Gerçekten beni duyuyor musun?
Leyla Navaro’nun bu kitabını bir yaşam koçu tavsiye etti. Çok sade bir dille yazılmış olan bu kitap gerçekten nokta atışları yapıp her ebeveynin karşılaşacağı belli başlı sorunlara gayet mantıklı çözümler öneriyor.
Kitabın en dikkat çekici bölümlerinden biri, çocukların laf olsun diye kabul edilmez davranışlarda bulunmadıklarını anlatan “Kabul Edilmez Davranışlara Engel Olmak”. Eğer ebeveynler tembelliğe kaçmayıp çocuğu gerçekten dinleyebilseler, bunun arkasında giderilmemiş bir ihtiyaç olduklarını görebilir ve buna uygun aksiyon alıp hem çocuklarının hem de kendilerinin hırpalanmasını önleyebilirler. Sorun olan davranıştan sonra, çocukla bunun nasıl konuşulacağı da kritik bir mesele. “Neden bunu yaptın”, “Ne hakla bunu yaptın” yerine, çocuğa yaptığının size ne hissettirdiğini söyleyerek yola çıkmak çocuğun algısında çok fark yaratıyor. Doğrusu, bunu eşimizle, arkadaşımızla olan iletişimimizde bile kullanabilmek gerek.
Diğer beğendiğim bölüm “İyi Anne/Babalık, aşırı koruyuculuk mudur?” başlığının altındaki anneliğin iyi yedirmek midir şekliden sorgulandığı sayfalar. Buradaki sonuç Türk annelerinin ve anneanne/babaannelerinin hiç duymak istemeyeceği gibi: Hastalık kaygısı olmadığı sürece, çocuğa yemek yedirme probleminin aslında annenin yarattığı bir problem olduğu gerçeği!
“Mükemmel” göreceli bir kavram; dolayısıyla mükemmel çocuk yetiştirmeye çalışmak nafile bir uğraş. Ama “mutlu” bir çocuk yetiştirdiğimizi çocuğun gözünün içindeki pırıltıda bile görebiliriz. İşte biz anne-babaların asıl uğraş vermesi gereken kendimizi mutlu edip, mutlu yuvamızda çocuklarımızın da bu mutlu atmosferden nasiplenebilmelerini sağlamak. Bir çeşit kazan-kazan durumu…


aşırı korumacılığın her türlü ilişki de zararlı olduğunu düşünüyorum ve bu kitabı okumak istiyorum