Şimdi okullu olduk!(Psik.Nilgün Katırcı’ya teşekkürler)
Konuk yazar Psikolog Nilgün Katırcı’nın yazısıdır.
Okul öncesi dönemin sonunda “ yeni “ sıfatı içinde başlayan ilköğretim dönemi hem ailenin hem de çocuğun geçiş dönemidir. Bu geçiş dönemi ve “yeni “ kavramı bir çok bireyde kaygıya vesile olduğu gibi çocuklarda da aynı duyguyu uyandırmaktadır. Her şeyin uzun zamandır yolunda gittiği esnada bir dönemin kapanıp diğer dönemin açılması tüm aileyi aynı amaç ve endişe noktasında buluşturur. Destek verilen bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da çok farklı ve yeni bir referans noktasına ihtiyaç duymadan , önce ilişki ve aile referansı ile çocukların bireysel korkularına değinilmektedir.
Çocuklarla birlikte oluşta tuzaklanılan , ya da atlanılan bireysel gerçekliğimiz yine gündeme gelmektedir. Bilinen ve çok yinelenen bir nokta olan yetişkinlerin duygu , ihtiyaç ve yaşantıları soruna bi kez daha dahil olmuş ,hatta neden bile olmuş olabilir. Çocuğumuza yardım edelim ihtiyacında, başlangıç olarak ebevynin endişelerine bakmak anlamak, ve yardımcı olmak çocuk için yardım aşamasının ilk etabını hazırlamış olmaktadır zaten. Unutulmaması gereken bir konu vardır ki ebevynlerde bir zamanlar çocuk olmuş ve ilkokula başlamıştır, onlar için de yeni kavramı , sosyal zorlantılar , beklentilere cevap verebilme , başarılı olabilme , ve hatta bu başarıyı devam ettirebilme konuları endişe uyandırmıştır. Bu endişeler yetişkinleri ebeveyn olma sorumluluğunda da sıkıştırarak “ bir anne baba olarak çocuğumuzun geleceği konusunda acaba doğru karar verebildik mi, seçimimiz onun için iyi ve yeterli mi? , acaba orada kendini iyi hissedecek mi? , benim çocuğum çok zeki okul ona yetecek mi her şeyi orada öğrenebilecek mi gibi sayısızca zihinde ve bu satırlarda sıralanabilecek kaygı dolu dizgiler oluşabilir.
Hiçbir anne baba böyle bir konuda çocuğuna bilerek ve isteyerek yanlış yapmaz , zaman içerisinde ,okul hayatı ile ilişki kurulduğu sırada, ortalamadan farklı, sıra dışı yaşantılarla karşılaşıldığında seçimin çocuk için uygun olup olmadığına bir uzman eşliğinde bakılabilinir.
Burada önemli olan anne babanın çocuğu teslim ettiği kurum ve kişiye güven duymasıdır. Çünkü çocuklar aile tarafından bırakıldıkları duygu ile orada kalırlar, “ Anne ya da babasının sözlü ya da sözsüz dilinde eyvah ne yapıcak şimdi mesajını alan çocuk o gün ya da ilerleyen günlerde “eyvah ben şimdi ne yapıcam ? “ soru cümlesi ile okul günlerini geçirir.
Ebevyn denemelerinin ve korkularının dışına çıkılması sırasında çocuğun yalın, sade ve gerçekliğine ait sıkıntıları ile baş başa kalınabilinmektedir.. Bu noktada çocukların hemen her döneminde olduğu gibi “ okullu olma sürecini “ de henüz çocuk tarafından herhangi bir anlamla yüklenmeden; tarafımızdan spesiyal bir anlam yüklemek ve mutlaka sıra dışı davranışlarda ilişkilere geçmeye gerek görülmemelidir.
Yetişkinleri ve onların kurdukları ilişkileri yaşam boyu referans alan çocuklar her gün anne babalarının işe gidişi ile bu spesiyal tutumları görmeden doğal olarak sorumluluk duygusuna geçebilmektedirler.


