Ntv Bilim dergisinin Temmuz ayı sayısında çok eğlenceli bir araştırma okudum. Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesi Genetik Bölümü doktora öğrencisi Aysu Uygur’un kaleminden çıkan araştırmaya göre, değil sadece erkeğin kalbine giden yol; beynimize giden yol da mutfaktan geçiyormuş! Ateş bulunup da yemek pişirme alışkanlığının insanoğlunun kültürüne girişinin beyin fonksiyonlarına pozitif etkisi artık bilim tarafından kabul görüyor. Bazı sebzelerin köklerindeki besleyici maddelerin sadece pişmesi durumunda faydasının ortaya çıkması, bunun sebeplerinden sadece birisi. İlk insanların yemeklerini pişirmeye başlaması, günlük diyetlerinde iki temel değişime neden oldu. Birincisi, yediklerinden aldıkları enerji ve besini çok daha etkili kullanabilmeleri. İkincisi, bu yeni sindirim açılımıyla yiyecek yelpazesinin genişlemesi, daha fazla çeşit bitki ve hayvanın enerji kaynağı olarak kullanılabilmesi.
Beslenmenin daha kaliteli olmasından dolayı beynin gelişimi hala devam eden evrim sürecimizde rol oynarken, yemeğin pişirilmesini takip eden beraber yemek yeme ritüelinin ortaya çkışı da sosyal hayatı şekillendirmiş.
Söz yemek pişirmeden açılınca, bugünün “yeşil köfte”lerine değinmeden geçemeyeceğim. Daha önce vermiş olduğum somon köftesine ikame olarak yapabileceğiniz ıspanaklı balık köftesinin tarifi şöyle:
Malzemeler:
- 1 kg ıspanak
- 2 adet levrek
- 1 avuç maydanoz
- 1 avuç fesleğen
- 1 küçük soğan
- 1 yumurta sarısı
- 1 tutam mısır unu
Yapılışı:
- Ispanak bir tencerede zeytinyağında kavrulur.
- Balık kılçıklardan temizlenerek rondodan geçirilir.
- Ispanağın içine rondodan geçirilmiş balık, rendelenmiş soğan, fesleğen, maydanoz, yumurta sarısı ve bir tutam mısır unu eklenir.
- Tüm karışımı köfte haline getirirken bir avuç mısır ununu tezgaha serpip, köfteleri bu una bulayarak yuvarlayabilirsiniz.
Hem besleyici, hem rengi dolayısıyla eğlenceli, hem de tadı dolayısıyla son derece lezzetli yeşil köfteler kızımın bakıcısı Ayşe’nin buluşudur, tavsiye ederim!
Süper yemekler nedir? Bir grup yiyecekleri süper yiyecek diye diğerlerinden ayırabilmemiz mümkün müdür? Bazı kritiklere göre, sadece bir elin beş parmağı kadar yiyeceklere odaklanmak yanlış. Ama kimse bu beş parmaklık yiyeceklerin besleyiciliklerinin karşısında durmuyor. Beş tane ile başlayıp beş tane ile sınırlı kalınmadığı müddetçe kafamızda belli başlı yiyeceklerin önceliğinin olmasında bence hiçbir sakınca yok. Üstelik bu yiyecekleri yedirdikçe çocuğunuza ömür boyu sürecek yeme alışkanlığı kazandırabileceğiniz bazı yiyecekler olacağı da kesin. Anneannem bana ıspanak yedirmek için Temel Reisi seyrettirip ıspanak yemeyi özendirirdi. İşe de yarardı; üstelik ıspanak hala patlıcandan sonra gelen en sevdiğim sebze. Dolayısıyla ben bugün 5 tane super yiyeceği içeren paketi paylaşmak istiyorum.
1. Avokado
İyi yağları içerip kötü kolesterolün inmesini sağlayan tek sebze: Avakado. İçindeki liflerle kan şekerini dengelemekte de son derece faydalı. Bu aralar biraz adı çıkmış olan Omega-3’ü içerdiğini de söylemeden geçemeyeceğim.
İyi de nasıl yedireceğiz biz bunu ? İsterseniz avakadoyu sızma zeytinyağı ve limon suyuyla ezip haşlanmış sebzeleri batırıp yiyeceği bir sos olarak tabağa koyabilrisiniz.
2. Yaban Mersini
Vitamin, mineral ve antioksidan deposu: Yaban mersini. Kolestrolü düşürmede etkili, hafızayı güçlendiren ve bazı kanser türlerine karşı direnç sağlayan yaban mersinini ülkemizde dondurulmuş halde bulabiliyoruz.
Benim kıza yaban mersinini yedirmenin formülünü şöyle buldum; buzluktan haftada birkaç kez bir avuç donmuş yaban mersinini alıp yoğurdun içine atıyor, ve rondodan geçirip veriyorum. Melis ekşi even bir çocuk. İsteyen pudra şekeri, bal, pekmez gibi tatlandırıcılar da ilave edip verebilir.
3. Yulaf
Hafif bir tadı olan, ani şeker iniş-çıkışlarını önleyip çocuğunuzu tok tutan ve vücuttan kötü kolestrolün çıkışını sağlamakta yardımcı olan tam tahıl deposu: Yulaf.
Ufaklıklara nasıl yedirebiliriz? Daha önce tarifini verdiğim Yulaflı kurabiye iyi bir yöntem. Diğer bir yöntem ise kahvaltıda sütlü yulaf yedirmek. İçine çikolata kırıntısı, kuru incir-kayısı tanecikleri ekleyip yedirebilirsiniz. Eşim Almanya’dan çocuk müslisi diye bir kutu getirmişti, ben onu yediriyorum bazı sabahlar.
4. Somon
Kalp hastalığı riskini azalttığı bilinen Omega-3 deposu: Somon balığı. Duygusal moda ve hafıza kaybına iyi geldiği bilenen somonun denizden çıkmış olanını yedirin. Ben yapıp yediriyorum. Yedirmekle kalmayıp yiyiorum! Daha önce tarifini verdiğim Somon köftesi hazırlarken biraz fazlaca yapıp, buzluğa atıyorum. Haftada iki kez indirip fırında pişiriyorum.
5.Ispanak
A ve C vitaminleriyle beraber mükemmel demir, kalsiyum ve folik asit deposu olan: Ispanak Özellikle çocukların büyüyen kemikleri ve beyinleri için renkli çözüm! Kremalı ıspanak çorbasına kızım gibi doğuştan tok bir çocuk bile bayılıyor!
İş hayatımın ilk yıllarıydı. Birgün ayak parmağımı kırdım. Amerikan hastanesinin önünde elimde değneğim oturup beni araba ile alacak arkadaşımı beklerken, bir de baktım karşımda tam eski usül bir Nişantaşı pastanesi. Seke seke girdim içeri. Pembe pembe duran baklava şeklindeki lohusa şekerlerini görür görmez kararımı verdim. Belki lohusa değildim ama bana da yatakta kal çağrısı verilmemiş miydi? O zaman hemen lohusa şerbeti pişirip beni ziyarete gelecek arkadaşlarımı ağırlayacaktım.
Bundan 10 sene sonra lohusa şerbetini gerçekten hak ettim. Annem bebeği ve beni ziyarete gelecek misafirleri için lohusa şerbeti yaptı. Ben durur muyum? Zaten canım şeker çekiyor, bardağa şerbeti doldurup içerken, annemin çığlığıyla durdum. Aman misafirlerin şerbetini nasıl içermişim, misafirler gelince onlara ne çıkaracakmışız, vs. Sanırsınız lohusa şerbeti lohusaya sütü gelsin diye değil de, misafirlere gülümsesinler diye icat edilmiş! Sonuçta ben ağzımın tadıyla bir lohusa şerbeti içemediğime mi yanayım, haftalarca buzdolabında gelecek misafirleri bekleyen şerbete mi yanayım bilemiyorum. Hele bir teyze olacağım günleri göreyim de, kardeşimin salonuna kurulup lohusa şerbetini doya doya içeceğim.
Bu arada, benim lohusa şerbetimdi diye demiyorum, daha iyisini içmedim! Bu aralar etrafımda lohusaların sayısı artarken tarifi vereyim istedim:
1-İstenen ölçüde lohusa şekeri suda kaynatılır. Lohusa şerbetiniz en basit haliyle bu şekilde hazırdır.
2-Ayrı bir kapta, suyun içerisinde tülbent içinde havlıcan, karanfil, tarçın kabuğu kaynatılır. Bu karışım lohusa şerbetine şurup niteliğinde karıştırılacağından, piştikten sonra bir şişeye koyup bekletilir.
3-Ağız tadınıza uygun olması için tadarak baharatlı karışımdan kaşık ile lohusa şerbetine katılır. Eğer şekeri size az gelirse, ilave şeker de konulabilir.
Şurup niteliğinde olan karışımını fazla tutarsanız, lohusa şerbeti her pişirildiğinde tekrar tekrar yapma zahmetinden kurtulur, buzdolabından çıkarıp yeni şerbete ekler ve servis yapabilirsiniz.
ÖNERİ: Doğumdan önce tadını istediğiniz kıvama getirebilmeniz için deneme yapın. Neden ne kadar konması gerektiğine kendi ağız tadınıza göre ayarlayıp not alın.