Turkcell bebeğim

Yorumlar
Seniz, 22/08/2011 7:18 am

Geçen sene bir “denedim-beğendim” yazımda Anadolu Sağlık Merkezi ve Turkcelle’in hamile ve bebekli anneler için yaptığı güzel bir iş birliğinden bahsetmiştim. Bilgisini ASM’den teknolojisini Turkcell’den alan haftalık SMS’lerle bebeğin anne karnında ve doğumdan sonraki gelişimini hafta hafta bildiren bu uygulama artık i-phone’da!

I-phone’unuz varsa App Store’dan “Turkcell bebeğim” uygulamasını indirebilir ve daha önce SMS ile gelen bilgilere buradan da sahip olabilirsiniz. Hamile değilim, bebeğim de yok ama nasıl çalıştığını anlamak için sevgili 7 aylık yeğenimin bilgilerini girdim. Şimdi haftalık bazda gelişimini okuyorum. Sevgili yeğenimin sevgili annesi! Yeğenime bu hafta bol tahıllı yiyecekler yedirir misin lütfen? :)

NOT: Operatörünüzün Turkcell olması lazım değil!

Love you, SoundHound

Seniz, 12/08/2011 1:58 pm

Sevgili IT direktörüm kusuruma bakmasın ama Blackberry yerine i-phone seçtiğim için mutluluk sebeplerim gün geçtikçe artıyor. Evet, belki bir gün i-phone uygulamalarını kullanırken önümdeki arabayla samimi olacağım ama ne yapayım, seviyorum onunla oynamayı! Hele hele radyoda ne olduğunu bilmediğim şarkılar çalarken, kimin söylediği, hangi parçayı söylediğini bulan şahane uygulama-SoundHound benim gibi müzik delisi ve yeni albümler-şarkılar keşfetmeye meraklı bir insan için ne kadar da eşsiz!

Gerçekçi olmak gerekirse, araba kullanırken zorlanmıyor değilim bu işlemleri yaparken. Önce kaydır parmağı ekran üzerinden, aç telefonu; sonra gir şifreyi ( araba kullanırken şifre girmek beni her ne kadar sinir etse de şirket kurallarına uyuyoruz tabii!). SoundHound kutucuğunu bul, üzerine tıkla. Program şarkıyı bulunca bununla da yetinme, kendine bu albümü e-mail at!

Ama şimdi kendime attığım mesajlardan bir albüm yaptım dinliyorum ya, işte bu hepsine değer :) İşte size bu sabah yeni avladığım şarkı. Bu arada iyi haftasonları…

Bilpot Gayrettepe

Seniz, 08/08/2011 6:50 am

Yaklaşık 1 ay önce çok sevdiğim bir arkadaşım, aynı zamanda yaşam koçum, aynı zamanda pilates eğitmenim beni çok sevindiren bir haber verdi. On parmağında on marifet olan sevgili Murat Muzaffer eşi Nilhan ile tam da kendilerine yakışan bir restaurant açmışlar: Bilpot zincirlerinin Gayrettepe şubesi. Henüz restaurant açılmadan gidip de Fostil’ini denediğim Bilpot Gayrettepe’yi etrafta çalışan/yaşayanlara fena halde (niye “fena” bilmiyorum, lafın gelişi diyelim!)  tavsiye ederim. Bu arada, Fostil ne diye soracak olursanız: Fostil, özellikle patlıcan sevenlerin bayılacağı bir tat! Közlenmiş bostan patlıcanını, kumpir misali, tereyağı ve kaşarla işleyip, dilediğiniz  garnitürle servis ediyorlar. Ben bayıldım.

Sağlıklı ve lezzetli ( Fit anneler bilirler, bu kombinasyonu sağlamak hiç kolay değil!) yemekler yemek istiyorsanız, Bilpot’un menüsünde daha birçok özel lezzetle tanışabilirsiniz. Mesela Poseidon Spesiyal, Bilpot’un bir başka keşfi. Özel sosla haşlanmış ahtapot, 18 çeşit baharat, sarımsak, zeytinyağı ve taze soğanla birlikte sunuluyor. Sosuna ekmek bandırmak ve tabağı sıyırmak adetten :)  Bilpot köfteleri, ayçekirdekli, fıstıklı, cevizli, bademli, baharatlı ve tabi ki sade. Mantılar yalnızca kıymalı değil, dileyene patatesli ve peynirli de var… Tatlıların içinde bir Bilpot Tahinlisi var ki, tadına mutlaka bakmalısınız. Kendileri, sadece Bilpot restoranlarında tadabileceğiniz yeni bir sufle. Bir başka deyişle, tahin ile pekmezin aşkı! (Şu anda saat sabahın 7′si ve benim nedense ağzım sulanıyor!!)

Bilpot’ta günün her saatine uygun lezzetler var: patatesli, otlu peynirli, kıymalı, peynirli, zeytinli poğaçalar; balkabaklı, kahveli, bademli kekler, yassı kadayıf, brownie; çay, kahve, dondurma… Üstelik tüm bunlar yalnızca başlangıç!  ”Gıdada Moda” sloganıyla yola çıkan Bilpot bizi yepyeni lezzetlerle tanıştırmaya devam edecek gibi görünüyor. Zaten sürekli kendini ve becerilerini yenileyip koluna altın bilezikleri sıralamaya devam eden sevgili Murat’tan da başkası beklenemez. Kendisi Başak burcunun en iflah olmaz mükemmelliyetçilerinden olduğundan Bilpot’u sizlere gözüm kapalı tavsiye ediyorum. Gidin, deneyin ve bana dua edin :) Bu arada söylememe gerek var mı bilmem, yiyecek ve içeceklerde katkı maddesi yok; evinizde pişireceğiniz yiyecekler kadar doğal.

Bilpot Gayrettepe ve diğer Bilpot zincirlerinin adres ve telefonları ise şöyle:

 * Bilpot Gayrettepe Prof. Dr. Bülent Tarcan Caddesi No:31A Gayrettepe Tel: 0 212 274 4470  

 * Bilpot İstinye Tuncay Artun Caddesi No:135 İstinye Tel: 0212 323 3900

* Bilpot Ataşehir Atatürk Mah. Girne Cad.  No:30/1Ataşehir Tel: 0216 455 3212

Silah zoruyla bir yastıkta kocamak

Seniz, 05/08/2011 7:59 am

 Bir önceki yazımda belirtmiştim. Editörlerinden biri olduğum Alternatif Anne’de yaptığımız iş paylaşımı sonucu tanıtacağım bazı kitapların ilkini geçen hafta bitirdim. Her zaman “Okudum beğendim” kategorisine soktuğum kitapların arasına ilk defa okudum alerji oldum türünde bir kitap karıştırıyorum…

Okumaya devam 'Silah zoruyla bir yastıkta kocamak'»

Bir boşanan bir boşanmayan pişman

Seniz, 25/07/2011 4:55 pm

Cuma akşamüstü Alternatif Anne için okumaya söz verdiğim kitaplardan ilkine başladım: The Case for Marriage. Belki “Evli bir anne-babanın niye daha iyi olduğu” nun anlatıldığı bölümle başlamak benim hatam ama sonuçta Cuma akşamı keyfim kitabı okumaya başlamamla birlikte beni terk etti! Boşanmış anne-babaların çoğu zaman karakterlerindeki zayıflıklar sebebiyle boşanmış olduklarından anne-babalığı da şerefiyle yerine getiremeyeceklerine dair bir yorumla açılan bölüm daha da trajik-komik tespitlerle şenleniyordu.

Neyse ki sonrasında sevdiğim bir arkadaşımla buluşacaktım ve kötü bulutlar dağılacaktı. Ama kitaba başlamamdan arkadaşımın yüzünü görene kadarki vaktim zehir oldu. Birkaç saat sonra kendime geldim ve kitabı yazan mantaliteye lanet ettim ama ilk başta beni bile kandırdılar.

Boşandıysanız çocuğunuz bitmiş!!

Sizi bilmem ama ben Amerikalıların evlilik ve din dayatmalarından bıktım usandım. Boşanmış bir anne-babaysanız, çocuğunuzun hayatında çıkacak her aksaklık buna bağlanabiliyor. O yüzden siz istediğiniz kadar uğraşın tek başınıza evli olan bir annenin-babanın tırnağı bile olamıyorsunuz. Anladığım kadarıyla evli anne-babanın hiçbir özelliğinin olmasına gerek yok, evli olsunlar yeter! Tabii ki bir çocuk için yaşaması en ideal ortam mutlu bir anne babayla beraber yaşadığı aile ortamıdır, buna kimin itirazı olabilir ki? Ama boşanmış ailelerin çocuklarının asosyal, başarısız ve hatta potansiyel suçlular olarak ortaya konduğu deneylerden söz eden bu kitap, benim için daha birinci saatte kredibilitesini yitirdi.

Nefis araştırmaların baş tacı

Allah kimseye göstermesin, “ani bebek ölümü sendromu” şeklinde dilimize çevrilen ve bebeklerin ölümüne sebep olan –SIDS’i (Sudden Infant Death Syndrome) duyanlarınız vardır. Efendim , güya Danimarka, Norveç ve İsveç’te yapılmış olan bir çalışmaya göre SIDS sebebiyle hayatını kaybeden bebeklerin çoğunlukla uykuya karın üstü bırakıldıklarında bu durumun meydana geldiği ortaya konmuş ki buraya kadar mantıklı. Peki bu riskin yüzdesinin annenin bekar ya da evli olduğuyla ilintili olarak değiştiğini ve pek tabii ki bekar annelerin bebeklerinin SIDS riskinin daha yüksek olduğunun saptandığını söylesem? Sebep? Henüz açıklanamamış! Araştırmaların evlilik oranlarının bu kadar düşük olduğu Kuzey Avrupa ülkelerinde yapılmış olması daha da bir komik duruma düşürüyor tespitleri!

Kolay olmayanlar

Kriterler nedir bilemiyorum ama “iyi” olarak nitelenen bir anne-baba olabilmek için evli kalmaya çalışmak çok yaygın bir yaşam sanatı ve buna soyunanlara saygım sonsuz. Peki bunun yerine hiç de kolay olmayan bir yolu tercih eden ve hemen hergün vicdanlarıyla baş başa kalan boşanmış anne-babaların “niye dişlerini sıkmadılar, zaten hangi evlilik mükemmel ki?”, “çocuk yapmak oyun değil, yaptın mı bir ömür boyu kalacaksın aile olarak!” dayatmalarıyla hiç saygı görmemesi reva mıdır? Kimin daha zoru yaşadığını biliyor muyuz? Elif Şafak’ın dediği gibi “Ben ol da anla!”…

Amazon kindle versiyonu olmasaydı The Case for Marriage adlı bu kitabı okumayı bitirdikten hemen sonra bir güzel yırtardım. (Gülüş’e söz verdim, illa ki bitiricem!) Teknolojinin gözü kör olsun; -sil- tuşuna basmak bir kitabı sayfa sayfa yırtmak kadar büyük zevk vermiyor!

Boşanmak üzere olan bir babanın oğlu için yazdığı bir şarkıyı benim tercihlerimden dolayı en çok acı çeken insan olan annemin en sevdiğinden dinlemek ister misiniz?

You’re sleeping son, I know
But, really, this can’t wait
I wanted to explain
Before it GETS too late
For your mother and me
Love has finally died
This is no happy home
But God knows how I’ve tried

Because you’re all I have, my boy
You are my life, my pride, my joy
And if I stay, I stay because of you, my boy

I know it’s hard to understand
Why did we ever start?
We’re more like strangers now
Each acting out a part
I have laughed, I have cried
I have lost every game
Taken all I can take
But I’ll stay here just the same

Because you’re all I have, my boy
You are my life, my pride, my joy
And if I stay, I stay because of you, my boy

Seviyor…sevmiyor…

Seniz, 19/07/2011 11:04 pm

Gece vakti bana “çocuğunuzun sizi sevdiğine dair 7 işaret” diye bir mesaj gelirse, saçmalamak da bana farz olur tabii… İşte işaretler:

1- Bebekken sizin gözlerinizin içine dalıp gidiyorsa

Bir düşünelim. Bebeğinizle göz göze gelmek için en büyük fırsat ne zaman? Cevap: Emzirme zamanı. Ben bu vakti bol bol kullanırdım bebeğimle göz göze kesişebilmek için. Bunu yaparken de çok muhteşem birşey yaptığımı sanıyordum. Taa ki “Bright from the start” kitabını okuyana kadar! Süt içerken göz kontağı kurmayacakmışız ki yemek yemenin sadece yemek yemek olduğunu ve başka şeylerin paylaşım zamanı olmadığını anlasın-MIŞ! Acaba bizim yemek sorunumuz ben süt verirken kızımla kesiştiğim için çıkmış olabilir mi?

2- Bebeğiniz siz ortada yokken bile sizi düşünüyorsa

8-12 ay arasında, siz odadan ayrıldığınızda, bebeğinizin suratı ekşiyor ve sizi görebilmek için sağa sola bakınmaya başlıyorsa ve siz odaya girdiğinde yüzüne bir gülümseme yayılıyorsa, sizi resmen seviyor demekmiş. Bunun üzerine yine bir kitap yaramı paylaşasım geldi. Sabiha Paktuna’nın “anne işte” kitabında bu yaştaki bebeklerin –yokluğu- anlamadıklarını ve sizin yok olmanızın onlar için ölüm gibi birşey olduğunu okumuştum. Bu satırları okuyup da işe gitmek ne zor oluyor, bunları yazanlar bizi hiç düşünür mü?

3- 2 yaş sendromundaki çocuğunuz size viyaklıyorsa

Çok sevinecekmişiz çünkü 2 yaş depresyonundaki sincaplarımızın çok üzgün veya sinirliyken bize kan kusturması veya bizimleyken kendini sokağa atıp insanların gözü önünde bizi yılın en rezil annesi olarak göstermesi aslında bize ne kadar güvendiğinin işaretiymiş… Ne mutlu bizlere!

4- Düşünce veya üzgünken, size koşuyorsa

“Seni seviyorum” demeyi bilmeyen küçük mağara insanlarımız eğer kendilerini kötü hissettiklerinde bizim kollarımıza koşuyorlarsa, bundan daha büyük aşk itirafı olmazmış! Şahsen böyle zamanlarda zaten fırsattan istifade edip Melis’i sıkıştırıp öpmeye bayıldığım için avuntu noktası olmaya dünden meraklıyım :)

5- Size hediye veriyorsa

5-6 yaşına gelmiş çocuğunuz size bahçeden kopardığı bir çiçek veya parlayan bir taş hediye ediyorsa bu sevgi işaretiymiş. Bunlar sevgi işaretiyse, teyzesinin doğumgünü için müzik aletleriyle gidip ona şarkı söylemek herhalde seviyeli ve ciddi bir ilişkinin içinde olduklarının göstergesidir!!

6- Sizin onayınızı istiyorsa

“Anne baaak!”, “Anne bana bak!” laflarından sıkıldınız mı? Durun, iyi haber geliyor: Çocuğunuz sizi seviyor! Mamma mia!

7- Size sırlarını veriyorsa
Size beğendiği kızı anlatıyorsa, kızı öldürme planları kurmadan önce sakinleşin! Çünkü size bu tür sırlarını vermesi sizi nasıl da sevdiğini gösteriyor. Üzerinize kuma geliyor olabilir ama siz onun ilk gözdesisiniz. Nasıl, iyi hissedebildiniz mi? ;)

Labneli muhallebi

Seniz, 12/07/2011 9:40 pm

Ne benim kızım ne de aslan parçası yeğenim muhallebiyi sevebildi! Kilo olarak %25 grubuna girmelerinden dolayı isterdik ki diğer arkadaşlarımızın çocukları gibi muhallebiyi sevsinler de kilo alımları daha tatmin edici olsun. Ama olmadı. Herşey annelerin istediği gibi olmuyor değil mi?

Labneli muhallebi ile tanışmamız

Melis’e 6. aydan sonra ek besinlere geçmiştim ve yoğurt haricinde neredeyse hiçbirşey yediremiyordum. Evde olduğum birgün tiramisu yaparken hazırladığım muhallebiyi parmağımla Melis’e tattırdım. Parmağımı yalayıp yuttuğunu görünce tiramisuyu boşverip muhallebisini derhal küçük sincaba yedirmeye başladım. Aradan 3 sene geçti, hala severek yediği tek muhallebi-puding türü şey budur!

Kızkardeşim şu anda Bodrum’da oğluna ek besin kampı kurmuş bir şekilde benden bu tarifi bekliyor. Belki aranızdan bizim gibi muhallebiyi sevdiremeyip de sevdirmek isteyenler vardır. Aşağıdaki tarifi denemenizi tavsiye ederim. En kötüsü sinirden oturur siz yersiniz ki bu da fena birşey sayılmaz :)

Labneli muhallebinin tarifi

  • 1/2 kilo süt
  • 2 çorba kaşığı silme un
  • 2 yumurta sarısı
  • 1 çay bardağı toz şeker
  • 1 paket vanilya

karıştırılıp muhallebi yapıldıktan sonra ateşten alınır. İçerisine 1 paket Labne peyniri mikser ile çırpılarak eklenir.

Afiyet olsun şimdiden :)

Hamilelikte çatlaklara karşı mucizevi formül

Seniz, 07/07/2011 10:48 am

Hamileliğim boyunca Lierac’ın çatlak karşıtı jelini kullanmıştım. Çok da bonkör bir şekilde kullandığım için çatlaklara karşı savaş uğruna ciddi para harcadığım dün gibi aklımda kalmış! Meğerse aynı amaca hizmet eden gayet hesaplı ve bitkisel bir iksir varmış. Benim için geç bir bilgi oldu ama okucularımın arasında hamile olanları biliyorum. Onlara faydası olması umuduyla paylaşmak istiyorum. 

Karıştır, karıştır

Bir aktara gidip aşağıdaki tüm yağları alıyor ve karıştırıyorsunuz. İyi haber: İksir güzel kokuyormuş! Bu karışımı çatlak oluşabilecek her yerinize sürüyorsunuz. Pek tabii ki disiplini elden bırakmayıp bu işlemi her akşam yapmanız önerilir! Belki ilk 3 ayda değil ama sonrasında hareketleriniz zorlaşacağından bu görevi eşinize vermenizi tavsiye ederim. Babası değil mi? Sizden taşıması, ondan yağlaması ;)  

  • Susam Yağı
  • Buğday Yağı
  • Fındık Yağı
  • Havuç Yağı
  • Limon yağı
  • Kakao yağı
  • Kayısı Yağı
  • Şeftali yağı
  • Üzüm çekirdeği yağı
  • Badem yağı

Karışımdaki yağların faydaları

  • Susam Yağı: Kuru ciltlere, kirpik ve kaşlara rahatlıkla uygulanır. Cildi besleyici ve güneş ışınlarından koruyucu özellikler taşır. Cilde derinlemesine işler, temizleyicii ve zararlı maddelerden arındırıcı olarak kullanılabilir.
  • Buğday Yağı: Hücre yenileyici, yara, yanık ve diğer cilt problemlerinde, kırışıklıklarda etkili olarak kullanılır. Cilt, güneş ve doğum lekelerini giderir.
  • Fındık Yağı: Kuru ve yıpranmış ciltlerde rahatlıkla uygulanır. Doğum öncesi, doğum sonrası cildin esnekliğini sağlamak ve cilt çatlağını önlemek amacıyla masaj yapılarak kullanılabilir.
  • Havuç Yağı: Cildin bozulmasını önler. Güneş yanıklarının iyileşmesine yardımcı olur., hücre yenileyicidir. İçerdiği provitamin A ve lesitin , cilt sertliklerini yumuşatır, cilde renk kazandırır.
  • Limon yağı: Sivilceleri giderir, cildi güzelleştirir, tonik olarak kullanılabilir. Mikrop kırıcı, sıkıştırıcı, sağlamlaştırıcı, gerdirici özelliği vardır ve cildi yağdan arındırır. Masaj yapılarak kullanılır. Nemli bir pamuk yardımıyla cilt temizlenmelidir.
  • Kakao yağı: Hamilelik sonrası cilt bozulmalarına karşı faydalıdır. Dudak çatlaması ve ciltte pullanmaya karşı kullanılır.
  • Kayısı Yağı: Yüz temizliğinde kullanılır. Akneleri temizler, cilde canlılık verir. Yaşlanma ile ortaya çıkan kırışıkları giderir. Nemlendirici özelliğe sahiptir.
  • Şeftali yağı: Cilt bakımında peeling yapmak için kullanılabilir.
  • Üzüm çekirdeği yağı: Değerli bir cilt koruyucusudur. Cilt koruyucu ve yaşlanmayı gec  iktirici bir etkisi olan bu yağ, alerji yapmadığı için hassas ciltler için de uygun! Cilt kırışıklarını giderir, cildin sarkmasını önler. Aromaterapide de kullanılıyor ve en iyi masaj yağlarından birisidir. Eklem ağrıları için üzüm çekirdeği yağı ile masaj tavsiye edilmektedir.
  • Badem yağı ile el ve ayaklarına masaj yaparsan, onların yumuşacık olmasını sağlamış olursun!

Hanımlar, piste buyurun!

Yorumlar
Seniz, 06/07/2011 7:26 am

Brooke Burke’u nasıl bilirsiniz?

Ben Audioslave’in “Like a Stone” şarkısı gibi bilirim.  :)

10 sene önce Amerika’da yaşarken kendisini TV aracılığıyla tanımıştım. Bizim Acun gibi gezer tozar, nefis bikinileriyle enfes mavilikte sulara atlardı. 10 sene sonra kendisinin de anne olduğunu ve bu kaygısız hayatının son bulduğunu öğrendiğimde rahat bir nefes aldım. Aksi haksızlık olurdu.

Modermom.com sitesinde Brooke Burke’un insanı hayran bırakan kalçalarını formda tutmak için yaptığı 15 dakikalık bir egzersiz filmine rastladım. Biliyorum zamanınız yok; haliniz hiç yok. Ama ben size haftada 3 kez ve SADECE 15 dakika diyorum! İhtiyacınız olan tek şey bir egzersiz topu. Brooke’un gösterdiği egzersizler ile Ebru Şallı’nın selülitsavar egzersizleri çok paralel ve hep aynı şeye hizmet ediyor: Arkanızdan bakılası bir kadın olmanıza ;)

NOT: Aşağıdaki filmde izleyeceğiniz oğlan çocuğunun yerinde olmak istemeyecek bir erkek henüz tanımıyorum!!

Uyutamıyorum

Seniz, 04/07/2011 10:52 am

Kabul ettim. Ben çocuğu uyutma konusunda sınıfta kaldım. Tek ders sınavını vermeye çalışıyorum ama hoca sürekli çalışmadığım yerden soruyor…

Rutin, rutin, rutin…

Okuduğum onca yazıya göre, uyku işini çözebilmenin yolu inanarak, yılmayarak bir uyku rutini oluşturmaktan geçiyor.  Mesela banyo yapmak, arkasında sıcak süt içmek, diş fırçalamak ve bir masal okuyarak uykuya geçmek. Bizim evde rutinden bol bir şey yok. Melis neredeyse her hafta bizim uyku rutinimize bir şey ekler oldu. Rutinleri yerine getirmekten uyku faslına bir türlü geçemiyoruz. Her akşam içimden dualar ediyorum saat 10 olmadan ışıkları kapatabilmek için. Çünkü ışıkları kapattıktan sonra da faaliyetlerimiz devam ediyor. Mesela susuyoruz, tuvaletimiz geliyor, vs… “Koy yatağa uyusun” modeline geçen anneleri can-ı gönülden tebrik ediyorum.  

Öğle uykusunu kesmek

Ne zaman öğle uykusu uyumasa akşam saat 9-10 arası bir kenarda sızıp kalan kızımı görünce içim şeytanca hislerle doluyor. Öğle uykusuna son versem, Melis’i yatağa koyup insanca saatlerde TV seyredebilmem, kitap okuyabilmem veya şirketimin en güzelinden SPK raporlarını kontrol edebilmem mümkün olur mu diye hayallere kapılıyorum. Sonra yufka anne kalbime yenik düşüp öğle uykusuna hala ihtiyacı var diye bu aksiyonu bir sonraki mevsime erteliyorum.

Melatonin

Üye olduğum “Circle of moms” portalında, bazı annelerin sağduyularını kaybettiklerini fark ediyorum. Melatonin hormonu sadece bu hormonun eksik olduğu durumlarda, doktor reçetesiyle verilmesi gerekirken, uyumayan çocuklarına sanki vitamin veriyormuş gibi melatonin hormonu veren annelere o kadar şaşırıyorum ki! Çocuklara düzenli olarak melatonin hormonu verip onları sakinleştirmeye ve uyutmaya çalışmak bence alternatif bile olmamalı.

Go the f… to sleep!

Geçenlerde Adam Mansbach’ın bir türlü uyku uyumayan çocuğuna yazdığı ve beni güldüren şiir kitabını indirdim amazon’dan.  Sonra baktım da you tube’da bu şiiri Samuel L. Jackson okumuş. İşte size eğlence…

 

The cats nestle close to their kittens now.

The lambs have laid down with the sheep.

You’re cozy and warm in your bed, my dear

Please go the f… to sleep.

 

The windows are dark in the town, child

The whales huddle down in the dark

I’ll read you one very last book if you swear

You’ll go the f… to sleep

Switch to our mobile site