz olabilir?</strong></p>
<p> Bir sürü!!</p>
<p> Mide bulantısı, yorgunluk, bel ağrısı, çıkan her reklama ağlama hali….</p>
<p> Mide bulantısına birşey diyemem. Ama yorgunluk için enerjinizin en yüksek olduğu vakti seçmenizi tavsiye ediyorum. Benim için sabahın 7’siydi bu saat. Ama başkasının afyonu saat 10’da patlıyorsa, o zaman saat 10!</p>
<p> Bel ağrısına gelince…Ben onu da yaşamadım ve bunu da 3. aydan sonra hergün yürümeye bağlıyorum. Yüzmenin de çok iyi geldiği belirtiliyor. Ancak benim jinekoloğumun verdiği tavsiye, hamileliğim süresinde havuza girmemek olduğundan sadece 2 hafta tatildeyken denizde yüzebildim. O dönemde Bodrum’da yaşayan hamilelerin hayatı ne güzel diye düşündüğüm olmuştu.(Gerçi, Bodrum’da yaşayanların hayatının güzelliği sadece hamilelik dönemiyle kısıtlı değil, o başka!)</p>
<p> Hamileliğin ilk 3 ayındaki egzersizler için çelişen haberler var. Doğrusu ben ilk çeyrekte yerde miyim gökte miyim bilemediğimden yaptığım tek egzersiz sürünmekti. O sebeple bu “tehlikeli” dönemi tehlikesiz olarak geçirdim. Ama araştırmalar, yapılan egzersizin yoğun olmadığı sürece düşük tehlikesinin olmadığı veya ilk 18 haftada egzersiz yapılmaması gerektiği şeklinde ikiye ayrılıyor.</p>
<p> Los Angeles’taki University of California Epidemoloji Bölüm başkanı Jorn Olsen’e göre hamilelikte spor yapılmasını tavsiye etmek için daha yeterince araştırma yok. Dolayısıyla tatmin edici araştırmalar yapılana kadar, daha once düşük yapmış kadınların hamilelik döneminde ağır egzersizlerden kaçınmaları gerektiğini belirtiyor.</p>
<p>Danimarkalı kadınlar üzerinde yapılan bir araştırma, anne adaylarının hamileliğin ilk aylarında  güç ve enerji isteyen jogging, tennis, squash gibi sporları yaptıklarında ve haftada 7 saatten fazla egzersiz yaptıklarında, düşük risklerin arttığını gösteriyor. 92,000 kadın üzerinde yapılan bu araştırma, yüzen anne adaylarının hamileliğin hiçbir döneminde neredeyse hiç risk olmadığını belirtiyor.</p>
<p>Sağlıklı bir hamilelik geçiriyor ve bu döneminizde sağlıklı spor yapabilmek için motive olmaya ihtiyacınız mı var? Buyrun aşağıdaki link’teki makaleyi okuyun!</p>
<p> <a href="http://www.fitpregnancy.com/yourpregnancy/prenatal_workout/no-excuses-exercise-tips-40724332.html">http://www.fitpregnancy.com/yourpregnancy/prenatal_workout/no-excuses-exercise-tips-40724332.html</a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/hamilelik-egzseriz-yapmamak-icin-bahane-degil/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dubi Dubi&#8230;</title>
		<link>http://www.fitanne.com/dubi-dubi/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/dubi-dubi/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Dec 2009 21:59:25 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne olarak yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=570</guid>
		<description><![CDATA[ Devenin ismi: Dubi
Doğduğu yer: Dubai
 Kızımın ilk kez bir anne edasıyla yaklaştığı oyuncağını bu bayram gittiğim Dubai’den aldım. İflas eden Dubai ile paralel zamanda iflas etmeye yeltendiğim günlerden biriydi. Tüm gün yaptığım alışverişi kızıma Dubai’nin en şirin devesini alarak noktaladım.
 İstanbul’a dönüp Dubi ile Melis’i tanıştırdığımda bir ilke de imza atmış oldum. Melis’in içindeki anaçlık duyugularını ortaya [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-medium wp-image-577" title="Image00001" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/Image0000112-225x300.jpg" alt="Image00001" width="225" height="300" /> Devenin ismi: Dubi</p>
<p>Doğduğu yer: Dubai</p>
<p> Kızımın ilk kez bir anne edasıyla yaklaştığı oyuncağını bu bayram gittiğim Dubai’den aldım. İflas eden Dubai ile paralel zamanda iflas etmeye yeltendiğim günlerden biriydi. Tüm gün yaptığım alışverişi kızıma Dubai’nin en şirin devesini alarak noktaladım.</p>
<p> İstanbul’a dönüp Dubi ile Melis’i tanıştırdığımda bir ilke de imza atmış oldum. Melis’in içindeki anaçlık duyugularını ortaya çıkaran minik deve ile kızımdan canlı olarak kendi anneliğime ayna tutmuş oldum!</p>
<p> Öpüşmekten hiç hoşlanmayan kızım, önce Dubi’ye  bir güzel sarılıp onu öptü. Sonra, “Dubicim bak” diye başlayarak ona tüm evi gezdirdi. Yetmedi, siteyi tanıttı. Kum havuzunu, fıskiyeyi, kargaları gösterdi. Sonra da kitap okumaya başladı Dubi’ye. Tabii ben genelde Dubi’nin arka fondan gelen sesi olarak sorular sordum Melis’e. Kitabı ikinci kez okumaya geçtiğinde, daha önce gösterdiği helikopteri “Bu ne?” diye tekrardan sordum. Melis cevap verdi: “Dubicim, biliyorsun” …Bu kadar! Dubi’nin suratına bakıp cevap bekledi. Böylece birinci sinyal geldi; demek ki ben böyle yapıyorum Melis’e. Daha önce ne olduğunu söylediğim bir şeyi yine sorunca, ukalalık yapıp hatırlamasını bekliyorum…</p>
<p> Derken Dubi’nin yemek saati geldi. “Dubicim hadi, ye!” diye üsteleyip durdu. İkinci sinyal!</p>
<p>Neyse ki Dubi’nin uyku saati geldiğinde pek bir şefkat doluydu. “Üşüme Dubicim” diye koşa koşa içerden mendilini getirip üstüne örttü.</p>
<p> Aslında gözlemlerimin sonucundan gayet memnunum dersem az bile olur. Son derece ilgili, sürekli etrafındakileri ona anlatan, çocuğu ile sevgi dolu konuşan bir anne modeli çizdi sevgili kızım. Çok şükür ki arada bir rengimin bordoya döndüğü zamanlardan eser görmedim! Ya böyle zamanlarda kendimi hatırladığımdan daha iyi kontrol ediyorum ya da bu anların oranı genelin içerisinde kaybolup gidiyor. Ama sinyal olarak aldıklarımı tekrar bir gözden geçirmem gerek.  </p>
<p>Şimdilerde Melis’in Dubi’ye olan ilgisi azaldı. Yani 1 ay sonra, portakal orda kal!</p>
<p>İşte bu noktada seninle ayrılıyoruz tatlım! Benimki 1 aylık veya 1 yıllık değil; 1 ömürlük sevgi, bağlılık. Dilerim sen de bunu isteyerek tadarsın günü gelince…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/dubi-dubi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Alman erkekleri pijamayla uyuyor!</title>
		<link>http://www.fitanne.com/alman-erkekleri-pijamayla-uyuyor/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/alman-erkekleri-pijamayla-uyuyor/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2009 06:14:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne olarak yaşamak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=565</guid>
		<description><![CDATA[Bravo! Bütün konular bitti de bu mu kaldı? Ama bir dakika..Dünkü araştırmamın bu kadar kısa sürede bir sonuç vermiş olması bence büyük olay!
Gece uyurken ne giyileceği veya giyilmeyeceğinin (!) kültürel bir seçim olduğunu öğrenmem neye yarar bilmiyorum ama en azından beni gülümsetiyor. Önce bir itiraf: Alman eşimle tanışmadan önce dünyada en çok hayranlık beslediğim millet [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-567" title="pink" src="http://www.fitanne.com/wp-content/uploads/pink.jpg" alt="pink" width="86" height="110" />Bravo! Bütün konular bitti de bu mu kaldı? Ama bir dakika..Dünkü araştırmamın bu kadar kısa sürede bir sonuç vermiş olması bence büyük olay!</p>
<p>Gece uyurken ne giyileceği veya giyilmeyeceğinin (!) kültürel bir seçim olduğunu öğrenmem neye yarar bilmiyorum ama en azından beni gülümsetiyor. Önce bir itiraf: Alman eşimle tanışmadan önce dünyada en çok hayranlık beslediğim millet Alman milleti idi. Kaymak gibi yollarından dolayı mı yoksa Audi, BMW, Mercedes’i biz dünyalılara armağan etmelerinden dolayı mı bilmiyorum. Hitler yüzünden olmadığı kesin!</p>
<p>Daha önce hayranlık duyduğum bu milletin orasını burasını kurcalayınca,onlara dair pek de üstün olmayan şeyler buluyorum ya, işte bundan içten içe büyük keyif alıyorum.</p>
<p>Eşi Alman olan 4 tane Türk bayan…Hepsinin kocası da gece pijamayla uyuyor. Pijamalı bir erkek ne kadar çekici olabilir? Benim gözümün önünde nedense pijama giymiş bir Pembe Panter beliriyor ister istemez. Şöyle bir soruşturunca ortaya çıktı ki hepsinde ortak olan bir başka özellikle de pijamanın içine ne giymedikleri!! Bu nasıl bir kültürel durum? Alman anneleri akşam yatmadan önce çocuklarını önce soyup sonra da üzerlerine kahverengi üzerine sarı çizgili pijamalar mı giydiriyorlar?</p>
<p>Ben evlenince ilk yaptığım eşimin dolaplarını düzeltmek oldu. Nuh nebi’den kalmış tüm pijamalarını attım. Tam evi pijamadan arınmış zannederken, annem eşime pijama aldı; üstelik de boyu kısa! Zaman içerisinde o pijamayı da kenara koydum. Ancak eşimin pijamalarıyla savaşmak ne mümkün! En son kayınvalidem bize geldiğinde bavulundan birbirinden şahane iki pijama çıkardı sevgili oğlu için.</p>
<p>Şimdi düşünüyorum da eğer gece yatağa nasıl bir kreasyonla girdiğin babadan oğla geçiyorsa, muhtemelen anneden de kıza geçiyordur. O zaman iyi ediyor Melis benim ona çorap giydirmeme karşı çıkıp giymeyince! İleride benim gibi gece çorapları olmayacak demektir gökkuşağının her renginden…Ayrıca, kibar eşimin herhalde kırmamak için bana söylemediği ama annemin bana sürekli olarak alıyor olduğu geyikli, kedili gecelikler belki de bende onun pijamalarının yaptığı alerjiyi yapıyordur, kimbilir…</p>
<p>Yalnız ben hala birşeyi anlayamıyorum. Niye milleti ne olursa olsun anneler kızlarına ve oğullarına evlendikten sonra da pijama ve gecelik almaya devam ediyor? Freud bile bir açıklama yapamayabilir bu duruma…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/alman-erkekleri-pijamayla-uyuyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Folik asit savaşları</title>
		<link>http://www.fitanne.com/folik-asit-savaslari/</link>
		<comments>http://www.fitanne.com/folik-asit-savaslari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 09 Dec 2009 15:28:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Seniz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Araştırmalar]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.fitanne.com/?p=562</guid>
		<description><![CDATA[Tıp dünyası bu aralar folik asite karşı saldırıya geçmiş okuduğum son haberlere göre! 2 tane ayrı sağlık haberi okudum, ikisi de farklı ülkelerde yapılmış çalışmalara dayanmakta. Gerçi kanıtlamış birşey yok ama yine de bunları okumak beni çok şaşırttı!
İlk haber Norveç’li doktorlardan… Bergen’deki Haukeland University Hastanesi-Kalp hastalıkları departmanından Dr. Marta Ebbing’e göre folik asit takviyesi sanıldığı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Tıp dünyası bu aralar folik asite karşı saldırıya geçmiş okuduğum son haberlere göre! 2 tane ayrı sağlık haberi okudum, ikisi de farklı ülkelerde yapılmış çalışmalara dayanmakta. Gerçi kanıtlamış birşey yok ama yine de bunları okumak beni çok şaşırttı!</p>
<p>İlk haber Norveç’li doktorlardan… Bergen’deki Haukeland University Hastanesi-Kalp hastalıkları departmanından Dr. Marta Ebbing’e göre folik asit takviyesi sanıldığı kadar güvenli değil; dahası kanser riskini arttırıyor!</p>
<p>Bu makaleyi okuyunca bir durdum tabii! Hamileliğimin ilk üç ayında midem yanarken, midem bulanırken zorla boğazımdan ittirdiğim folik asit tabletleri geldi aklıma. Üç ay sonra folik asit tabletlleri bitti, demir haplarında da folik asit takviyeli olanlarını tercih edip içtim jinekoloğumun tavsiyesi olmadığı halde.</p>
<p>Araştırma detaylı&#8230; Folik asitin takviye olarak hiçbir besinde yer almadığı Norveç ile herşey gibi folik asit takviyesinin de suyunu çıkarıp una, yumurtaya bile folik asit ekleyen Amerika’daki denekler karşılatırılmış. Sonuç: Folik asit alan deneklerin kansere yakalanma riski %21 daha yüksek!</p>
<p>Bu haber yetmedi,bir de Avusturalya’lı araştırmacılar hamileliğin son dönemlerinde alınan folik asitin çocuğun astım olması riskini arttırdığını iddia ediyorlar. İçeriğinde folik asit olan yeşil yapraklı sebze, belirli meyve ve yemişte olan doğal haldeki folik asitin ise bir zararını saptayamamışlar. Ayrıca hamileliğin ilk aylarında alınan folik asite karşı bu şekilde bir saptama yok. Yani hamileliğin ilk üç ayında günde 400 mikrogram alınması tavsiye edilen folik asit tabletlerine devam edilmesi gerek bu yazıya göre. Neyse ki onu doğru yapmışım…</p>
<p>Sanırım folik asitin yan tesirlerini tam olarak anlamamız için daha bayağı bir yıl geçmesi ve etkilerin gözlenmesi gerekiyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.fitanne.com/folik-asit-savaslari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
