Vizontele

Seniz, 05/10/2009 4:04 pm

newbackVizontele filminde, belediye reisi hayatında ilk kez gördüğü televizyonu, evinin salonunda çok değerli bir misafir gibi ağırlarken karısına,

“Hanım, bu alet dünyayı bizim evimize getirecek” der.

Karısı sorar:

 “Sebep?”

 Düşündüm de gerçekten hayatımıza TV’nin bu kadar işlemiş olmasının sebebi ne? Dünyada olup biteni anı anına öğrenebilmemiz çok güzel ama TV’nin esiri olmamız niye?

  • Sinema veya tiyatroya gitmekten daha kolay olduğundan mı?
  • Ailemizle zamanımızı daha faydalı değerlendirmek için fikir üretmeye üşendiğimizden mi?
  • Çocuklarımızla yeni bir oyun bulmaya yetecek kadar yaratıcılığımızın, hayal gücümüzün tükenmiş olmasından mı?

 Üç yaş altı çocukların, TV’den ne kadar ve nasıl etkilendikleri hala bilinmezliğini koruyor. Genel inanış, çocukların TV’den çok şey öğrenebileceği. Halbuki bunun doğruluğuna dair henüz bir çalışma bulunmuyor. Zaten bebeklerle çocukları aynı keseye koyarsak, büyük yanlışlık yapmış olmaz mıyız? Peki o zaman niye Baby TV var? Niçin Teletubbies ya da Gece Bahçesi programları var? Tamamen ticari mi?

 Erken yaşta TV seyretmeye başlamanın çocuklara zararlarıyla ilgili direk bir ilişki kurulamamasına rağmen, konsantrasyon güçlüğü çeken okul çağındaki çocukların TV seyretme alışkanlıklarına bakıldığında, erken yaşta TV karşısında geçirilen vakit ile sonrasında konsantre olamama sorunu arasında oldukça yüksek bir korelasyona rastlanmış.

Ama yok, ben şimdi “TV’nin zararlarını say say, bitmez” dersi vermeye niyetli değilim. Yine de kendi kendime Melis’in seyretmesine izin verdiğim programların kritiğini yaparken, buna sizi de ortak edeceğim.

 TRT çocuk’taki Gece Bahçesi: Tam bir felaket! Çocuklara olan faydasını anlayabilmem mümkün olamadı bugüne kadar. Trene “Ninki-Nong”, uçan daireye “Pinki-Pong”, ağaçta öten kuşlara “Ketifır” denen BBC yapımı bir program. 2 yaşından küçük bir çocuğun varsa da bildiği birkaç kelimeyi birbirine sokan bir kelime dağarcığıyla, benim listemde sonuncu sırada. Melis başlardaGece Bahçesi’ne bayılıyordu. Sonraları, kızım zekasını bana kanıtladı ve bu programdan sıkıldığını gösterdi. Çok şükür bu programı artık hiç açmıyoruz.

 Maisy-DVD: Favorim! Şekillerin genelde keskin çizgilerle çizildiği, canlı renklerle basit figürlerin yer aldığı bir çizgi film. Kahramınımız Maisy, arkadaş canlısı, hayatı dolu dolu yaşayan bir fare! Bazen yılbaşı ağacı süsleyip, zencefilli kurabiye yapan; başka gün arkadaşlarıyla kumsala giden Maisy, çocuk olmanın güzel heyecanlarını ve saflığını taşıyor.

 Babyfirst TV programları: “Fred ve Fiona” ile saklambaç heyecanı, “Ayıcık Bonnie” ile varlık ve canlıların seslerini tanıma oyunu ön plana çıkarken, bazı programlar ise bence 2 yaş için fazla bilgi ve hareket içeriyor. Mesela, “Tavşancık Henry” mütemadiyen kafayı çekmiş gibi konuşurken, “Sayı Çifliği” ve “Sayı Zamanı” gibi programlar küçüklerimizi zamanından önce sayılarla tanıştırıyor…

 BabyTV: Özellikle şarkı programlarını Melis ile çok seviyoruz. Bana kalırsa, çizgi film halindeki video klipler bebeklerin MTV’si tadında :)

 Elektronik medyanın hayatımızdaki yerini tabii ki yadsıyamayız. Zararlı etkilerinin tümünü çocuklarımızın hayatından çıkarmamız da mümkün değil. Ancak muhtemel etkilerini nasıl yönetebileceğimiz ve çocuklarımızın elektronik medyayı kullanırken izleyecekleri kuralları oluşturmak bizim elimizde.

Yorumlar:

  1. cigdem koc

    yazıyı okuyunca gecen hafta tatilde karsılastıgım bir cocuktan bahsetmek istedim. cocuk 3-4 yaslarında veelinden portatif dvd player dusurmuyordu. annesi babası yemek yerken cosun dvd seyrediyor ve annesi yemek yediriyor, sahilde yine dvdsiyle oturuyor, aksamları yine dvd player olmadan oturmuyor. Dvd olmadan yasayamaz gibi bir izlenim bıraktı bende ve tabii ki cok asosyal gorunuyordu

  2. Tamer Yiğit

    Hatırladığım birşey var…
    Belki Melis’ten büyüktük ama Clementine isminde bir Fransız çizgi filmi vardı.
    Korkunç şeyler olurdu, kan, dövüş, canavar gibi gibi gibi…
    Korka korka izlerdik…
    Hangi mantığa hizmetle, TRT o zaman çocuklara izletirdi ki bu çizgi diziyi???

    • Ben hala hatırlıyorum Malmot denen ateşten yaratığın rengini, cismini…Beni bir tarafa bırakalım, benden 5 yaş küçük kardeşim de seyrediyordu bu çizgi filmi!Zavallım her Malmot’un göründüğü sahnede koşa koşa gelir yüzünü kucağıma kapatırdı…Aslında anne babalarımıza da biraz sataşmak lazım bu konuda. TRT’de gösteriliyor diye kontrol etmeden bize niye seyrettirmişler diye sormak lazım. Allah bilir haberleri bile yoktur bu tür çizgi filmlerin varlığından…

Yorum yazın

Switch to our mobile site