Hangimiz gerçek anneyiz?
Anneanneler ve babaanneler…Kimi bizzat torununa baktığından, kimi gençken çalıştığından torunlarını küçükken doyamadığı çocuğunun yerine koyduğundan, kimi ise kendi annesinden/kayınvalidesinden öyle gördüğünden, annelerin hayatını olduğundan daha da karmaşık hale getiriyorlar. Uzun uzun anneanne veya babaanne yazmayacağım, kısaca onlara “orkide” diyeceğim…
Hayatımın 2 yılını geçirdiğim San Diego’ya vardığım 25 Ocak 2001 haftası okyanusla ilk tanışmamı hatırlıyorum. ( Kadere bakın ki bu tarihten tam 7 sene sonra Melis doğacak ve 25 Ocak ikinci kez hayatımda yeni bir sayfa açacaktı.) San Diego’da hava her daim güzeldir ama o gün üzerimde t-shirt, sweatshirt ve polarla olacak kadar güzeldi benim için…Bir de baktım sadece body ile dolaşan yeni yürümeye başladığı belli olan bir bebek kumsalda dolaşıyor, dolaştığı yetmiyor bir de okyanusun buz gibi sularında koşturuyor! O zaman dedim ki kendi kendime “Kendimi artık değiştiremem ama birgün anne olursam, ben de bebeğimi böyle yetiştireceğim”. Gelin görün ki annem egemenliğindeki evimizde durum böyle olamıyor. Kızımı işten eve geldiğimde soğan gibi kat kat kıyafetlere bürünmüş halde buluyorum. Annemin bizdeyken Melis’i hiç istemediğim kadar giydirmesi yetmiyormuş gibi bir de telefonda bana akşam yatırırken üzerine tulum giydirmem konusundaki kanun hükmünde kararnamesini bildiriyor. Nasıl yapıyor bilmiyorum, ertesi gün kıza tulum giydirmemiş olduğumu ortaya çıkarmış oluyor, bu da annemin yıllardır benle olmaktan gelen deneyimi diyebiliriz…
Yemek konusu ise tam bir mesele…Bunu özellikle de tüm çalışan annelerden duyuyorum. Orkidelere ipin ucunu kaptırmış durumdayız! Onların kendilerine has bir tarzı var ve bu tarz genellikle TV karşısında veya türlü eğlenceler esnasında yemek yedirmeye çıkıyor. Sonuçta çocuklar yemek yemek için değil, yemek esnasında yapılan aktivitenin devamı uğruna ağızlarını açıyorlar.
Melis’in artık TV karşısında Şükran Hindisi gibi doldurulmasini istemiyorum. Üstelik kendi kendine ve isteyerek yemesini istiyorum. Bunun anlamı, kızım yeni yemek yeme sistemine alışana kadar kilo alamayacak hatta kilo verecek demek olsa bile… Ben bu bedeli ödemeye artık razıyım çünkü benim gibi bir ömür boyu yemek yemekten sıkılmasını, tabağında illa yemek bırakmayı adet haline getirmesini istemiyorum.
Bazen kendimi ister istemez Melis’in annesi değil de ablası gibi hissediyorum. Annem etraftayken bir de bakıyorum Melis’e adıyla değil, kızkardeşimin adıyla hitap etmeye başlamışım. Kim söyleyebilir bunun rastlantı olduğunu?
Geçen gün Amerikalı bir arkadaşımla bu konuyu konuşuyorduk. Amerika’da da durumun aynı olduğunu söyledi. 65 yaşındaki annesinin hala 90 yaşındaki anneannesinden kritik aldığını anlatınca güldüm ve bunun ne olursam olayım değişmeyeceğine akıl erdirdim. Sorun benim finansçı, annemin doktor; benim normal bir insan, onun normal üzeri zekada bir insan; benim kızımın 2,75kg doğmuş, onun kızlarının 3kg ve üzeri doğmuş olmasından kaynaklanmıyor. Sorun evrensel. Sorun anne ve kız ilişkisi sürdüğü sürece baki. Peki sebepler?
Hayvani içgüdülerimiz bazı şeylerin temel sebebi. Bir anne bebeği doğduğu andan itibaren onu kaybetme korkusunu içten içe yaşar. Taa ki torunu doğana kadar… Bir araştırmaya göre ki bu araştırma nasıl yapılmış bilmek istemiyorum, bir annenin çocuğunun ölümünde yıkılma derecesi torunu olup olmamasına göre değişiyor. Konu aslında annenin kendi öldükten sonra, bu hayatta bırakacağı genetik mirasıyla hala yaşamaya devam edeceğine inanmasından dolayı torununun kendini yaşatacağına dair rahatlamasından ibaret. Bunun orkidelerin torunlarını korumaya almasında büyük rolu olduğunu düşünmeye başladım.
Diğer sebep ise bir önceki nesilden öğrenilenler. Bizim orkidelerimizin bize baktığı dönemlerde, annelerimiz kayıtsız şartsız teslim olmuşlar onlara. Şimdi de normalin bu olduğuna inanıyorlar. Onların yaşamışlışlıklarına güvenmemiz ve sorgulamamamız gerek. Ama göremedikleri bir şey var, o da artık bilgi ve deneyimlerin paylaşımının evrensel olarak ne kadar kolay hale geldiği.. Ben bugün, Türkçe ve İngilizce birçok annenin kendi deneyimini okuyabiliyor; çocuk konusunda birçok ünlü ve başarılı doktorun, pedagogun yazılarını takip edebiliyorum. Artık sadece orkidelerin deneyimleri yok kayıtsız şartsız doğru olarak kabul edeceğimiz. Bence bilginin paylaşımının bu kadar kolaylaşmasını anlamakta güçlük çekiyorlar ve bazen doğru noktalara dokunduğumuzu görmeyi istemiyorlar.
Şimdilik burada nokta koyuyorum ama bu konuya geri döneceğim. O yüzden en iyisi üç nokta koyayım…

