escort escort istanbul escort bayan istanbul

maurers maurers

maurers vpills magna rx biber hapi fx15 maurers lw6090 panax cin topu cialis lida lipitabs pepper time likit fiber kamagra maurers forte masaj masaj salonu masaj salonlari

Konuşan sincap

, 25/05/2010 3:42 pm

Bebeklikten çocukluğa her geçen gün bir başka sürprizleri oluyor ufaklıkların. Herşey daha zorlaşacak diyenleri onaylıyorum. Ama ben zoru sevdiğimden midir bilmem, her geçen günün daha da eğlenceli olduğuna inanıyorum. Özellikle de konuşmaya başladıktan sonra, işin keyfi bir başka oluyor. Benim hatırlayabildiğim sadece birkaç eğlenceli andan örnek vermek istersem:

  • Yanlışlıkla parmağını gözüne soktuktan sonra gözleri sulanır. Hiç üzgün olmamasına rağmen gözyaşının akmasına şaşıran Melis sorar :

       “Anne, ben neden ağlıyorum ?”

  • Tencereyi kıran annesinin karşısına geçer : “Ben kırmıyorum, abla (bakıcısı) kırmıyor. Peki sen niye kırıyorsun ? ” diye hesap sorar.

         Annesi cevap verir :

        “Ne yapayım yani, kırdım diye oturup ağlıyım mı ?”

         Melis annesine müşvik bir şekilde devam eder :

         “Önemli değil anne, üzülme sen ! ”

  • Bahçede yerde otururan annesinin yanına gelir, elini omuzuna koyar ve der ki :

        “Bana bak ! Ben şimdi evden kovayı, küreği alıcam. Beni anladın mı ?”

  • Annesi arabayla bir tümseğin üzerinden geçince  der ki: “Pluf diye geçtik. Şimdi bize bir pompa lazım artık ! ”
  • Anneannesine kafa tutar :

      “Anane, sen Almanca bilmiyorsun, sen sadece Türkçe biliyorsun”.

      Aneanne küçük torununun altında kalır mı:

     “Ama ben de İngilizce biliyorum” der.

      Melis sorar:

     “Bil o zaman, top de”

      Anneanne tüm İngilizce yeteneğini konuşturur:

      “Ball” diye cevaplar.

       Melis düşünür:

       “Evet olabilir anane, almanca ball; o zaman İngilizce de ball olabilir!”

  • Annesinin ve anneannesinin elini tuttuktan sonra der ki: “Sonunda başardık!”
  • Sabah annesi işe giderken :

        “Anne, işe gitme bugün ne olur. ”

        “Gitmek zorundayım canım. ”

       “Anne işe gitmek zorunda değilsin. Ama gidersen o zaman ben de gelicem”.

  • “Anne, Mickey Mouse seyretmek istiyorum.”

         “Hayır, bugün seyrettin, ikinci defa olmaz.”

          Melis eline kumandayı alır, sesini yumuşatıp gülümseyerek sanki bambaşka bir teklifle geliyor mu gibi şansını tekrar dener:

        “Anne, eğer istersen bu yeşil düğmeye basıp Mickey Mouse’u açabilirsin. Sonra da seyrederiz beraber.”

  • Melis 2,5 yaşında biyolojiye ilgi sarar:

         “Anne, ben yumurtadan mı çıktım, senin karnından mı?”

  • “Anne, balonlar en çok neyi sever?”

         “Bilmem, seni mi severler?”

         “Hayııır, havayı!”

  • “Anne, balık yemek istiyorum”

         “Parmak balık (İglo-fish fingers) mı?”

         “Hayır, kuyruklu balık!”

Yorumlar:

  1. cigdem koc says:

    kesinlikle konusmaya basladıktan sonra hersey daha keyifli oluyor
    2 yasındaki uyku dusmanı oglum gecen haftalarda gecenin daha dogrusu sabahın 1:30 unda beni mutfaktan cıkarken gorunce “alpisimin annesi de gelmis” diye dalga gecti. Gulsem mi aglasam mı bilemedim

Yorum yazın

Switch to our mobile site