Hot Mama!

Seniz, 23/11/2009 11:05 pm

Bir arkadaşımın ablası Cuma akşamı bana tavsiye verdi. Çocuğu yatakta aramızdan biran önce çıkarmam gerekiyor onun deneyimlerine göre! Zor olacak. Melis adına konuşamam ama benim için zor olacak. Kaç tane çocuklu arkadaşımla konuşuyorsam hepsinin tercihi aynı aslında. Çocuklarına sarılıp uyumayı tercih ediyorlar sevgili eşlerine sarılıp uyumaktansa. Hatta bildiğim kadarıyla kocalarını salona atanlar da var.

 Ne değişiyor içimizde anne olunca? Eşlerimiz gözlerimizin içine bakarken nasıl bir kadın görüyor artık? Peki onların nasıl bir kadın görüyor olduğunu umursayanımız var mı? Hamilelikten once evde eşofman bile giymezdim. Şimdi saat 10’da mavi kedili eşofmanımın altına mavi çoraplarımı çekip  TV seyretmekten hiç çekinmiyorum. Annemin aldığı geyikli gecelik ile  üzerinde penguenler olan pazen pijamam ise eşimin en fantastik bulduğu   yatak kıyafetlerim arasında! Beni “Hot Mama” olarak anan sevgili arkadaşıma buradan selamlar; gördüğün gibi sıfatıma layık olmaya çalışıyorum ;)

 Filmlerde oluyor galiba aşık anne-baba portresi…Ya da rol modeli olarak aldığımız anne-babalarımız, o filmlerdeki anne-babalardan değil. Bir taraftan çocuğu olmayan karı-kocayı aile olarak kabul edemezken, diğer taraftan aile olduktan sonra nasıl karı-koca olarak kalınabilineceğini henüz çözemiyorum. Neyse…Asıl ilginç olan tüm bunların bu aralar okuyor olduğum kitabı hatırlatması!

 Richard Dawkins, “The Selfish Gene” adlı kitabının bir bölümünde, hayvanlarda cinsiyetler arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Doğada erkek cinsi genellikle kendini dişiye beğendirmek için canlı renklerde ve süslü olarak bulunuyor. Sebebi çok basit: Dişinin yumurtası sayılı, erkeğin spermi ise çok! Sonuç; dişi kıymete biniyor ve kendini beğendirmeye çalışan cinsiyet erkek, seçim yapan ise dişi oluyor. İnsanlara gelince durum değişiyor. Yumurta ve sperm sayısına bakıldığında durum paralelliğini korurken, bu sefer kendini beğendirmeye çalışan taraf kadın olarak ortaya çıkıyor. Erkeğin talep edilen ve seks yapacağı kişiyi belirleyen taraf olmasının sebebi ise biyolojik verilerle açıklanamıyor. Kitapta o bölüm soru işaretleriyle bitiyor…

 Bana sorarsanız, erkekler hayvan hemcinslerinden çok daha zeki… Dişilere parlak ve çekici görünmeye çalışırken kendilerini yırtıcı bir hayvanın midesinde bulan erkeklerden farklı onlar. İnsanoğlu da tıpkı hayvanlar gibi sahip olduğu genetik mirasını mümkün olduğunca çok sayıda yavruya geçirme içgüdüsünü taşısa bile, daha planlı ve programlı hareket ediyor onlara nazaran. Kısacası, aklını kullanıyor. Bir kere, en büyük tehditi ortadan kaldırıyor. Adına ister cadı avı deyin, ister din deyin… Türlü türlü yollarla yüzyıllar önce kadınların elindeki çiftleşeceği erkeği seçme gücünü alıyor. Sonra da kurduğu ataerkil imparatorlukta ister monogami tercihi ile, ister haremi ile bugüne kadar geliyor. Ancak önüne geçemediği ve gerekli savunma mekanizmasını geliştiremediği bir kavram ortaya çıkıyor insan hakları ve feminizm rüzgarlarıyla: Çalışan kadın!

 Eski düzen çalışan kadınla yürümüyor. Günümüz erkeklerinin henüz kavrayamadıkları, çalışan bir annenin istedikleri gibi bir eş olabilmesi için onların da ortaya daha fazla çaba koyması gerektiği…Hem bütün gün işte para kazanmaya çalışıp hem de evdeki çocuğunun ihtiyaçlarını karşılamayı işten arda kalan kısacık zaman dilimine sıkıştırmaya çalışan annenin kocasıyla yalnız kaldığında  mükemmel sevgiliyi oynaması nasıl bir fantezinin ürünü? Üzerine bir de form tutmak için yapılan spor saatlerini, güzel görünebilmek için yapılan kuaför yatırımlarını ekleyelim. Bir kadının kocasıyla ilgilenmek için zaman ayırmaya çalışması bu şartlar içerisinde bana insanüstü bir çaba gibi geliyor.

 Açık olmak gerekirse, ben erkek olsam ya evlendikten sonra çocuk yapmaya kalkmazdım ya da çalışmaya hiç niyeti olmayıp çocuk bakma sevdalısı bir kadınla evlenirdim. Gerçi öyle bir kadınla evlenirken aynı zamanda ona aşık olabilir miydim? Orası şu anki kafamla biraz zor geliyor. Ama zaten erkek olsaydım, çocuğumun annesi olan kadının yanında bir de aşık olduğum bir sevgili bulur, evliliğimde eksik kalan parçayı tamamlardım. Ne de olsa denge, çalışan kadınlarla biraz bozulmuş olsa da seçim şansı hala erkeği elinde…

Yorum yazın

Switch to our mobile site