Posts tagged: diyet

Taş devri diyeti

By admin, 24/08/2010 11:34 pm

Geçen gün aldığımdan söz ettiğim  “Taş Devri Diyeti” kitabını büyük bir hevesle okumaya başlayıp, önem verdiğim kısımları hızlı çekimde bitirip kendime notlar aldım. Bu aralar neredeyse her okuduğum kitap veya araştırma konusunda mağara devrine dönülüyor. Bunun sonu nereye varacak bilmiyorum ama işin sihirli tarafı kafama o kadar yatıyor ki şu medeniyet dediğiniz tek dişi “çıkmış” canavarın henüz evrimleşme sürecimizden çok genç olduğu gerçeği…

 Şimdi kitabın ezberimi bozan en önemli bölüme gelelim: Yağlar!

 Şok şok şok! Hayvansal yağlar sağlıklı hayatın vazgeçilmez bir parçasıymış da ben boşuna kaçmışım bunca zamandır tereyağına kırılmış sahanda yumurtadan!

 Büyükbabam bugün 93 yaşında. Kendisi Girit göçmeni. Babam yıllar yılı kendisini hergün yumurta yememesi, beyaz peynirin altına (zaten hayvani gıda olduğundan) bir de tereyağ sürmemesi gerektiği konusunda uyardı. Ama o yılmadı ve maaşallah kendisinin hala da kolestrol sebepli bir sağlık sorunu yok. Meğerse bizim Akdeniz diyeti diye bildiğimiz yemek kültürü sadece sebze ve yeşillikten oluşmuyormuş; içinde hayvani gıdası da bol bol mevcutmuş! Yani büyükbabam güveçte pişen tereyağlı yemekelerle, hiç ödün vermediği yumurtasıyla ne kadar sağlıklı bir diyet uyguluyormuş!

 Kitabın yazarı Prof. Dr. Ahmet Aydın’ın hayvani gıdalar konusunda güzel bir savunması da var: “Hayvani gıdalar sağlıksız olsa, bebeklere neden anne sütü tavsiye ediliyor?”

 Kitapta benim dikkatimi çeken ve uygulamaya karar verdiğim dersler var. Buna göre bazı alışkanlıklarımı kırmam gerekecek.

 Yapmayın listesi

  • Rafine olan gıdalardan uzak durun: Beyaz şeker, beyaz un!
  • Transyağ içeren bisküvi, kraker, kek, gofret, hazır salata sosu, poğaça vs. ile vedalaşalım. (Bugün Ülker Çikolatalı gofret ile helalleştim. Senelerdir ondan başkasını gözüm görmemişti ama ilişkimiz buraya kadarmış!)
  • Paketlerde yazan “hidrojenik bitkisel yağ” terimini gördüğünüz her ne varsa bırakın kaçın yanından! Bitki yazıyor diye rahatlamayın, fena halde zararlı!
  • Mikrodalga fırın ve kızartmadan kaçının!
  • Teflon ve alüminyum kaplarla pişirmeye hayır! (Elveda Tefal tavalarım)
  • Sıcak yemekleri alüminyum folyo ve streç ile temas ettirmeyin!
  • Kesinlikle “çok ince” plastik bardakla 70 derece sıcaklıkta bir içecek içmeyin. (Sevgili Netaş’lılara özellikle duyurulur!)

 Yapın listesi

  • Sıcak yemekleri ısıya dayanıklı olan tereyağıyla pişirin
  • Soğuk yemek ve salatalarda sızma zeytinyağı kullanın. Riviera zeytinyağı ve fındık yağı ikinci tercihiniz olabilir.
  • Kızartama yemeği kaçınılmazsa, yanında sarımsaklı yoğurt veya yeşillik yiyin. (Yaz mezelerinin kaçınılmazı patlıcan-biber kızartmasını zaten bayıla bayıla sarımsaklı yoğurtla yerim!)
  • Yemek pişirmek için güveç ve cam kapları (hoş geldin Borcam!) tercih edin. Çelik ve kalaylı bakır kaplar ikinci tercihiniz olabilir.
  • Günde 2 defa Türk kahvesi içebilirseniz. (3’ü 1 arada, nescafe’yi unutun!) Yeşil çay anlatıldığı kadar matah bir şey değil, sevmiyorsanız kendinizi çok zorlamayın. (İşte bu fikre alışmam zor olacak!)
  • Hergün en az yarım saat yürüyün
  • Yeterli derecede güneş ışığı alın (D vitamini)

Fit anneler için basit çözümler

By Seniz, 17/08/2010 2:36 pm

Günümüzün kadınları artık boş vaatlere kanmıyorlar. Çok şükür bizleri biraz anlayabilenler çıkıyor ve bize razı olabileceklerimizi değil, gerçekten istediklerimizi sağlamanın yolunu bulmaya çalışıyorlar.

 Dünkü fit olmak>zayıf olmak yazımın devamı olarak, bugün özellikle zaman darlığı içerisinde olup yine de kendi için birşeyler yapmak isteyen anneler için bazı önerilerim olacak.

 Dünkü yazımda altalta sıraladığım notlarımın sonucunda:

  • Minimum sürede maksimum getiri sağlayacak egzersizler önem kazanması,
  • Sonuca giderken harcanan paranın yüksek olmaması,
  • Egzersizin etkilerinin ise hayatımızda uzun soluklu olması gerektiği çıkarımına gidiyoruz.

 Bana kalırsa, power-plate denen fitness aleti tüm bu çıkarımların ürünü. Sadece 20 dakika çalışarak, hem istediğim kaslarımı çalıştırabiliyor hem kalori yakıyor, hem de kendimi mutlu hissederek eve gidiyorum. Hem zaman tasarrufu sağlıyorum hem de orta vadede gözle görülebilecek kadar iyi sonuçlar elde ediyorum. Rakamlar salondan salona farklılık gösteriyor. Ama etkisi ve size kazandırdığı zaman bakımından bakıldığında, bana pahalı gelmiyor.

İşte size Türkiye’deki tüm power plate stüdyolarını bulabileceğiniz link:

 http://www.ozkayaithalat.com/power-plate-studyolar.html

 Gün içerisinde koştururken, daha önce de blogumda tavsiye etmiş olduğum Fitflop terliklerden veya Reebok Easytone ayakkabılarından giyerek, zaten yürüyerek geçireceğiniz vakti daha efektif olarak kullanmış olursunuz. Fitflop terliklerini New Balance ayakkabılarını satan dükkanlarda bulabilirsiniz. Haftada en az 3 gün kendimize hızlı tempoda 20-30 dakika yürüyecek sebep bulabilirsek, bu ayakkabı veya terliklerle olsun veya olmasın, hem günlük 200-300 kaloriye yakın yakmış oluyor, hem kaslarımızın tonajını arttırmış oluyoruz. Egzersiz sonrası salgılanan mutluluk hormonu ise,” istemem yan cebime koy” diyemeyeceğimiz kadar güzel bir bonus!

Wii-fit bir başka seçenek. Birden fazla seçenekle size sıkmadan hareket etme şansı veriyor. İlk başta bir yatırım yapıyorsunuz ama yararlandığınız ölçüde yatırımınızın getirisi yükseliyor. Bunu özellikle de fitness klüplerine verdiğiniz yıllık rakamlara bakarsanız daha iyi değerlendireceğinizi düşünüyorum. Wii Fit’in en büyük zorluğu evimizdeki çocuklar. Biz spor yaparken onların ayağımızın altında dolaşmalarının bize faydasından çok zararı olur. ( Geçen C.tesi ben mekik çekmeye çalışırken, Melis karnıma atladığı anda bunu anladım!) Onları evden uzaklaştırabildiğiniz, birisine başka bir odada baktırabildiğiniz veya uyudukları zamanı fırsat bilmeniz gerekiyor.

 Pilates-mat daha önce değinmediğim, benim felsefesine daha çok yeni başlamış olduğum başka bir seçenek. Evinizde temel kuralları öğrendikten sonra sadece bir mat üzerinde , kendi kendinize uygulayabileceğiniz bir spor. İster bir sure eğitmenle çalıştıktan sonra, aklınızda kalan hareketleri uygulayabileceğiniz, ister kitapçılarda satılan Pilates-mat DVD-VCD’lerinin karşısında yapabileceğiniz bir egzersiz. Hamile kalmadan önce gidiyor olduğum fitness klubünde haftada 2 kez pilates yapıyordum. Geçen hafta pilates eğitmenim (eski yaşam koçum) ile  tekrardan pilates çalışmaya başladım. Şimdi hergün 10 dakika onun verdiği 4 temek egzersizi yapıyorum iyi bir öğrenci olarak!  Sonunda 3 cm uzama sözü verdi değerli eğitmenim :)

 Beslenmeden hiç söz etmemek olmaz. Dün D&R’daydım. “Sağlık” bölümüne baktığımda birbirinden farklı birçok diyet kitabı gördüm. Ben “Taş Devri Diyeti” kitabını alırken, yan kasadaki bayan “Tukan Diyeti” adlı kitabın fiyatını ödemekteydi. Güldüm halimize; o da güldü. Hangisi doğrudur, hangisi çalışır bilmem. Herşeyden az da olsa yemek benim şimdiye kadar tercih ettiğim yol oldu. Böylelikle ne cheese cake’den vazgeçtim ne baklavadan! Ama tabii ki herşeyin bedeli var. Ayrıca akşam yemeğinde ağzıma tatlı koymamak da benim yemek konusunda nadiren kendime koyduğum yasaklardan olmuştur. Son 5 senedir işlediğine kendim üzerimden söz verebileceğim tek kural şu:

 “Akşam gırtlağınızdan birşeyin geçeceği en son saat 7:30 ve yediğiniz mümkünse, sebze yemekleri veya çeşitli salatalar olsun. Yanında sadece 1 dilim tahıllı ekmek ve biraz yoğurt ile yerseniz doymamanız mümkün değil. Akşam yatağa gidene kadar mideniz kazınırsa, bir bardak süt için veya buzdolabınızdaki en az kalorili meyveden 1 porsiyon yiyin.”

Fit olmak > Zayıf olmak

By Seniz, 17/08/2010 9:07 am

Son yıllarda hayatımıza Amerika’nın “fit olma” hali girmiş bulunuyor.

Nedir fit olmak?

Ben bu kısacık kelimenin kendi içinde bedenen, fikren ve ruhen sağlıklı ve güçlü olmayı beraberce barındırdığını anladığımdan beri, sadece zayıf olmak ve zayıf görünebilmek hallerinin artık “fit” görünmenin yanında gerçekten de “zayıf”  kaldığına inanıyorum.

Kadınlar son 10 yıldır sadece zayıf olabilmek için öğün atlamak, yatağa aç girmek, akşam yemek yememek gibi sağlıksız çözümleri terk etme eğilimindeler. Artık kendimizi çekici hissedebilmemiz sadece tartının ne gösterdiğine bağlı değil. Egzersiz yapmadan, sağlıklı yemek yeme alışkanlığı edinmeden yapılan hiçbir diyetin hayatımıza uzun soluklu bir çözüm getirmeyeceği bilincine de vardık. Peki yapamadığımız ne? Ya da istediğimiz ne? Niye “vücudunuzdan memnun musunuz?” sorulu anketlere verilen cevaplarda kendine güvenen kadınların sesi %25’e kısıtlanmış durumda?

Eşiz, anneyiz; bazılarımız 9-6 ofis çalışanıyız. Bazen bu şapkalardan birini çıkarıp birini takıyor; bazen hepsini birden dengede tutmaya çalışıyoruz. Genel geçer hepimiz aynaya baktığımızda aksimize gülümseyebilmek istiyoruz. Bu o kadar basit görünse de o kadar önemli ki! Doğumdan hemen sonra aynalara küsmüş olduğum 10 günlük bir dönem olmuştu. Ne göreceğimden o kadar korkuyordum ki, aynanın önünden geçerken gözümü kaçırarak yürüyüp gidiyordum. Taa ki bir akşam kardeşim ve sevgili dostum beni ilk defa dışarı çıkarana kadar! Yolda yürürken, artık paytak ördek gibi yürümediğimi fark ederek, bir ayakkabı dükkanına doğru onları takip ettim. Onlar ayakkabılara bakadursunlar, ben aynadaki bana bakakaldım. Kimbilir ne kadar süre kendime inanamaz gözlerle baktım: Doğum yapmış gibi görünmüyordum! O akşam aynalarla barıştım, umarım bir daha küsmek zorunda kalmam…

İşte benim kendimden ve çevremden yola çıkarak ve bu konudaki yazıları okuyarak çıkardığım notlar:

  • Kadınlar genellikle kasların ve vücudun gücünün test edildiği, maskulin kokulu fitness salonlarından hoşlanmıyorlar
  • Bunun yanı sıra, Madonna gibi görünmek gibi bir dertleri de yok.
  • Kilolarını kontrol etmek isterken, aynı zamanda hayatta en çok kendilerini tatmin eden zevklerden birinden olmayı istemiyorlar: YEMEK!
  • Olmayan zamanlarını spor yaparak geçirmek özellikle de anneler için bir LÜKS!
  • Birçok kadın fitness ve beslenmeye dair kitaplardan dergilerinden, internet sitelerinden ve bloglardan biribiyle çelişen, kafa karıştırıcı bilgileri okuyup deneme tahtasına dönüyorlar.
  • Kadınlar için önemli olan 3 basit kavram var:
    • Fit olmayı başarabilmek kolay olmalı
    • Fit olmayı başarabilmek ucuz olmalı
    • Fit olmayı başardıktan sonra, etkisi uzun süreli olmalı

Yarınki konumuz bize sunulan çözümler olacak…

Ya göründüğün gibi mutlu ol ya da mutlu olduğun gibi görün!

By Seniz, 07/07/2010 9:46 am

Sahildeyim. Melis öğlen uykusu uyuyor. Ben de internette takılıyor, kitap okuyorum.Yanımda iki anne konuşuyorlar. Kapatamadıkları fermuarlardan, doğumdan kalan göbeklerinden bahsediyorlar. Kulağım hemen onlara gidiyor. Hem kilo vermek isteyip hem de sporu hayat tarzı haline getirmiş bir kadın olamayacağını söylüyor bir tanesi. İçimden diyorum ki “İşte o biraz zor, belli bir yaştan sonra, spor yapmadan fit olabilmek ne mümkün!”. Diğeri diyor ki hiç hamur işi yemiyormuş, bazen diyet yapıyormuş, sürekli çocuğun peşinde koşturup duruyormuş ama kilo veremiyormuş. Kendisini çok değil, tam yarım saat önce Magnum yerken görmüştüm ama tabii Magnum hamur işi grubuna girmiyor, haklı!

 Yine aynı bayanlar zayıf olan arkadaşlarının yanında yemeğe utandıklarından bahsediyorlar ve onlara verip veriştiriyorlar. Hayat böyle geçer miymiş? Pilates yapıp manken mi olacaklarmış? Zaten manken gibi olmaya ne gerek varmış. Metabolizmalarının yavaş olmasından dolayı onların hiçbir günahı yokmuş…

 Benim senelerdir anlamadığım şey niye bazı kadınların fit kadınları görüp bunun tamamen bir metabolizma şansı olduğuna inanıp böyle oldukları için bir de onları suçlu hissettirmeye çalıştıkları. Genetik miras hikayenin bir kısmı. Diğer kısmı ise birçok insan akşamları TV karşısında oturmayı tercih ederken, iş sonrası yorgun argın spor salonlarında geçirilen dakikalar.

 “Şeniz 10 sene önce de aynıydı” diyen arkadaşlarım var. Doğru, 10 sene önceki kot eteğimi hala giyebiliyorum ama bunun için uğraşmadığımı kimse söyleyemez. Yanlış anlaşılmasın, akşamları kızım uyuduktan sonra fitness odasının yolunu tutmayı veya haftaiçi öğle molasında evime gidip yarım saat yüzmeyi eziyet olarak görmüyorum. Sadece belirtmeye çalıştığım, hayatta herşeyin çaba gerektirdiği. Yoksa, halimden son derece memnunum.

 Bu arada ben bunları yazarken, bayanlar çay sipariş ettiler ve çantalarından Eti Cicibebe bisküvi paketini çıkarıp yemeğe başladılar. Bugün cadılığım üzerimde galiba ama birşey yemiyorum diyip de 1 saat içerisinde hem Magnum yutup hem de Cicibebe gibi çocuklara kalori vermek için üretilmiş bisküvilerden tırtıklarsanız ben de elimde olmadan sözlerinize inanamıyorum sevgili bayanlar! Ben deniz çantama meyve alırken, siz bisküvi alıyorsanız, bunun bir seçim olduğunu görmelisiniz, kimse zorla bisküvi paketini çantanıza yerleştirmiyor. Elimizde sadece iki seçenek var:Ya canının çektiğini gözün doyana kadar yiyeceksin ve kaç kilo olduğuna aldırmayacaksın, ya da ne yediğini kontrol altına alarak istediğin gibi görüneceksin. Bu ikisinin aynı anda yürüdüğünü görmedim. İnsan hangi tarafta olmak istediğine karar veremezse, hem kendini yediği için hem de karşındakini yemediği için suçlar duruma düşüyor.

 Balık eti bayanlara hiç sözüm yok; mesela Faik Sönmez’in mankelerine bayılırım. Bir kadın kendini olduğu gibi güzel hissederse ve giydiği kıyafetlerle, özellikle de ayakkabılarıyla rahat ederse, etrafındakileri etkilememesi mümkün değil. Yeter ki insan kendisiyle barışık olsun. Zaten günün sonunda, kimi kandırıyorsun ki kendinden başka?

Switch to our mobile site