Posts tagged: endişe

Annelik Efsanesi

By Seniz, 27/05/2010 7:48 am

(Temmuz ayında www.alternatifanne.com’da yayınlanmıştır.)

Okuduğum yeni bir kitap: “The Mommy Myth”, yani “Annelik Efsanesi.”

Bu kitapta önüme sıkça gelen terimler feminism, postfeminizm, yeni annelik (new momism). Feminizmi biliyorum da postfeminizm dönemine pek hakim olmadığımı fark ettim. Anladığım kadarıyla feminizmin alıp yürüdüğü zamanlarda kadınlar, erkeklerle eşit olabilmek için çok savaşıp ganimetleri topladıklarına inanıyorlar. Sanırsınız iki cinsiyet arasındaki haklar ve yaşam kalitesi eşitlenmiş, yola çıkıldığındaki tüm hedefler başarıyla yakalanmış. Feminizm bir anda “out” oluyor. Naçizane düşünceme göre; feminizmin kadını mutsuz, çocuksuz, eşsiz bırakıp üstüne üstlük sarkastik, bol tüylü ve son derece anti-dişi bir kadın yaptığına inanmaya başladığımız döneme postfeminizm deniyor.

Postfeminizm döneminin varsayımları şöyle devam ediyor: Annelerin babalara göre çocuk yetiştirmekte daha iyi oldukları kesin. Ve tabii ki bu çok özel bir görev. Annelerin işini ve hayallerini bu uğurda terk etmeleri de dolayısıyla babaların işlerinden ayrılmasına göre daha normal ve alışılagelmiş. Annelikte kimse başarısız olmayı kadınlığına yakıştıramaz. İyi bir çalışan, iyi bir evlat, iyi bir eş olamayabilirsin ama iyi anne olmak zorundasın.

Aslında hepimizin kendine özgü bir annelik anlayışı var. Hepimizin annelik deneyimine dair geçmişi farklı. Hepimizin bir anda tepesine üşüşen cinleri, hepimizin çocuklar uğruna yaptığımız fedakarlıklar farklı olduğu gibi hatalarımız ve hedeflerimiz de kendimize has. Dolayısıyla, anneliğin kollektif bir deneyim olduğunu unutmamız çok kolay oluyor. Sonuç ise toplumun anneliği kişiselleştirmesi ve şahsi bir başarı veya başarısızlık haline dönüştürmesi.

Kitap tüm bunları detaylı olarak tenkit ediyor. Yaptığı çok vurucu araştırmalar ve beraberinde de yorumlar var. Bazı yerler benim için çok feminizim çünkü ne yalan söyleyebilirim, ben bu işin doğrusunu yanlışını henüz bulamadım. Part-time iş şansının çok az olduğu bir ülkede yaşıyorum. Türk anneleri için tercihin ya hep ya hiç olduğunu görüyorum. O zaman işler daha da zorlaşıyor.

Kitaptan bir alıntı:

Your children are your challenge,
In them your dreams are sown.
You’ve given up your life
And live for them alone

Now look upon your daughter
Will she too be enslaved
To a man, a home, a family
Or can she still be saved?

This is your real challenge
Renounce your martyrdom!
Become a liberated mother
A woman, not a “mom”

Postpartum depresyon depresif yapıdaki kadınları daha mı çok etkiler?

By Seniz, 11/08/2009 11:00 pm

by Esra Ilter

by Esra Ilter

Klinik deneylere göre, daha önce depresyona girmiş kadınların doğum sonrası depresyondan etkilenme riski daha yüksek. (TIME, Temmuz 20, 2009) Bu tür anne adaylarının doğumdan sonra çevresinden daha fazla yardım görmesi, naçizhane fikrime göre riskin tehlikesini azaltmada önemli bir rol oynayacaktır.

 Bir anne daha 3 aylık bebeğini bırakıp intihar ediyorsa, bir başka yeni doğum yapmış bir anne kocası tarafından sabahın ilk saatlerinde halının ortasına oturup geceliğini parçalarken bulunuyorsa, ortada pek de azımsanamayacak bir risk var.

 Riski antidepresan ilaçlar alarak mı aza indirmeliyiz yoksa başka yolu olabilir mi? Antidepresanlar bildiğim kadarıyla süt verirken alınmamalı. Postpartum depresyon dönemi ile süt verme dönemi ise tamamen kesişmiş durumda. O zaman ne yapılabilir? Bence atılacak ilk adım: Farkındalık! Abartmadan ama aynı zamanda da sorunu küçümsemeden kabullenmek ve paylaşmak… Anneliğe geçiş hiçbir kadın için kolay olamaz; anneliğe kendini yıllardır hazır hisseden kadınlar için bile… Dolayısıyla yaşanan adaptasyon dönemini makul karşılamalı ve kendimize zaman vermeliyiz. Bazı işin içinden çıkılamaz durumlarda ise güven duyacağınız bir psikoloğa gitmeniz de bir alternatif olabilir.

 Ben kendimi hatırlıyorum da, sanırım çok hafif atlattım bu dönemi. Yine de doğumdan eve geldikten sonraki hafta bebeğimi emzirirken gözlerimden yaşların aktığını hatırlıyorum ve bu can acısından değildi! Çok ilginçtir; ağlarken, düşündüklerim genelde tek başıma hayatın tadını çıkardığım dönemlerden kesitlerdi. Yani o sırada yapıyor olduğum şeyle yakından uzaktan ilgisi yoktu. Yine de topu topu bir hafta sürdüğü için şükrediyorum, özellikle de bu dönemin sonunu getiremeyip intihar eden kadınların varlığını öğrenince!

Kitap tavsiyesi: Konuyla ilgil Elif Şafak’ın kendi geçirdiği postpartum depresyon dönemine dair yazdığı “Siyah Süt”ü tavsiye ederim. Ben doğumumdan önceki hafta okumuştum beni nelerin beklediğini anlayabilmek için.

http://edebiyatelestiri.blogspot.com/2007/12/siyah-st-elif-afak.html

Çalışan hamileyseniz aklınızı kaçırmamanız için 10 kısa tavsiye!

By Seniz, 01/08/2009 11:49 pm

Hamilelik, hem fiiziksel hem de duygusal açıdan yoğun değişikliklerin yaşandığı bir dönemdir ve ne yazık ki bizim alışmaya çalışmamız esnasında, hayat durmaz devam eder. Hala işe gitmek, yemek pişirmek, o ya da bu şekilde ayak işlerini yapmak zorundasınızdır. Bu arada, unutmadan: aynı zamanda yeni bebeğe hazırlanmanız da gereklidir!
Bu kadar şeyi yapmaya çalışırken ve ağırlaşan bedeniniz sizi dinlemezken, işte size anne adayları ve yeni annelerden akıl sağlığınızı kaybetmemeniz için 10 kısa tavsiye:
Banyoyu akşam yapın. “Akşamları banyo yapmak, çalışan biri olarak ihtiyacınız olan sabah uykusuna ekstra 45 dakika eklemenizi sağlar.”
Ufak tefek işlerinizi öğle yemeği saatinde yapın. “Akşam olup da karnınız ağır çekmeden, ayaklarınız şişmeden once, öğle yemeği saatinizi efektif kullanıp ufak tefek işlerinizi o saate sığdırmaya çalışın.”
Enerji için egzersiz. “Biraz egzersiz, enerjinizi öğlen 1 saat uyumaktan çok daha fazla arttırabilir.”
Patronunuzla iyi ilişkiler. “Patronunuzla iyi ilişkiler kurmanız, iş esnasında küçük aralar verip dinlenmenizi sağlayabilir.”
Öğlen uykusu. “Öğle yemeği sırasında ofiste sakin bir köşede koltukta veya, otoparkta arabanızın arka koltuğunda uyuyabilirseniz, 20 dakikanın bile mükemmel hissettireceğini göreceksiniz.”
İş kanunundaki haklarınızı öğrenin. “Haklarınızı bilmek çok işe yarayabilir. Midesi çok bulanıp günlük hayatını yaşaması zor hale gelen bir anne, hastalık izni alabildiğini duydum. İş kanununu iyi bilen bir avukatla konuşmakta fayda var.”
Kendinize iyi davranın. “Kendiniz yeni ojeleri harika banyo yağları ve hatta yüz bakımı ile şımartın. Sadece vücudunuzu değil, ruhunuzu da beslemelisiniz.”
Hamilelik kıyafetlerinizi ödünç alın. “Bir daha asla giymeyeceğiniz kıyafetlere onlarca para vermeyin, ödünç alın.”
Not alın. “Hamilelikte beyni uçup giden ne ilksiniz ne de sonuncu olacaksınızJ Bol bol not alın.”
İniş çıkışlarınızı paylaşın. “Diğer hamile veya küçük çocuk sahibi annelerle görüşmeye çalışın. Paylaşımın bu kadar işe yaradığı bir ilişki olamaz!”
Dışarı vurun. “Sakın hamileliğin getirdiği pek nahoş hislerinizi gösterekten korkmayın, bırakın onlar sizden korksun :)

Kadınlar itici görünen bebekleri reddetmeye erkeklerden daha yatkın!

By Seniz, 31/07/2009 4:04 pm

24 Haziran 2009 (Healthday News) Annelerin kayıtsız şartsız olarak bildiğimiz sevgisine meydan okuyan bir araştırmaya göre, kadınlar bakışlarını itici olduklarına inandıkları bebeklerden uzaklara çevirmeye erkeklerden daha yatkınlar.

 Harvard iştiraki olan McLean Hastanesi araştırmacıları, bu bulgunun limitli olan kaynakların sadece sağlıklı yeni nesillere aktarılmasını sağlayan evrimsel bir ihtiyaçtan kaynaklandığını savunuyorlar.

Harvard Tıp Fakültesinde bulunan hastanenin klinik psikopatoloji laboratuarı direktörü olan Dr. Igor Elman, hastaneden yaptığı basın açıklamasında “çalışmalarının güzelliğin ebeveynlik davranışlarını nasıl etkilediğini gösterdiğini” söyledi. “Çalışmalar gösteriyor ki kadınların daha çok  kendilerini sağlıklı bebekler yetiştirmeye odaklıyorlar ve çekici görünmeyen bebekleri reddetmeye daha eğilimli oluyorlar.”

 Araştırma 13 erkek ve 14 kadın üzerinde gerçekleştirilmiş. Deneklere 50 tanesi normal, 30 tanesi anormal surat özelliklerine sahip olan 80 tane bebek resmi gösterilip, şirinlikleri için puan vermeleri istendi.

 Erkeklerin pualamasında normal bebekler kadınlarınkinden daha düşük puanlar alırken, anormal surat özelliklerine sahip olan bebekler için hem kadınlar hem de erkekler aynı puanı verdiler. İlginç olan kadınların itici olan bebek suratlarına bakmamak için özel bir çaba sartfetmeleri oldu.

 Yazar Rinah Yamamoto basın açıklamasında, “annenin bebeği için olan sevgisini bebeğin görünüşünün belirleyebileceğine inandığını” belirtti. “Kadınların estetik kaygıları erkeklere göre daha fazla olduğundan, itici bebekleri reddetmeye daha eğilimli olabilirler.”

Hamileliği sevmeyen kadınlar

By Seniz, 24/05/2009 3:18 pm

Bazı kadınlar sanki hamile olmak için doğmuştur ve hamilelik onlar için hayatın en mucizevi dönemidir! Bazı kadınlar ise hamile olmak için doğmazlar ve yine bu kadınlar hamile olmanın hiçbir yanını sevmezler. İçlerinde bir başka canlının büyümesinden hoşlanmazlar. Hamileliğin getirdiği ağrılardan, sıkıntılardan, uyuma zorluklarından ve bunlar gibi hayatlarını ve vücutlarını tamamen tanınmaz hale getiren yan etkilerden nefret ederler. Sonuç olarak hamilelikle barış sağlayamazlar. Ancak tüm bunlar böyle hisseden kadınları yargılamak için bir sebep değildir. Neyse odur, eleştirilmemesi gerekir. Tüm bu hissiyat ileride anneliği negatif etkiler mi? Belki..Ama birçok kadın vücutlarından bebeği dünyaya getirir getirmez, tamamen değişir ve anneliğe başarıyla soyunur.  

Continue reading 'Hamileliği sevmeyen kadınlar'»

Doğum sancısını unutmayan kadınlar!

By Seniz, 24/05/2009 3:17 pm

Araştırmalar normal doğum yapan kadınların yarısının zaman içerisinde doğum sancısının yoğunluğunu unuttuklarını gösteriyor. Fakat bazı kadınlar için ise durum tam tersi; zaman içerisinde doğumhanede çektikleri acının hafızalarında azalmak bir yana daha da arttığı görülmüş.

 Yine araştırmalar, doğum sancısı hafızasının anne adayının doğumdan aldığı tatminle direk bağlantısını da gösteriyor.

Continue reading 'Doğum sancısını unutmayan kadınlar!'»

Doğum sonrası yardımlaşma

By Seniz, 24/05/2009 3:14 pm

by Esra Demirbilek İlterKadın olmanın en güzel yönü nedir diye sorulduğunda alınan en fazla cevap “anne olmak” olmasına rağmen, bir kadına kadın olmaktan yorulduğunu hissettiren de yine “anne olmak”…  Hele “yeni anne olmak”!! Ne yazık ki, birçok kadın bu ikilemi yaşıyor olduğundan suçluluk duyuyor ve suçluluk duydukça da doğum sonrası depresyonundan çıkması zorlaşıyor.

 Peki nedir doğum sonrası depresyonu? Gerçekten var mı yoksa ismini son yıllarda duymaya başladığımız “panik atak” gibi günümüzün getirdiği son moda bir ruh hali mi?

 Doğum sonrası (postpartum) depresyonunun tıbbi açıklamasını basite indirgediğimizde  hormon seviyelerinin değişmesinden kaynaklanan ve doğumun hemen sonrasına başlayan bir dönem olarak karşımıza çıkıyor. Östrojen ve progesteron hormonlarının seviyesinin doğum ile ciddi  bir şekilde düşmesi, sizi –yeni anne-yi de beraberinde yere serebiliyor. Hiç bana olmaz, ben hayatımın en mutlu günlerinde ne depresyonuna girecekmişim demeyin.. Bir hatırlayalım her ay gelişini bize ağlama krizleriyle, sinir bozukluklarıyla müjdeleyen adet kanamalarımızı… Bu dönemi hafif atlatıyor ya da zor atlatıyor diye biz kadınları ikiye ayırmak bile mümkünken, doğum sonrasında kadın biyolojisinde meydana gelen fevkalade değişikliklerin üzerimizde hiçbir etkisi olmayacağını düşünmek  kendimize haksızlık olmuyor mu? Doğru, büyük bir mucize bu doğanın bize sunduğu..ama kendimize biraz avans verelim, bu kadar güçlü görünmeye çalışmamız gerekmiyor!

 Şimdi sizinle beraber gizlice bir hastane odasına girelim ve daha bir saat önce doğum yapmış olan “içimizden herhangi biri”nin ne hissettiğini duymaya çalışalım:

 “Canım çok acıyor, ama kendimi toparlamalıyım, birazdan bebeğimi kollarıma alacağım”..

 “İşte geldi, prens(es)imi artık görebilir, ona dokunabilirim”

 “Aman Allah’ım, bu pembe suratlı, basık burunlu, patlak gözlü bebek benim mi? Karışmış olmasın? Yok yok, bu bizim aileden kimseye çekmiş olamaz, bu işte olsa olsa kayınvalide-kayınpederin bir parmağı vardır!”

 “Hadi bakalım, süt içmeye getirdiler, sütüm acaba gelecek mi, ya yetmezse?  bebek doğduğu gibi aç kalakalırsa?”

 “Neyse, içti sütümü, demek ki süt geliyor ama o nesiydi öyle sanki ısırır gibi? Hemşireye bir sorsam, benimki dişlerle mi çıktı karnımdan, olabilir mi diye?”

 “Kaçıncı misafirden sonra tuvalete girip başbaşa kalabileceğim kendimle?”

 “Doktor acaba karnımda bu bebeğin ikizini unutmuş olabilir mi?? Eskiden karnım şişti çünkü hamileydim, şimdiyse sadece karnım şiş!!”

 Tanıdık gelir gibi değil mi? Hissettiklerinizden utanmayın, tam tersi: Paylaşın! Yalnız kalmayın! Ağlayın! Yardım isteyin! Ailenizden yardım alın, arkadaşlarınızdan yardım alın, kocanızdan yardım alın..hatta profesyonel yardım alın! Hiç çekinmeyin!  Şimdi çekinirseniz, bilin ki bir iki ağlama kriziyle noktalayabileceğiniz doğum sonrası depresyonu, sizi bir şekilde ebeleyecek ve siz de onunla daha uzun bir süre kör-ebe oynamak zorunda kalacaksınız..

 Lütfen unutmayın! Bu günlerinizi unutmayın! Hatta özensiz de olsa kendiniz için notlar tutun..Çok ileride değil, daha bebeğinizin 1. doğumgününü kutlarken, açıp okuyun nerelerden geçerek o noktaya geldiğinizi.. kendinizle iftihar edin, artık tamsınız!  

 Ve  etrafınızda sizin geçtiğiniz yoldan geçenlere yardım edin.. sizden daha iyi onları kimse anlayamaz.. konuşmalarını sağlayın, paylaşmak ve sadece paylaşmak bu süreçte mucizeler yaratabilir..

Switch to our mobile site