
by Esra Ilter
“Normal doğum mu yoksa sezeryan mı” sorularının bıktırdığı bir dönemdeyiz. Hamileliğim müddetince bir iki defa acaba mı diye aklımdan geçirmiş olsam bile, bu seçim konusunda ikilem yaşadığımı söyleyemem. Prediktörün göz kırpan pozitif sonucunu gördüğüm andan itibaren çok net olarak normal doğum yapmak istemediğimi biliyordum. Normal doğum esnasında çekilen sancılar benim kafamdaki ikincil önemdeydi. Benim derdim her jinekolojik muayenede de olduğu gibi, kendimi yarı çıplak o acayip pozisyonda ekspoze ediyor olmaktı. Önümden ben o haldeyken gelip geçecek olan hastane personelini düşünmek benim kabusumdu. Ben bu şekilde bir rahatsızlığı daha önce hiç kimeden duymadığıma göre, anormallik büyük ihtimalle bende. Sezeryan sırasında sanki kimse seni görmedi sorunuza ise cevabım çok net: Ben uyurken bana ne yaparlarsa yapsınlar fark etmez, yeter ki ben bilmiyim! Bu konuda ne kadar suni düşündüğümü bildiğim için iyisi mi ben burada durayım…
Şimdilerde yeni ekol, iyice çığırından çıkmış olan sezeryanla doğumdan normal doğuma geri dönüş… İki gün önce bir arkadaşımın hamile eşiyle beraber normal doğum konusuna kendini adamış olan bir doktorun eğitimine katılmış olduğunu ve oradaki deneyimlerini öğrendim. Baba adaylarının bu tür eğitimlerde yer almaları son derece önemli. Başlangıcı beraber inşaa eden ailelerde, doğumdan sonra babaların en az anneler kadar sorumluluk aldığı görülüyor.
Eğitimin gereğine ve önemine her zaman gönülden inanmış biri olarak size hemen konuyla ilgili linkleri gönderiyorum :
http://www.dogaldogum.com/anasayfa.html
http://www.hamilelerkulubu.com/
http://www.lamaze.org/
Hamilelik geçirmiş 20 arkadaşıma gönderdiğim bir ankette doğum öncesi eğitimine gidip gitmediklerini sordum. Neyse ki gitmeyen arkadaşım azmış! Ben her konuda iyi bir eğitimin gerekliliğine inanan bir insanım. Bilmediğim bir konuda bilgi edinmek için temel eğitimlerden geçmek gerektiğini düşünüyorum. Dolayısıyla ben de bu eğitimlerden birine katıldım. Üstelik Anadolu tarafında çalışırken, 6 aylık hamile halimle üşenmeden her hafta çarşamba günü işten çıkıp motora binip Avrupa yakasına geçerek özel bir hastanenin eğitimine katıldım.
Yine aynı ankette arkadaşlarıma gittikleri “doğum öncesi eğitimi”ne dair sorduğum sorulara cevapların hepsi negatifti. Hepsinin de sorunu aynıydı: teoride tamam, ama gerçeğe uzak! Bana soracak olursanız, ben pek de fena bulmadım. Evet, hayal kırıklığına uğradığım oldu. Özellikle de Amerikan filmlerinde gördüğüm partnerli nefes egzersizlerini hayal edip de buna dair hiçbir ders alamayınca! Ama diyebilirim ki, asıl bu eğitimlerin sonunda tam olarak nasıl beslenmem gerektiğini öğrendim. Ne kadar eksik beslendiğimi görüp hamileliğimin sonuna kadar almam gereken her besini günü gününe sayarak gittim. Bunun için bir besin günlüğü tuttum ve benim yeterli beslenmem için çok faydalı oldu. (Sizle de “Besin Günlüğünüz” adındaki yazımda bunu paylaşıyorum.)
Peki nedir beklediği hamile kadınların bu eğitimlerden ve nasıl iyi bir eğitim hazırlanabilir?
Genellikle Türkiye’de hastanelerde verilen doğum öncesi eğitimlerinde aşağıdaki konular yer alıyor:
- Hamilelikte Vücuttaki Değişiklikler
- Hamilelik ve Hamilelik Evreleri
- Hamilelikte ve Lohusalıkta Beslenme
- Hamilelikte Egzersiz
- Hastane Hazırlığı ve Çanta Hazırlama
- Normal Doğum ve Sezeryan
- Doğum Sonrası Bebek Bakımı
- Yenidoğan Problemleri
- Emzirme, Emzirme Pozisyonları, Emzirme Sorunları
- Anne – Bebek Psikolojisi
Bana kalırsa normal doğum yapmak isteyen anne adaylarına bu eğitimler sırasında pek kredi verilmiyor. Amerika ve Avrupa’da doğum öncesi eğitimleri şu konuları da içine alıyor:
- Doğumun safhaları ve doğum
- Doğum sancısıyla başa çıkmanın yolları
- Eşiniz size doğum esnasında nasıl yardımcı olabilir
- Doktorunuzu ne zaman aramalısınız? Doğumun başladığını nasıl anlarsınız?
Benim aldığım eğitimde ise, normal doğuma yönelik sadece 45 dakikalık bir bölüm oldu ve bu süreci anlatan hemşire tıpkı bir korku filmini anlatır gibiydi. Ders esnasında bir anne adayı yanımda baygınlık geçirdi desem herhalde ne demek istediğimi anlatmış olurum! Sanki bu hemşire, “normal doğurmayın, işimizi zorlaştırmayın gelin sezeryan olun” der gibiydi. Türkiye’de sezeryan sayısındaki artışı biliyorsunuzdur. Gelişmiş ülkelerde sezeryan asla anne adayının önüne koyulan bir alternatif olamaz. Sadece gerekli durumlarda yapılan sezeryan, ülkemizde ne yazık ki doktorlardan büyük teşvik görüyor. Tabii bu zihniyetin ürünü olan eğitimler de yukarıda bahsettiğim konulardan hiç nasibini alamıyor.
Henüz Türkiye’de normal doğumu destekleyen doğum hemşirelerinin verdikleri özel kurslar çok görülmüyor. Halbuki Amerika’da ve Avrupa’da doğum öncesi eğitimlerini özel olarak veren doğum hemşireleri bulunuyor ve bu hemşireler isteğiniz durumunda, bizim eski tabirimizle “ebe”niz olarak doğumunuza katılabiliyorlar. Umarım Türkiye’de de bu uygulama yavaş yavaş oturur ve normal doğumların sezeryanlara olan oranında bir yükseliş olur. Herşey doğal akışında daha doğru ve daha güzel…
Doğum için
□Video kamera
□Fotoğraf Makinesi
□Doğum teminatı olan özel sağlık sigortanız varsa, sigorta kartınız
□Doğumdan sonra kimi arayacağınızın (veya sms atacağınızın) listesi
□Size kendinizi iyi hissettirecek herhangi bir şey: aile fotoğrafınız, en sevdiğiniz peluş hayvanınız vs..
□Saçlarınızı doğum esnasında yüzünüzden çekmeniz sağlayacak lastikli bir toka (normal doğum için)
Kişisel eşyalar
□Diş fırçası ve macunu
□Tarak, saç fırçanız
□Şampuan, duş jeli, yüz temizleme jeli, nemlendirici, makyaj çantanız (ve bunun gibi sizi doğumdan sonra sizi yine insan gibi hissettirecek herşey!)
□Büyük boy ped (hastaneler verdiği halde, tavsiyem kendinizi rahat hissettiğiniz markadan 1 paket yanınıza almanız)
□Kutlama için 1 şişe şampanya 
Giyecekler
□4-5 adet rahat edeceğiniz külot. (Eğer sezeryan ile doğum yapacaksanız, yaranıza değmeyecek, göbeğinize kadar çekebileceğiniz büyüklükte külot almanızı tavsiye ederim.)
□Emzirme sütyeni (göğüs ölçünüzün süt verirken, şu ankinden bir boy büyük olması yüksek ihtimal)
□3-4 adet gecelik (kanamalardan dolayı gecelik değiştirmeniz gerekebilir.)
□Topuksuz terlik (doğumdan sonra başınızın dönüyor olması ihtimali yüksek)
□3-4 adet kısa çorap
□1-2 adet sabahlık
□Eve dönerken giyeceğiniz rahat bir kıyafet (Doğumdan sonra hala 6 aylık hamile gibi karnınız olacak, hatırlatırım!)
Bebek için
□4-5 adet body ve tulum
□2-3 adet çorap
□Eldiven (doğar doğmaz giydiriyorlar ki uzun tırnaklarıyla kendine zarar vermesin)
□Şapka (doğar doğmaz giydiriyorlar ki kafası üşümesin)
□Yenidoğan bezi
□Pişik kremi
□Hastaneden çıkış için battaniye (hava soğuksa birkaç kat giydirmeniz gerekecektir)
□ Dönüş için, arabanizda arkaya doğru yüzü dönük olarak emniyet kemerleriyle bağlanmış bir anakucağı
Emzirme için
□Daha önceden almış olmanızı tavsiye edeceğim süt pompası .(Hemşireler çok yardımcı oluyorlar kullanmayı öğrenmeniz için.)
□Meme ucu yaraları için bir krem (Ben Lansinoh kullanmıştım; emzirmeden önce göğüs uçlarını temizlemeye bile ihtiyaç olmuyor)
□Göğüs pedi (süt başlangıçta göğüslere birdenbire hücum ettiğinden, geceliğiniz ıslanacaktır.)
□Göğüs ucu koruyucusu (Ben Medela marka kullanmıştım, tavsiye ederim.)
*Ayrıca; isterseniz misafirleriniz için çikolata; oda kapınız için de süsleri bavulunuza koymayı düşünebilirsiniz.
NOT: Benim ekstradan bu listeye koymadığım ama almadığıma pişman olduğum birşeyi daha eklemek istiyorum:
Hastaneden eşimin kullandığı arabayla eve dönerken trafik sıkışmıştı ve birden bebeğimin karnı acıktı. Hemen yanımda otobüs ve minibüslerdeki insanlar arabanın içini açıkça görebilecek konumdaydılar. Bebeğimin ve benim üstüme battaniye örtüp bir şey görünmesin diye zar zor içine sığarak bebeğime süt verdim. Ben sizin yerinizde olsam, bu olasılığı göz önünde bulundurur ve arabanın camına asacak veya üzerinize örtebilecek küçük bir çarşafı arabaya doğuma gitmeden önce koyardım.