Seçenekler

Seniz, 31/03/2010 1:07 pm

Seçeneklerin insanı mutsuz ettiğini okuduğumdan beri ne kadar doğru olduğunu her geçen gün daha da iyi idrak ediyorum. İnsanoğlu önüne hayatıyla ilgili önemli seçenekler sunulduğunda doğru kararı verebilmek için çektiği sıkıntıyla kendini perişan ediyor. “İkilem” kelimesinin “iki”’den türemiş olması buna güzel bir kanıt değil mi? Elinizde bulunan iki seçenek sizi kararsızlığa, kararsızlık da karamsarlığa itiyor. Seçimini yaptıktan sonra bile insan bazen rahatlayamıyor; aklı “ya ötekini seçseydim”e takılı kalıyor.

Aynı dönemde gelen iki iş teklifi veya evlilik teklifi almak gibi hayat için kritik olacak seçeneklere de gerek yok ikilem yaşamak için. Açık konuşmak gerekirse, ben bir ayakkabı almak için girdiğim dükkanda iki ayakkabıya aynı anda aşık olduğum çok olmuş ve almadığım çifte olan platonik aşkım bazen rüyalarıma bile girmiştir!

Bir insan elindeki alternatifler arasından seçim yapması gerektiğini ne zaman anlamaya başlıyor? Opsiyonların aslında birbirini sınırladığını, birbirinin yaşama hakkını elinden aldığını nasıl öğreniyor ve bunu kabul ediyor?

2 yaşındaki kızıma seçenek sunduğumda çok beklemeden hemen birini seçebiliyor. Mesela dün akşam pembe Max dondurma mı yoksa mavi Max dondurma mı yiyeceği konusunda çok netti: Mavi Max! Onu silip süpürdükten sonra pembe Max’ı da istedi. Yani, Melis’in öncelik verdiği bir seçenek vardı belki ama aslında seçim falan yaptığı yoktu. Seçeneklerin sonsuz olabileceği ve hepsini elde edebileceğini hayal ettiği bir dünyada yaşıyor ufak sincap…Keşke olsa ama gerçek hayatta aynı anda hem İstanbul’da hem Bodrum’da yaşayamıyorsunuz veya hem işe gidip para kazanıp hem de evde çocuklarınızla zaman geçiremiyorsunuz.

Hayat hep tercihlerle dolu aslında. Şimdi seçmeyi bilemeyen kızım, büyüdüğünde farkında bile olmadan birçok tercih yapıyor olacak. Bir de büyük tercihler olacak hayatları boyunca yapacakları, yapmak zorunda kalacakları…Onların kendi tercihleriyle mutlu olması bir tarafa, nasıl bizim tercihlerimiz anne-babalarımız için önemliyse, bizim de onların tercihlerine ne tepki vereceğimiz kritik olacak.

Cumartesi günü Ferzan Özpetek’in “Serseri Mayınlar” filmine gittim. Filmdeki ailenin oğullarının her ikisinin de sevgili olarak hemcinslerini tercih etmelerine zaten hiç şaşırmadım. Ne de olsa bu konu, Ferzan’ın filmlerinin olmazsa olmazı…Baba büyük oğlunun bu tercihini kabul edemiyor, kalp krizi geçirecek kadar kendini hırpalıyor. Kendimi filmdeki babanın yerine koyuyorum ama oğlum olmadığından mıdır bilmem empati kuramıyorum. İnsan çocuğunun tamamen kendisine özel bir tercihine bile bu kadar müdahale edecek hakkı kendinde görebiliyor demek ki…Büyük laf etmemek lazım; o yüzden ben kızımın tercihlerine, onaylamasam da, saygı duyacağım demiyorum. Çaba göstereceğim ama ne olacağını zaman gösterecek…

Yorum yazın

Switch to our mobile site