Mutlu emeklilik hayalleri
5 yıl 8 ay ve 1 gün sonra SSK ödemelerim bitiyor. Bu ne demek oluyor? Bu süre kadar prim ödemesi yaptıktan sonra çalışmasam da emeklilik maaşım artık ( tabii emeklilik yaşım gelince! ) garantide demek oluyor. Zaten kurumsal hayatta daha fazla zaman geçiresim yok, isabet oldu! Öbür tarafta, “eyvah eyvah” filmindeki replikte kendimi bulduğum “Uzun vadeli plan yapmıyorum; tutmuyor.” gerçeği de var. Buradan tüm “headhunters”a sevgilerimi yolluyorum. Bir daha bana 5 yıl sonra kendimi nerede görmek istediğimi sorarlarsa nanik yapasım var onlara… Uzun vadeli olur diye başladığım son iş yerimin Kanadalı ortağı ben işe girdikten 3 ay sonra konkordato ( nam-ı diğer “Chapter 11”) ilan edince, aynen -Almanlar yenilince Osmanlı da yenilmiş oldu- şeklinde muammalı bir geleceğe adım attık. Dolayısıyla, neredeyse 1,5 senedir bir bilinmez sona doğru gidiyorum. Yani aslında bambaşka şeyler düşünmem gerekirken, ben tatlı emeklilik hayalleri kuruyorum bugün.
Mutlu emeklilik nedir? Benim asla üretemeden mutlu olacağım bir dönem olamayacağı için mutlu emeklilik dönemine, tamamen keyfim olsun diye, istediğim birşeylere zaman ayırabileceğim, kahvaltıyı hafta içinde de evde edebileceğim, aile ve arkadaşlarımla yarın kaçta kalkacağımı düşünmeden bu akşam program yapabileceğim, senenin 1-2 ayını kalbimi bıraktığım San Diego’da geçirebileceğim bir dönem olarak bakıyorum.
Konuyla ilgili güzel bir araştırma okudum. Emeklilikte mutluluk torun-torbayla iç içe olmaktan değil, arkadaşlarımızla ve hayat arkadaşımızla beraber olmaktan geçiyor.
University of Greenwich’ten bir ekibin 279 tane İngiliz emekliyle çalışarak gerçekleştirdikleri bir araştırmaya göre, aktif bir sosyal hayat, evli olmak veya bir partnere sahip olmak, emekli insanların hayat kalitesinde büyük farklar yaratırken, çocuk veya torun sahibi olmanın etkisi son derece minimal. Bunun da açıklaması bana son derece basit ve anlamlı geldi. Tabii ki insanın çocuklarının ve torunlarının olması hayatına bir amaç ve anlam katıyor. Ama sık sık bir çocuğun bakımından sorumlu olmak zorunda kalmak, emeklilik döneminde girmiş bir insanın spontane ve özgür hareket edebilme şansını yok ediyor. Mutlu emekliliğin ise kalbinin attığı yer emekli insanın çalışma hayatının aksine saat ve yer limitine bağlı olmadan yaşayabilmesi değil mi? Bu durumda, 1 artı -1 etti mi size SIFIR!
Araştırmadaki başka bir buluş ise bir eşin veya uzun süreli bir partnerin varlığının emeklilik hayatının keyfini sürmede çok etkili olduğu. Dul olan, hiç evlenmemiş olan veya boşanmış olan emeklilerin uzun vadeli ilişkisi olanlara nazaran daha az hayat tatmini yaşadıkları saptanmış.
Hayat arkadaşınızın sizinle beraber emekli olması ise emeklilik döneminde fark yaratan diğer önemli etken. Eşi hala emekli olmayan emeklilerin iş hayatlarını daha çok özlediklerine ve hayatlarından yeterince keyif alamadıklarına dikkat çekiliyor. Düşünecek olursak tam iki arada bir derede kalma durumu…Artık özgürüm diyorsun ama hala belirli günlerde tatile çıkabiliyorsun. Hala büyük şehirde yaşamaya devam etmek zorunda kalıyorsun. En iyisi emeklilik planlarını eşimizle dostumuzla beraber yapmak. Şu iş hayatında zengin kalkışı yapmak lazım! Rahmetli Barış Manço derdi ya “Ne şekerli ne sade, haydi bize müsade”…



Kesinlikle katılıyorum. Hatta ben o bahsettiğin 5 yıl 8 ayı filan da bekleyemeyeceğim bu gidişle. Bir odasını, tüm günümü çocuklar için ilüstrasyonlar çizdiğim bir atölyeye çevireceğim küçük bir evim, bir tanem aşkım kocam ve çocuklarımla kendi cennetimi kendim yaratmak istiyorum artık. Az kaldı…. 5 yıldızlı otellerde tatil yapmak, lüks restoranlara, yurtdışına gezmelere gidebilmek vs. artık beni tatmin etmiyor gerçekten de. Eskiden çok ihtiyacını duyduğum paranın artık tek başına mutluluk getirmediğini de – zaten biliyordum ya- görmüş de oldum. Daha mütevazi ama huzur dolu bir yaşam benim için eeen büyük nimet, dilerim bu şansı bulurum.
Emeklilik güzel evet ancak şimdiye kadar sadece iş dışında arta kalan zamanlarda kısa vadeli vakit dolduracak geziler, hobiler vs. bulduğumuz için iş uzun süreli evde oturmaya gelince insan bir an durup düşünüyor, peki her zaman istediğim özgürlüğüme kavuştum peki şimdi nasıl vakit geçireceğim ? Örneğin sanatsal anlamda birşeyler yapmak herhangi bir sanat dalı ile uğraşmanın senelerce ofislerde sürünmüş ruhlara çok iyi geleceğini düşünüyorum.