Kızkardeşimin hikayesi
(Alternatif anne’de yazdığım yazı: http://www.alternatifanne.com/?p=1136 )
Diyelim ki bir kızınız var. Henüz 3 yaşında. Bir gün öğreniyorsunuz ki o küçücük vücut kanser hastalığının pençesinde! Neler yaparsınız kızınızı kurtarabilmek için? Ya da neler yapmazsınız?
Kızkardeşimin hikayesi filminde, anne (Cameron Diaz) kanser kızına donör bulamadığı için suni döllenme ile onun derdine deva olabilecek şekilde genetik özelliklere sahip bir bebek yapmaya kadar gidiyor. İkinci kızı, ilk kızını iyileştirmek için küçücük yaştan itibaren testlere tabi oluyor, canını acıtıyorlar, bazen günlerce yataktan kalkamayacak kadar ciddi operasyonlar geçiriyor. Bu filmi seyrederken anne olarak insan kendini çok sorguluyor. Anne olmak, çocuğunun hayatını canın pahasına korumaktan geçiyor olmasına geçiyor da diğer çocuğunun sağlığı pahasına korumaktan da geçiyor mu? Başınıza böyle bir felaket gelse siz ne yapardınız? Prensesinizin hayatını kurtarabilmek için küçük kızınızın zarar görmesini kabul eder miydiniz?
Ya küçük kardeş olsaydınız ne yapardınız? Ablanızı sevmeye devam eder miydiniz? Birgün böbreğinizin verileceğini ve sizin eksik bir bedenle yaşamanıza sebep olacağını bildiğiniz hastalığından dolayı onu suçlar mıydınız? Kardeşiniz için kendinizi ne kadar feda edebilirdiniz?
Filmlerde ağlayabilme meziyetine sahip olmadığım halde, bu filmi izlerken gözlerim sürekli yaşlar içerisindeydi. O kadar sıcak ve sevgi dolu bir aile filmi ki kalbim kaldırmaz deyip de “kızkardeşimin hikayesi”ni seyretmemezlik etmeyin! Kardeşlik bu filmle daha önce aklıma gelmeyecek bir anlam buluyor. Yalnız annelerin filmin karşısına bir paket mendille oturmalarını tavsiye ederim…





